Duygu Satoğlu

"Hiçbir kadın kendisine eziyet etmeden, çünkü iffet belli toplumlar tarafından bilinmeyen sebeplerle icat edilmiş bir fetiştir, kaçınılmaz acılar çekmeden Londra'ya kadar yürüyüp sahne kapısında duramaz, oyuncu- yönetmenler arasına giremezdi. O zamanlarda, hatta şimdilerde bile, iffet bir kadının yaşamında dini bir öneme sahipti. Kendini sinirlerin ve güdülerin çevresine öyle bir dolamıştı ki onu kesip atmak ve gün ışığına çıkarmak nadir görülen bir cesaret gerektiriyordu. Şair ve oyun yazarı bir kadın için on altıncı yüzyıl İngiltere'sinde özgür bir yaşam sürmek, pekala onu öldürebilecek şiddetli bir baskı ve ikilem anlamına gelirdi. Eğer hayatta kalsaydı bile tüm yazdıkları, gergin ve hastalıklı bir hayal gücünün ürünü olduğu için sapkın ve çarpık olurdu. Kuşkusuz, eserlerinde imzası bulunmazdı, diye düşündüm içlerinde kadınlar tarafından yazılmış oyunların bulunmadığı raflara göz gezdirirken."
Sayfa 61 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Eğer birisi herhangi bir yeteneğin değerini şimdi açıklayabiliyor olsa bile bu değer zaman geçtikçe değişecektir. Öyle ki yüz yıl sonra belki de bütünüyle değişmiş olacaktır. Hatta, diye düşündüm evimin kapısına vardığımda, yüz yıl sonra kadınlar korunmuş cinsiyet olmaktan çıkacaklardır. Bir zamanlar kabul edilmedikleri tüm etkinliklerde, tüm uğraşlarda yer alacaklardır."
Sayfa 49 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
"Hiçbir erkekten nefret etmeme gerek yoktu; hiçbiri beni incitemezdi. Hiçbir erkeğe övgüler dizmeme de gerek yoktu; bana verecekleri hiçbir şey yoktu. Böylece, insan ırkının diğer yarısına karşı belli belirsiz, yeni bir tutum geliştirirken buldum kendimi. Bir sınıfı ya da cinsiyeti bütünüyle suçlamak anlamsızdı. Büyük insan kitleleri hiçbir zaman eylemlerinden sorumlu değildi."
Sayfa 47 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
"Gezegenimizde çok kısa bir süredir misafir olan biri bile gazeteyi eline aldığında yalnızca bu dağınık ifadelere bakarak İngiltere'nin ataerkil bir yönetim altında olduğunu anlardı. Aklı başında olan herkes profesörün hakimiyetini fark ederdi. Güç de ondaydı, para da, nüfuz da. Gazetenin sahibi de oydu, editörü de, editör yardımcısı da. Dışişleri Bakanı da oydu, yargıç da. Bir kriket oyuncusuydu, yarış atları ve yatlar onundu. Hissedarlarına yüzde iki yüz hisse veren şirketin yöneticisiydi. Kendi yönettiği üniversitelere ve hayır kurumlarına milyonlar bırakan yine oydu. Kadın oyuncuyu havada asılı bırakmıştı. Et bıçağının üzerindeki kılın insan kılı olup olmadığına o karar verecekti. Katili temize çıkaracak ya da suçlu bulacak; serbest bırakacak ya da asacak kişi yine oydu."
Sayfa 42 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu

Duygu Satoğlu

, bir kitap okudu
10/10
·50 syf.·
Beğendi
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2020 04:00
·
2020 11. kitabı
Stefan Zweig
7.8/10 · 75,1bin okunma