10/10
·232 syf.··
2026 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:12
Kitabı okurken her bir bölüm bambaşka düşüncelere götürdü beni. Çocuk gelişimci ve öğretmen olarak çok keyifle okudum. Toplum içinde kurulan kalıpların evlerimize hatta ebeveyn olarak aldığımız sorumluluklara kadar dahil olan kalıplar… peki bu durumunu ebeveyn olarak ifade ederken çocuk ne anlıyor çok net bir biçimde kitapta ifade ediyor. Sadece ebeveynlikle de alakalı değil. Bir çocuğun dünyasını anlamaya, kurduğumuz cümlelerin etkilerine, yaşamımız boyunca anlaşılması basit olan şeylerin aslında anlaşılması güç haline getirilmesi üzerine nasıl o gücü aşabileceğimizi ifade ediyor. Kesinlikle herkesin okuması gerektiği bir kitap
Kırk Kere SöyledimZiya Selçuk · Kronik Kitap · 20221,935 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 10. kitabı
Son yıllarda modern kişisel gelişim ve psikoloji edebiyatında büyük ilgi gören bu eser, iyiliğin, fedakarlığın ve empati kurmanın insan hayatına getirdiği duygusal yükleri masaya yatırır. Kitap, "iyi insan" olmanın toplum tarafından takdir edilmesine rağmen, bireysel hayatta neden genellikle hayal kırıklığı, suistimal edilme ve yalnızlıkla sonuçlandığını derinlemesine inceler. Kitabın merkezinde, iyi niyetli insanların sınır çizmekte zorlanması, hayır diyememesi ve başkalarını mutlu etmek uğruna kendi ruh sağlıklarını ihmal etmesi yatıyor. Yazar, iyiliği saf bir saflık veya zayıflık olarak değil, taşınması zor bir sorumluluk ve erdem olarak ele alır. Kitap boyunca okuyucuya, kalbin temizliğini korurken aynı zamanda kendini duygusal sömürüden korumanın yolları, yani "sağlıklı bencillik" ve "sınır koyma" becerileri anlatılır. Güçlü Yönleri: Okuyucuya suçluluk hissettirmeden, içsel bir farkındalık kazandırıyor. Günümüz dünyasındaki ilişkilerde yaşanan narsistik sömürüyü ve iyi niyet suistimallerini çok net tespit ediyor.
Kalbi İyi Olanın Yolu ZordurMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 20241,465 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·184 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 21:56
Sevme Kusurları'nda gördüğüm en önemli şey, aynalama yöntemi sayesinde insanın biraz olsun kendi hatalarıyla yüzleşebilmesi, kendini görebilmesi ve test edebilmesi. Kitabın içindeki testler, düşünce yapımızın derinliklerini ve günlük yaşam içinde nasıl bir bakış açısına sahip olduğumuzu çok net bir şekilde gösteriyor. Ağır psikoloji kitaplarına göre daha akıcı, insanı sıkmadan çabukça bitirilebilen, bir solukta okunabilecek bir tarzı var. Hem motivasyonunuzu artıracak hem de kendinize ve yaşamınıza bakış açınızı değiştirecek Sadece bu kitabı değil, Müthiş Psikoloji serisinin diğer kitaplarını da kesinlikle tavsiye ederim. Kendi iç dünyasına yolculuk yapmak isteyenler kaçırmasın! Sevgi sandığınız kusurları hayatınızdan çıkardığınızda geriye emeğinizle büyüyen eşsiz bir mutluluk, güven ve huzur hissi kalacaktır.
Duygu ve Düşünce
Sevme KusurlarıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 20203,288 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
"Ne yapacağımı biliyorum ama bir türlü başlayamıyorum" diyenler için yazılmış bir el kitabı. Mümin Sekman, buradaki tıkanıklığı (ataleti) ve ürettiğimiz bahaneleri çok net yüzümüze vuruyor. Kitap havada motivasyon cümleleriyle vakit kaybetmiyor; doğrudan harekete geçme yöntemleri veriyor. Kararsızlığı bitirmek ve ertelemeyi bırakmak için pratik çözümler sunuyor. Kısacası; ilk adımı atmakta zorlanıyorsan, seni koltuğundan kaldırıp işinin başına oturtacak, kısa ve net bir rehber.
