1 YILLIK EMEĞİM 2 SAATTE ÇÖP OLDU..
Mebi'nin demelerinden çıkacak dediler. O kadar gidip tüm denemelerini çözdüm. Matematikten 12-15 net yapan ben şuan lgs den 8 netim bile çıkmadı. Mebi denemeleriyle gerçek sınavın gram alakası yoktu. Hakkımız yendi Yusuf Tekin'e hiçbir şey demiyorum...

Beytulsu

@2012betul
·
LGS BİTTİ şükürler olsun umarım istediğim liseye gidebilirim
Bu da böyle bir teşekkür...
Bütün bu eleştirilerimin ve yazdıklarımın tamamen dışında kalan, hayatımda hakkını teslim etmek ve övmek istediğim bir erkek var: Babam. Kendisi ev işlerinden alet edevat işlerine, bitki bakımından bir insanın davranışlarını ve duygularını anlamaya kadar her şeyden anlar. Elbette onun da zorlandığı ya da hata yaptığı konular olabilir ama kendisi hayatta örnek aldığım en önemli insanlardan biri. Eğer o öyle bir baba olmasaydı, ben de bugün böyle bir kız olmazdım; hem elinden her iş gelen hem açık fikirli hem de kendini bu kadar net ifade edebilen bir insan haline gelemezdim. Erkeklerin tamamen umutsuz vaka olmadığını, doğru ve sağduyulu bir modelin nasıl olması gerektiğini bana gösterdiği için ona borçluyum.
Ben ve Düşüncelerim
Reklam
Feministlik İslam'a karşı işlemez,
İslam'da kadına saygı kusursuz derece de mükemmeldir 🌷 Hadis şarihleri (Aynî, İbn Hacer, Nevevî gibi büyük alimler) bu hadisteki ifadelerin biyolojik, zihinsel veya ahlaki bir aşağılama ya da yaratılış kusuru olmadığını net bir şekilde ortaya koymuşlardır: ​Zihinsel yetersizlik değildir: İslam hukukunda kadın ve erkek ibadetlerden, haramlardan ve cezalardan eşit derecede sorumludur. Eğer kadınlar yaratılıştan aklen noksan/kusurlu olsalardı, hukuki ve dini sorumluluklarının da (muhataplığının) erkeklerden daha az olması gerekirdi. Oysa İslam'da akıl hastaları muaf tutulurken, kadınlar tam muahezedir. ​Aklın Eksikliği (Şahitlik Meselesi): Hadiste Hz. Peygamber (sav) "akıl eksikliğini" doğrudan şahitlikteki dengeyle açıklar. Bu, kadının zekasının azlığı değil; o dönemin sosyal hayatında kadının ticari, hukuki ve finansal alanlardan uzak olması sebebiyle, unutmama ve yanılmama adına birbirlerine destek olmaları (Bakara Sûresi, 282. ayette belirtilen "biri unutursa diğerinin hatırlatması" prensibi) ile ilgili pratik/hukuki bir düzenlemedir. ​Dinin Eksikliği (İbadet Muafiyeti): Buradaki eksiklik, günah işlemek veya manen değersiz olmak demek değildir. Kadının muayyen günlerinde namaz ve oruçtan muaf tutulmasıdır. Bu, Allah'ın kadına tanıdığı bir kolaylık ve ruhsattır. Kulun kendi iradesi dışında, yaratıcının emriyle ibadet etmemesi bir eksiklik olarak nitelendirilmiştir; ancak bu azarlama değil, bir durum tespitidir. Pek çok İslam alimi, bu hadisin söylendiği ortama dikkat çeker. Bayram günü, kadınların arasında yapılan bu konuşma sert bir azarlama veya teolojik bir dışlama tonunda değil; latife (nükte) ve uyarı karışımı bir üsluptur. ​Nitekim hadisin devamındaki cümle aslında kadının zayıflığını değil, tam aksine erkek üzerindeki büyük etkisini ve gücünü vurgular:
Benim duygularım, zekam ve hislerimi bu şekilde yazıya döküşüm sizi rahatsız ediyorsa beni doğrudan engelleyebilirsiniz. Yazdıklarımın hazmedemeyip 'yapay zeka' demenize gerçekten hiç gerek yoktu ve hiç gülesim yoktu. Bunlar benim tamamen kendi yaşanmışlıklarım, kendi ifadelerim. Eğer kendimi bu kadar net ifade edebilmem sana tuhaf geliyorsa ya da bir şekilde batıyorsa, vakit kaybetmeden engelleyebilirsin.
