Hepimiz zübüğüz. Çevremizde yüzlerce Zübük var. Bize zübüklük yapıldığını bile bile zübükçe karşılık veriyoruz. Zübüklüğümüze doymadan bu dünyadan göçüp gideceğiz. Zübüklük bakî….
Otomatik Portakal inanılmaz bir distopya okudum.. George Orwell 1984 okuduğumda da böyle olmuştum. Üzerimden tır geçmiş gibi aynı zamanda beynime hava geçmiyor gibi.. Esasen boğuluyorum gibi. Bazı kitaplar insanı kendilerine öyle bir çekiyorlar ki olayları birebir yaşıyor gibi oluyorsunuz. Alex’in yaptıkları, onun gibilerin yarattıkları dünya, kötü bir insanı iyi etme çalışmaları/tedavileri her biri ayrıca konuşulacak bir konular. Kitabın bitişindeki silsileyi unutamayacağım sanırım. Kötü biri kötü çocuğu yetiştirir. Kötü çocuk da kendi kötü çocuğunu... kıyamete kadar böyle gider. Ve hiçbir şey yapamazsınız ..
Altıncı Koğuş bir çırpıda okudum. Yönetenlerin, yönettiklerinin yaşadıklarından bihaber oldukları, onların acılarını hiçbir şekilde anlamadıkları ve anlayamacakları gerçeğini akıl hastanesi üzerinden anlatmış yazar. Yönetilenin acısını ancak onun konumuna geçerseniz anlayabilirsiniz. Gerçekten de öyle oluyor Andrey gerçek acıyı yaşıyor ve dayanamayarak ölüyor... İvan mükemmel bir karakterdi. Bence asıl “akıllı” adledilen birçok insandan daha “akıllı” idi ve çevremizde bazen bu durumu yaşıyoruz. Ne dersiniz? :)