Ataleti YenmekMümin Sekman · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 20242,956 okunma
Yılkı Atı
Puan vermedi·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 11:01
Öğretmenimin tavsiyesiyle yakın zamanda elime alıp okuduğum bir kitaptı Abbas Sayar’ın Yılkı Atı. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitaba başlarken beklentim biraz daha farklıydı ama okuma sürecim beklediğimden biraz daha mesafeli geçti. Kitap, genel olarak çok beğenerek, elimden düşürmeyerek okuduğum bir eser olamadı maalesef. Hikayenin özü aslında çok derin ve etkileyici. Yaşlandığı, kışın ona bakmak masraflı geleceği için sahibi tarafından doğaya, ölüme terk edilen emektar bir atın (Dorukısrak’ın) hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Bu yönüyle bakıldığında insan doğasının ne kadar acımasız olabileceğini, vefasızlığı ve sadakatsizliği çok net yüzümüze çarpıyor. Dorukısrak’ın o sert kış koşullarında doğayla ve kurtlarla mücadelesi gerçekten iç burkan, insanı düşündüren bir dram. Ancak beni kitaptan biraz uzaklaştıran ve okurken zorlayan kısım kesinlikle yazarın dili ve anlatım biçimi oldu. Yazım dili bana biraz karmaşık ve ağır geldi. Dönemin, bölgenin yerel ağızlarına, eski ve yoğun kelimelerine fazlaca yer verilmiş olması okuma akışımı sürekli böldü. Cümlelerin yapısı ve anlatım tarzı o kadar katmanlı ve yerel ögelerle doluydu ki, hikayenin duygusuna tam anlamıyla konsantre olamadım. Kendimi konunun akışına bırakmak isterken, sürekli dilin o karmaşık yapısına takılıp kaldım. Ama tüm bu dil karmaşasına ve mesafeli duruşuma rağmen, kitabın bende bıraktığı o buruk hissi ve doğanın ortasındaki hayatta kalma direnişini kolay kolay unutamayacağımı biliyorum. Yazarın kelimeleri ne kadar ağır gelirse gelsin, bir canlının özgürlük ve yaşam uğruna verdiği o asil mücadeleyi içimde hissetmek, insana dair çok derin bir muhasebe yapmamı sağladı. Belki okurken yoruldum ama kitabın kapağını kapattığımda, Dorukısrak’ın o mağrur duruşunun ruhuma dokunduğunu ve bana çok
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
6/10
·614 syf.··
2026 5. kitabı
Hem yazarını hem yayınevini uzun zamandır severek takip ediyorum. Üstelik ilk ve tek imzalı kitabım olması sebebiyle benim için manevi değeri de oldukça büyük. Hikâyeye de yabancı değildim; Wattpad döneminde bölümler gelir gelmez okuyanlardan biriydim. Bu yüzden kitaba başlarken oldukça heyecanlıydım ve dürüst olmak gerekirse okurken de sıkılmadım. Kalınlığına rağmen akıcıydı, merak unsuru güçlüydü ve sayfaları çevirmeye devam ettim. Ancak kitabı bitirdikten sonra üzerine düşündüğümde ve farklı eleştirileri dinlediğimde, ilk okuduğum dönemde görmezden geldiğim ya da fark etmediğim bazı problemleri fark ettim. Bugün dönüp baktığımda kitabın güçlü bir fikre sahip olduğunu düşünüyorum ama bu fikrin uygulanışında ciddi eksikler olduğunu da kabul ediyorum. Özellikle hafıza kaybı temasının işlenişi benim için en büyük sorunlardan biri hâline geldi. Ana karakter Meira hafızasını tamamen kaybetmiş şekilde uyanıyor. Böyle bir durumda bir insanın ilk refleksi çevresini anlamaya çalışmak, korkmak, tedirgin olmak ve hayatta kalma içgüdüsüyle hareket etmek olur. Üstelik gözlerini açtığında kendisini tanımadığı bir evde ve karşısında tanımadığı bir erkekle buluyor. Normal şartlarda hafızasını kaybetmiş birinin öncelikle kendi bedenine, kim olduğuna, nerede olduğuna ve karşısındaki insana karşı büyük bir yabancılık hissetmesi gerekir. Fakat Meira'nın davranışları çoğu zaman bunun tam tersini yansıtıyor. Karşısındaki kişiyi tanımıyormuş gibi değil de sanki geçmişten aşina olduğu biriymiş gibi tepki veriyor. Kendisini sorgulaması gereken anlarda karşısındaki erkeğin görünüşünü incelemesi, onu betimlemesi veya aralarındaki gerilimin ön plana çıkması bana oldukça yapay geldi. Çünkü karakterin içinde bulunduğu psikolojik durumla verdiği tepkiler arasında bir uyumsuzluk var. Hafızasını
Lilith'in GözyaşlarıAnna Tsintsadze · Lapis Yayınları · 2025568 okunma