Duygu Satoğlu

Japon Klasikleri-6
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 55. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2022 00:26
Japon klasikleri dizisinin en sevdiğim kitabını okudum; umarım bu gerilim dolu öyküleri unutup tekrar okuma fırsatı bulurum. Evet, bu derece gönlüme giren bir klasik oldu Aynalar Cehennemi ve Diğer Öyküler... Çevirmenin önemli notlarıyla girişi süsleyen ve sonrasında 12 öykü ile ilerleyen 224 sayfalık bu kitap herkesin kütüphanesinde bulunmalı ve okunmalı. Bir gün içinde bitirdiğim ve bir yandan da sona gelmek istemediğim enfes bir yolculuktu. Ama her yolculuğun bir başlangıcı olduğu gibi bitişi de vardı... Bu kitabı diğerlerinden ayıran en belirgin fark ise durgunluğun ve sıradanlığın hiç olmamasıydı, sürekli heyecanın ve gerilimin yükselişi okuma sürecinin diri tutulmasına olanak sağladı benim için. Anlatımın akıcılığı da kolay okunmasını sağlayan diğer bir unsurdu. Yazar ile yeni tanışan ben ve benim gibi okur arkadaşlar rahatlıkla okuyabilir. En çok yaşadığım duygu ise şaşkınlıktı... En son ne zaman bir kitabı okurken bu kadar şaşırdım diye sordum kendime. Hiç tahmin edemeyeceğiniz öykü finalleri, acaba gerçek mi ya da gerçekten öyle miydi diye düşünceler ve soru işaretleriyle baş başa bırakıyor sizi. Gelenekselliğe boğulmuş ve tam bir dönem kitapları okuduğunuzu hissettiren ''Japon Klasikleri Dizisi'' burada farklı bir şekilde karşılıyor bizleri. Aslında bu öyküler de belli bir dönemi konu alan ve bazı olayların etkisiyle yazılmış hikayeler. Ama okurken dönemin kendisinden ziyade olay örgüsü ve kurgu ile büyüleniyorsunuz ve bu okuru her anlamda tatmin eden bir boyuta ulaştırıyor. Japonya'da bu tür kitapların doğuşuna sebep olan büyük bir olay yaşanmış ve sonrasında bu gibi kitapların yazılması ve okunması artmış. 1923 yılında ülkede büyük bir deprem olunca Japonlar hayatlarının ve yaptıkları inşaların nasıl yerle bir olduğuna şahit olur ve Doğalcılık akımından
Edebiyat
Aynalar Cehennemi ve Diğer ÖykülerEdogawa Rampo · İthaki Yayınları · 20221,763 okunma
Reklam
7/10
·104 syf.··
2021 122. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2021 18:18
Tanizaki’den okuduğum ikinci kitapla merhaba . Burdan hareketle kendimde bir iki kelam etme hakkını bulabilirim sanırım. Alt metin kullanmıyoruz. İmgeleme neredeyse hiç yok. Karakterlerimizin dilinden okuyoruz kitabı. Onlar anlatıyor biz dinliyoruz. Öyle ahım şahım betimlemeler, vaay dedirtecek tespitler, bunu bilmiyordum diyebileceğiniz enteresan bilgiler de yok. O yok bu yok. Ama zevkle de okuyorsunuz, kitap akıp gidiyor. Nasıl oluyor yahu? İnsana okurluğunu sorgulatıyorsunuz sayın Tanizaki. Efendim Tanizaki’nin olayı şu. Aklımızla oyun oynuyor. Oyun oynamayı çok sevdiğinden yazarken epey eğlendiğini düşünüyorum. Bir sayfada okuyup, evet böyle dediğiniz şeyi diğer sayfaya geçince savunamıyorsunuz. Karakterleri hamur gibi yoğuruyor. Onların kişiliklerinin, düşünce biçimlerinin arasındaki kıvrımlarda geziniyor. Bazen kitabın sonunda, bazen sadece bir sayfa sonra kendinizi tersköşe yapılmış, minderde sırt üstü yatarken buluyorsunuz. Yattığınız yerden safça “aaa” diye mırıldanıyorsunuz. Bir kedi, bir adam, iki kadın.. Terk edilen kadın kırık bir çömlek alıp çıktığı evden sadece evin kedisi Lili’yi ister. Altı üstü kedidir. Ama hepsinin altından girip üstünden çıkar. Çünkü bir hayvanın, bir nesnenin ya da bir anının, hatta bir kokunun hayatlarımızın neresine kıvrılıp yattığını, hangi boşluğa tekabül ettiğini bilemeyiz bazen. Jenga oynarken aradan küçücük bir tahta parçasını çekersiniz, her şey yıkılır. İşte kedimiz Lili aradaki küçük tahta parçasıdır. Kitabın sonu İran filmleri gibi muğlak, tam bir yere bağlanmıyor. Sonu kesin olmayan kitapları okuyunca sinirlenenler varsa diye not düşmeyi görev biliyorum. Sinan Ceylan çevirisiyle..Keyifli okumalar..
Japon Edebiyatı
Bir Kedi, Bir Adam, İki KadınCuniçiro Tanizaki · Jaguar Kitap · 20175bin okunma
Bu Kitabı Herkes Okumalı!
9/10
·128 syf.··
2022 75. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2022 19:00
YouTube kitap kanalımda Japon edebiyatı ve Osamu Dazai hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/QbT0zmxxnoM Dostoyevski, Tezer Özlü, Sadık Hidayet ve Charles Bukowski'nin genlerinden alınıp ortaya hibrit bir kitap çıkartılmak istenseydi o kitabın adı ne olurdu? Bence İnsanlığımı Yitirirken Hayatımda ilk kez bir Japon edebiyatı kitabı için inceleme yazıyorum. Sizin de Uzakdoğu ve özellikle de Japon kültürüne merakınız var mı? O halde bu ülke edebiyatına başlangıç yapmak isteyenleriniz varsa öncelikle Japon Yapmış ve Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler ve İncelemeler kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Sonrasında Mişima, Dazai, Tanizaki ve Soseki gibi yazarların kitaplarıyla devam edebilirsiniz. Ben bu kitapta Fyodor Dostoyevski kitaplarında olduğu gibi delilik ve dahilik ikilemini, Tezer Özlü'de olduğu gibi çocukluk acılarını ve gitme kaygısını, Sadık Hidayet'te olduğu gibi varoluşsal boşluğun kötü alışkanlıklarla doldurulmaya çalışılmasını ve Charles Bukowski'de olduğu gibi de alabildiğine alkolizmi gördüm. Yani bu kitap bana birkaç yazarın tarzının birleşimi gibi geldi tam olarak. Her zaman şöyle demişimdir: Kendi kendime sorular sormamı sağlayan bir kitap, nitelikli bir kitaptır. İşte Osamu Dazai'nin de bize sormak istediği sorulardan bazılarını çok net yakalayabiliyoruz bu kitapta: İnsan olmak nedir? Ne kadar insanız? Toplum içinde onaylanmak için hangi rollere giriyoruz? Neden yalnızız? Bu hayat yaşamaya değer mi? Bu soruları sadece sormakla da kalmıyor Dazai, kitabın 68. sayfasında bir tanesini cevaplıyor hepimiz için: "O ümitsiz memnun etme ihtiyacım baş gösterdiğinde, aniden garip, zayıf, aptalca süslemeler veya başka şeyler ekliyorum gerçeğe." [s. 68] Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben de Osamu Dazai gibi toplumun içinde o mecburi rollere girdiğim bazı anlar yaşıyorum. Benim de zayıf ve aptalca süslemeler eklediğim oluyor kendi
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma