Ben kimim, başkalarının etiketlerinden bağımsız olarak, ‘gerçekte’ ben kimim diye düşündünüz mü hiç? Peki, kendi içinizdeki ‘gerçek’ kimliğiniz ve yansıttığınız arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?
İnsanlığımı yitirirken, Oba Yozo adlı karakterin yazdığı anılardan oluşuyor. Yozo, kendini ait hissetmediği bir dünyada, ölümüne korktuğu insanlar ile sürtüşmemek için ‘soytarı’ adını verdiği bir kabuk yaratıyor kendine. Etrafında bulunan birçok insanın aksine, yalnızca biz okurlar, onun hatıratları aracılığıyla ‘gerçek’ Yozo’yu görüyoruz ve anlıyoruz (belki de anladığımızı sanıyoruz).
Yozo’nun günlüklerini okurken bazı zaman kendimi gördüm; yarattığı ‘soytarı’ ile kendi kafasındaki ‘gerçek kimliği’ arasında var olan uçurumu –bu açıdan- yalnız olmamanın hüzünlü mutluluğu ile okudum.
Yazar Dazai’nin hayatıyla birçok paralellik taşıyan bu roman, kesinlikle okunmaya değer bir Japon klasiği.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde 'insan' dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor."
"Mutsuzluk. Bu dünyada birçok mutsuz insan... hayır, bu dünya mutsuz insanlarla dolu desem abartmış olmam herhalde. Yine de utanç duymadan 'topluma' gösterebilecekleri sefaletlere sahiplerdi. 'Toplum' ise onların bu gösterisini hemen anlar ve onlara sempati duyardı. Öte yandan benim mutsuzluğum tamamen kendi suçluluğumun ürünüydü, bu yüzden başvurabileceğim kimse yoktu."