02.53
Bugün karne alacağım. Her okula giden Türk genci gibi. Ve bu satırları başlıkta da yazan saatte yazıyorum. Yani evet, yarın her ne kadar erken kalkacak olsam da bu saate kadar uyumadım. Karne almaya giderken bir sevinç olurdu çocukken. İşte o sevinci bir güzel yitirdik. Heyecandan değil de uyku düzenimin içinden geçtiğim için uyuyamıyorum. Devamında okuyacağın metinde de bunu net göreceksin. Sanki okul daha dün başladı. Sanki daha dün birileriyle yollarımı ayırdım. Sanki daha dün "On birinci sınıf olduk he" dedim. Şimdi on ikinci sınıf oluyordum. Ömür çok hızlı geçiyor. Zaman engel tanımadan akıyor. Son bir senede ömrü hayatımda almadığım kadar ölüm haberi aldım. Gencinden yaşlısına kadar. İnsan durup sorguluyor "Ben ne yapıyorum acaba?" diye. Ölüm diye bir gerçek var ve bu gerçek herkes için biraz meçhul. Bir karne alacaktık, konu nerelere geldi. Ölüm konuşuyoruz. Fakat bu da gerekli. Hem de çok. Ölümü düşünerek, ölümü yaratan Allah'ı düşünerek bir işe başlamalı ve o işi devam ettirmeli. Asıl böyle bir işten fayda sağlanmaz mı? Her neyse. Bir sene daha geçti ve lisedeki son seneme başlayacağım aylar sonra. İçim biraz buruk. Ama güzel olacak her şey. İnanıyorum. Hayırla gelsin yeni sınıf düzeyim. Bu paragraf da burada kalsın. Arşiv niyetine. :)
doğuda ufuk yavaş yavaş net ve belirgin bir hale geliyor,atmaya başlayan şafak,göğü hafif hafif aydınlatmaya başlıyordu. Geceleri böyle geçirmek,uykuya sığmamak,gec kalmış olma duygusuna kapılmamak,güneşin doğuşunu izlemek,insanın önünde sonsuz gibi görünen bir zamanın bulunması ve bundan hiç kaygılanmadan yaralanması. Tatar Çölü
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
HK
Mümin kişinin sermayesi ne? Sermaye denince aklımıza ne geliyor? Kapital mi? Kapital nedir para mı? İşin merkezine ne koyacağız? Bir mümin İşin başına neyi koyar Süreci neye bağlı olarak yürütür Nihayetinde neyi hedefler Komunizme karşı kapitalizmi halka çıkış kapısı kılan akıl aradaki çatışma ile ne kazanım sağlıyor? Vahyin Kuranındaki islam oluş din adı altınaki matbuatlarda anlatılmıyor ve bu da mevcut sömürü düzenine zemin sağlıyor diyoruz Peki Vahyin Kuranındaki islam oluş ile dini matbuatlar arasında ne gbi farklar var ki bu mevcut sömürü düzenine hizmet eder oluyor? Sayılacak çok şey var da Müminin sermayesi ne? Sorusuna mukabil Bir konuyu işlemeye çalışalım Mevcut dini matbuat ahiret kavramını ölümden sonrası olarak işliyor ve dünya hayatı kavramını tek boyutlu bir gerçeklik olarak kullanıyor Bu vahyin kuranındaki gerçekliğe kesinlikle uymuyor ve işin esasında vahyin kuranındaki gerçekliği örtüyor Dünya hayatı Darul ahirah
1000Kitap
Gerçekten şuna az kaldı tam net emin olacağım Erkekler kadınlar kadar hiç düşünmüyor sanki düz yolda ilerliyorlar ama kadınlar herşeyi aşırı düşüşünüyor kafasında binbir çeşit senaryolar kuruyor. Acaba erkeklerde mi biraz böyle olsa çünkü bazen gerçekten bu düşünce tarzı yüzden anlaşamıyor insan. Hatta bazı erkeklere bişi anlatmaya çalışırken sanki duvara anlatıyırmuşsun gibi oluyor... Ben bunları herkes böyle falan diye yazmadım illa olmayanlarda vardır tabi benimkisi sadece gözlemler dayalı bir yorum...
Kitaplar, kütüphane, kalabalık ve yalnızlık
Dün hem güzel hem de biraz değişik bir kitaba başladım ve çoook uzun aradan sonra ilk kez bir kitabı okurken sabahladım: Akşamımı, uyku saatimi tamamen onunla değerlendirdim. Bunu lise de çok yapardım. İnsanların saçma Dünya sisteminde kafeste gibi hissederdim ve sanki onlar bana nasıl açacağımı ya da demirlliklerini vs. nasıl bükeceğimi öğretir gibiydi. O yüzden çoğu zaman yemekten, uykudan vs. ödün verirdim. Ve bu 16 saati bile bulabilirdi. Kitabı okurken bazen sesli düşünüp kahkaha attığım veya ağladığım için hastane gibi hissettiren kütüphaneleri sevmemiştim: Ortamı unutup bir kere kahkaha patlatmıştım. Sonrsdan ortak olduğum duyguya şükrederken fark edince kafamı deve kuşu misali gömmüştüm. Gülünce kafanı ya da bakışlarını illa kitaptan kaldırırsın ya, öyle olmuştu. -Ve çoğuna sırtımın dönük olması da şükür sebebimdi.- Bir an kaçmak isterken bir an da kütüphaneden en son çıkmayı istiyordum. Arkadaşlarım halime gülmüştü. Bir süre kitapla yüzümü koruma altına almıştım ve sonra kendime ben de güldüm. Bu tarz şeyler kütüphanede normal değil mi, burada bile bu normallik anormal karşılanıyor. Sınıfların, dışarının ve gün ortasının içinde ders çalışabilen ya da kitap okuyabilen biriydim. Biz sessizliği sınavda pek çoğaltamayacağımızın farkında olarak sesli ortamlarda bağışıklık kazanmıştık. Böylesine de çözümcüldüm. (: O ortamda biri gülseydi ilkte şaşırıp ben de gülerdim. Saçma sapan ya da kötü kötü bakmazdım. Sadece gezinmek ve kitap toplamak için güzeldi. Başka hiçbir albenileri yoktu. Ben mi gariptim onlar mı bilmem ama 1 denemeden sonra hep gitmeye hep bahane bulmuştum. Kasvetli ortam gibi geliyor ve ders çalışma alanı dahi öyle hissettirdi. O an normalde sevdiğim sessizliğin öyle hissettirişini de garipsedim çünkü oraya bayılacağımı düşünüyordum. O yüzden biraz
Duygu ve Düşünce
Arada bir kendi hayatlarıyla ilgililer
Bazen net şeyler söylesen bile anlamamış gibi yaparlar böyle durumlarda kendinde eksiklik arama çünkü bazı konularda insanlar sizi manipüle etmek için sizde bir sorun var gibi gösterir