Victor Hugo, Fransa’da idamların gerçekleştirildiği ünlü Grevé Meydanı’nda bir idama tanık olur. Bu infazın gerçekleştirilmesi onu derinden sarsar. Artık bir meselesi vardır. O dönemde infazları kanıksamış Fransız halkına idamın insanlık dışı olduğunu fark ettirmek. Yazarlığının yanında bir devlet adamı olan Hugo, siyasi alanda infazların kaldırılması için de belki çaba harcamıştır ama edebiyattaki tezahürünü Bir İdam Mahkûmunun Son Günü’nde rahatlıkla görebiliyorum.
1832 yılındaki basımı için yazdığı önsözde Hugo, bu romanı neden yazdığını anlatmış. Hugo’ya göre bir mahkûm, başka birinin canını almış olabilir fakat kanun koyucuları ve uygulayıcıları da aynı şekilde “kısasa kısas” zihniyetiyle bunu mahkûma uygulamak zorunda değildir. Müebbet hapis yeterlidir. Kitabın 23. sayfasında Hugo, “Gardiyanın yeterli olduğu yerde cellada gerek yoktur,” der. Müebbet hapiste mahkûm belki bir nebze iyileştirilebilir.