1000Kitap
Suriye'nin Yeniden Dizaynı: Stratejik Sessizlikten Kurumsal Rehabilitasyona I. Giriş: Yanlış Soruların Esareti Buckingham Sarayı'nın altın yaldızlı salonlarında iki adam el sıkışıyor. Biri İngiltere Kralı III. Charles. Diğeri, bundan yalnızca bir yıl önce üzerine 10 milyon dolar ödül konmuş, ABD'nin terör listesinde adı geçen Ebu Muhammed el Şara. Bu fotoğraf bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu nasıl mümkün oldu? Ortadoğu coğrafyası üzerine yapılan analizlerin büyük çoğunluğu bu soruyu sormaz. Bunun yerine daha güvenli, daha sığ sorularla yetinir: "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" veya "Esad neden düştü?" Oysa doğru sorular çok daha rahatsız edicidir: IŞİD kimin işine yaradı? Şara'yı kim, ne zaman ve hangi araçlarla rehabilite etti? Ve tüm bu kaosun sonunda kim kazandı? Bu makale, Suriye'de yaşananların ne bir tesadüf ne de öngörülemeyen bir "blowback" mekanizmasından ibaret olduğunu savunuyor. Ortada, adım adım ve çok aktörlü biçimde inşa edilmiş bir bölgesel dizayn var. Ve bu dizaynın mimarlarını bulmak için komplo teorisine değil, yalnızca sonuçlara bakmak yeterli. II. Blowback'ten Öte: IŞİD ve Güç Boşluğu 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, sadece bir rejimi devirmenin çok ötesine geçti. Ordular lağvedildi, devletin kurumsal hafızası silindi, onlarca yıllık güvenlik bürokrasisi bir gecede yok edildi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. IŞİD bu enkazdan beslendi, büyüdü ve zamanla Suriye iç savaşının yarattığı ikinci boşlukta gerçek bir devlet gibi hareket etmeye başladı. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Daha önce de görülmüştü; 1980'lerde Sovyetlere karşı CIA tarafından beslenen Afgan mücahidleri, zamanla El Kaide'ye dönüşmüştü. Ancak blowback teorisi, IŞİD söz konusu olduğunda kritik bir soruyu
1000Kitap
Stratejik Sessizlikten Büyük Plana: IŞİD, HTŞ ve Suriye'nin Yeniden Dizaynı Yanlış Sorulan Sorular Ortadoğu'ya dair her tartışma, yanlış sorularla başlar. "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" diye sorulur, "IŞİD kimin işine yaradı?" diye sorulmaz. "HTŞ lideri Şara nasıl dönüştü?" diye sorulur, "Bu dönüşümü kim, ne zaman ve hangi araçlarla planladı?" diye sorulmaz. Doğru soruları sormak, doğru cevaplara giden tek yoldur. Bu makale o soruları sormaya çalışıyor. Birinci Perde: IŞİD ve Stratejik Körlük 2003 ABD işgali Irak'ı paramparça etti. Sadece bir rejim yıkılmadı; ordular lağvedildi, devlet aygıtı çöktü, onlarca yıllık bürokratik hafıza silindi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. Bu boşluktan IŞİD filizlendi. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Afganistan'da Sovyetlere karşı beslenen mücahidlerin zamanla El Kaide'ye dönüşmesi de aynı mekanizmanın ürünüydü. Ama blowback teorisi bir noktada duruyor ve yetersiz kalıyor. IŞİD dört yıl boyunca Suriye ve Irak topraklarında fiilen devlet kurdu. Petrol sattı, vergi topladı, mahkeme işletti. Onlarca ülkeye saldırılar düzenledi; Paris'te, Brüksel'de, İstanbul'da, Kahire'de kan döktü. Ama sınırını fiilen paylaştığı İsrail'e tek bir koordineli, ciddi saldırı düzenlemedi. Resmi açıklama şu: "Yakın düşman" ideolojisi. Selefi-cihadist gelenekte önce yerel yönetimleri, mürtet saydığı rejimleri devir; sonra İsrail'e yönel. Ama bu ideolojik açıklama kritik bir gerçeği gizliyor. IŞİD, İsrail sınırına en yakın olduğu dönemde bile Golan hattında tek bir ciddi operasyon yapmadı. Öte yandan İsrail, IŞİD'e karşı tek bir hava saldırısı düzenlemedi. Üstelik İsrail hastaneleri, IŞİD bağlantılı Suriyeli yaralıları tedavi etti. Buna resmi bir ad bile verildi: "Hayırsever Komşu
Tarih
Reklam
Reklam