Herkesin birden fazla yönü var ve mutluluk ile mutsuzluk aynı anda var olabiliyor, her şey göreceli. Dürüst olmak gerekirse, benden başka kimse bana tepeden bakmıyordu. Arkadaşımın o gün attığı mesajları dönüp tekrar okuduğumda, yaptığı yorumu aslında kolaylıkla görmezden gelebileceğimi fark ettim. Fakat bana tepeden baktığını varsaydığım için yazdığı da anlamının ötesine geçmişti. O yüzden sert bir cevapla onu kışkırttırı. Ondan sert bir tepki almaya çalışmıştım. İlişkiyi bitirmek için yapmıştım bunu.
Umarım, kendilerine tepeden bakıldığını düşündükleri için ilişkilerini bitiren herkes, benim gibi aşırı uçlarda dü-şünen herkes bunları okur. Hepimizin pek çok yönü. O ka-dar basit. Bir ilişkiyi tek bir sebepten devam ettiremez ya da bitiremeyiz. Bunu mantıken anlasam da yüreğim bunu an-lamakta güçlük çekiyor. Mutsuzluk yağ gibi üste çıkarken mutluluk dibe çöküyor. Fakat ikisini de içinde bulunduran kaba hayat diyor ve tam da burada teselli ve neşe buluyoruz.
Cennet ve cehennemin kapıları mümkün olup açılsaydı, insanlar birindeki neşe, ihtişam ve sonsuz mutluluğu, diğerindeki dehşeti görebilseydi ve insanın mantık gücüne göre her ikisini de değerlendirseydi, birincisi yani cennet, ikincisine göre dünyayı düzeltme konusunda çok daha güçlü bir etkiye sahip olurdu.
"Hayatın bana sürekli neşe sunmasını beklemeyi bıraktım. Bazen sadece tteokbokki yerken hissettiğim o on dakikalık küçük sıcaklık bile, hayatın yaşamaya değer olduğunu hatırlatmam için bana yetiyor."
"Bazen içimde ne hüzün kalıyor ne de neşe. Tamamen bomboş ve hissizleşmiş gibi oluyorum. En çok da bu hissizlik halinden korkuyorum. Çünkü acı çekmek bile, bir şekilde hâlâ hayatta olduğumu hissettiriyordu. Hissizleşmek ise ruhun yavaşça ölmesi gibi."