Gencin kendini geri çekmesinin imkânı yoktu, kollarıyla onun vücudunu destekler vaziyette oturuyordu. O anda beyninden hiçbir görüntü geçmiyordu. Sadece gün kadar ılık ve aşk kadar sıcak renkler, ışıklar ve alevler parlıyordu. Tekrar kıza eğildi. Ama onun dudaklarında sözler vardı.
“Bana ne zaman âşık oldun?”diye fısıldadı kız.
“En baştan, ilk andan, seni ilk gördüğümden beri. O anda çılgın gibi tutuldum sana. Aradan geçen onca zamanda daha da çıldırdım. Şimdiyse, mecnun gibi sevgilim. Aklım başımdan gitti adeta, mutluluktan başım dönüyor.”
Hafifçe Martin’in omzuna yaslandı ve genç onun daha rahat olmasını sağlamak için pozisyonunu değiştirince yaslanmaya devam etti.
Çılgınlıktı ama Ruth, bunun bir çılgınlık olduğunu düşünmeyi reddetti. O anda Ruth değil, ihtiyaçları olan bir kadındı; hafiften de olsa Martin’e yaslandığında ihtiyaçları giderilmiş oldu. Artık yorgun değildi.
Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olamaz, mesela… mesela sizinki gibi olamaz.