Japon klasikleri dizisinin en sevdiğim kitabını okudum; umarım bu gerilim dolu öyküleri unutup tekrar okuma fırsatı bulurum. Evet, bu derece gönlüme giren bir klasik oldu Aynalar Cehennemi ve Diğer Öyküler...
Çevirmenin önemli notlarıyla girişi süsleyen ve sonrasında 12 öykü ile ilerleyen 224 sayfalık bu kitap herkesin kütüphanesinde bulunmalı ve okunmalı. Bir gün içinde bitirdiğim ve bir yandan da sona gelmek istemediğim enfes bir yolculuktu. Ama her yolculuğun bir başlangıcı olduğu gibi bitişi de vardı... Bu kitabı diğerlerinden ayıran en belirgin fark ise durgunluğun ve sıradanlığın hiç olmamasıydı, sürekli heyecanın ve gerilimin yükselişi okuma sürecinin diri tutulmasına olanak sağladı benim için. Anlatımın akıcılığı da kolay okunmasını sağlayan diğer bir unsurdu. Yazar ile yeni tanışan ben ve benim gibi okur arkadaşlar rahatlıkla okuyabilir.
En çok yaşadığım duygu ise şaşkınlıktı... En son ne zaman bir kitabı okurken bu kadar şaşırdım diye sordum kendime. Hiç tahmin edemeyeceğiniz öykü finalleri, acaba gerçek mi ya da gerçekten öyle miydi diye düşünceler ve soru işaretleriyle baş başa bırakıyor sizi.
Gelenekselliğe boğulmuş ve tam bir dönem kitapları okuduğunuzu hissettiren ''Japon Klasikleri Dizisi'' burada farklı bir şekilde karşılıyor bizleri. Aslında bu öyküler de belli bir dönemi konu alan ve bazı olayların etkisiyle yazılmış hikayeler. Ama okurken dönemin kendisinden ziyade olay örgüsü ve kurgu ile büyüleniyorsunuz ve bu okuru her anlamda tatmin eden bir boyuta ulaştırıyor.
Japonya'da bu tür kitapların doğuşuna sebep olan büyük bir olay yaşanmış ve sonrasında bu gibi kitapların yazılması ve okunması artmış. 1923 yılında ülkede büyük bir deprem olunca Japonlar hayatlarının ve yaptıkları inşaların nasıl yerle bir olduğuna şahit olur ve Doğalcılık akımından