Ahmet ile Zeynep isimlerinde iki çocuk ayrılıp mektuplaşma yoluyla birbirlerine yaşadıkları olayları anlatırlar. Ahmet ile Zeynep eskiden aynı okulda okumaktadırlar, ancak Zeynep sonra Ankara'ya taşınır. Mektuplaşmaya söz vermişlerdir. Zeynep'in Metin, Ahmet'in ise Fatoş adında birer de kardeşleri vardır. Ahmet Zeynep'e, Zeynep de Ahmet'e, okulda, evlerinde yaşadıkları olayları anlatırlar. Bu kitap çocukların annelerini, babalarını ve öğretmenlerini nasıl gördüklerini anlatır ve çocukların kendini nasıl savunması gerektiğini öğretir.
kendi istedikleri şeyi düşünenlerin suç işlediği ve buna da “Düşünce Suçu” dendiği gerçeğinden kaçamıyor insanlar. Tabi her suçun cezası olduğu gibi bu düşünce suçunu işleyenleri de cezalandırıyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse sistem o denli beyinleri sıfırlıyor ki okullarda eğitim alan çocuklar, anne ve babalarını bile düşünce polisine şikayet ediyor. Hatta düşünce polisi de bu düşünce suçunu işleyenleri yok ediyor. Çünkü Partinin istemediği gibi düşünmek yasaktır. Bütün eski dergiler, kitaplar partinin istediği gibi yeniden yazılıp eskileri yok ederek partinin düşüncelerini yaşatmak amaçlanıyor. İşte kitabımız da Winston Smith isminde bir parti üyesinin, en büyük suçu işlemesiyle başlıyor, anlayacağınız üzere işlediği suç, düşünce suçudur.
Kitap üzerine söyleyeceğim sayısız cümlem var fakat bir iki cümle ana fikrimi anlatacaktır. Baskıcı hükümetlerin ve diktatör yönetimlerin istediklerine göz yummaya başlayan medeniyetlerin giderek 1984 kitabının gerçeklerine sürüklendiğini kesindir. Tam bağımsızlık ve egemenlik sadece sınırlarımızda değil beyinlerimizde, düşüncelerimizde de olmalıdır.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,8bin okunma
Yaşar Yaşamaz adlı karakter hapse girmesinin ardından mahkûm arkadaşlarına hayat hikâyesini anlatır. Devlet, Yaşar Yaşamaz'ın nüfus kayıtlarına göre bir ölü olduğunu düşünmektedir ama yine de askerlik görevini yerine getirir. Yaşar nüfus kâğıdı çıkaramaz ve olaylar hem güldürü hem de düşündürücü şekilde gelişir.
Yaşar'ın ilkokula başlayabilmesi için nüfus kağıdına ihtiyacı vardır. Ancak nüfus dairesindeki kütüğe göre 12 yaşındaki Yaşar Çanakkale Savaşı'nda şehit düşmüştür. Bu yüzden nüfus kağıdı Yaşar'a verilmez. Zaman geçer ve Yaşar asker kaçağı olarak adlandırılıp askere çağrılır. Terhis olma zamanı geldiğinde de Yaşar kütüğe göre yaşamadığı için terhis edilemez. Zar zor terhis edilir. Bu sefer Yaşar'ın babasının öldüğü öğrenilir. Yaşar babasının borçlarını ödemek zorunda bırakılmasına karşın nüfus kağıdı olmadığı için mirasını alamaz. Babasının ölümünden sonra İstanbul'a gelir ve köyden tanıdığı olan Satı Bey'in yanına gider. Satı Bey çok saygı duyulan bir adam olduğundan onun bir kağıdıyla istediği işe girebileceğini öğrenir. Satı Bey'in yazdığı kâğıtla müzeye iş bulma ümidiyle gider fakat yazı silinmiş olduğundan dolayı müzede çalışmak yerine müzeyi gezmekle yetinir. Zaman geçer ve birisiyle manav dükkânı açarlar. Manav işi ilerler fakat bir gün adamın tüm parayı alıp kaçtığını öğrenir. Mahkemeye başvurmak istese de nüfus kağıdı olmadığı için hakkını arayamaz.