KARA LABİRENT
Puan vermedi·460 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:33
Not: Kanaatimce Kara Kitap'a başlamadan önce Orhan Pamuk'un birkaç eserini okumakta fayda var. Ben daha önce Kırmızı Saçlı Kadın ve Kar'ı okuduğum için yazarın üslubuna ve anlatım dünyasına az çok aşinaydım. Ancak Kara Kitap'ı doğrudan okuyan biri, eserin girift yapısı nedeniyle aynı keyfi almakta zorlanabilir. Romanın temeli bir kayboluş ve arayış hikayesi gibi görünse de mesele Galip'in Rüya'yı bulup bulmaması değildir. Asıl mesele, insanın kendini ararken başka hayatların, başka hikâyelerin ve başka kimliklerin içinde kaybolabilmesidir. Bu yolculuk boyunca okur; tarihin tozlu raflarında unutulmuş hikâyelerle, çeşitli felsefi düşüncelerle ve İstanbul'un kendine has kültürel dokusuyla karşılaşır. Pamuk bu romanda yalnızca bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda bilgi birikimini, hafzasının dehlizlerini, tarihe karşı bakış açısını ve özgün düşüncelerini süzgeçten geçirmeden okura cömertçe sunuyor. Yer yer hikâyeye doğrudan katkı sağlamayan uzun betimlemeler ve ayrıntılar, romanın ritmini sekteye uğratıyor. Bu durum bazı okurlarda kitabı yarım bırakma düşüncesi uyandırabilir. Bana göre Galip karakteri, ismiyle de çağrışım kuracak şekilde Şeyh Galip'ten; Celal karakteri ise Mevlânâ Celaleddin Rumi'den izler taşımaktadır. Galip'in Celal'i bir rehber ya da ideal olarak görmesi, onun düşüncelerini ve yaşam biçimini kendi hayatına taşımaya çalışması, romanın kimlik arayışını daha da derinleştiren unsurlardan biridir. Rüya karakteri ise yalnızca bir kişi değil, aynı zamanda bir metafor olarak da okunabilir. Galip'e kısa süreli bir huzur ve anlam hissi verdikten sonra ortadan kaybolması, onun bir "rüya" gibi erişilmesi güç ve geçici bir varlığı temsil ettiğini düşündürüyor. Netice itibariyle Kara Kitap, olaylardan çok anlam katmanlarıyla öne
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Puan vermedi·498 syf.··
2026 3. kitabı
·
528 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:54
Ebeveynlik Pusulasını Akranlara Kaptırmak: "Çocuklarınıza Tutunun" Üzerine ​Gordon Neufeld ve Gabor Maté’nin ortak kaleme aldığı "Çocuklarınıza Tutunun", raflarda sıradan bir "çocuk yetiştirme rehberi" gibi dursa da, aslında modern topluma, aile yapısına ve eğitim sistemine getirilmiş çok güçlü bir psikolojik eleştiridir. Kitap, ebeveynlerin çocuklarıyla yaşadığı çatışmaların temel nedenini tek bir kavrama dayandırıyor: Akran Bağlanması (Peer Orientation). ​1. Doğal Olmayan Bir Sapma: Yatay Bağlanma ​Gelişim psikoloğu Neufeld ve Dr. Gabor Maté, insanlık tarihi boyunca kültür ve değer aktarımının her zaman "dikey" (yetişkinden çocuğa) ilerlediğini hatırlatarak başlıyor söze. Ancak günümüz dünyasında, çocukların kendilerine rehber olarak ebeveynlerini değil, kendi yaş grubunu (akranlarını) seçtiğini görüyoruz. Yazarlar bunun gelişimsel bir sapma olduğunu savunuyor. ​Bir çocuğun, hayata dair henüz hiçbir şey bilmeyen, tıpkı kendisi gibi ham ve olgunlaşmamış başka bir çocuğa tutunması; bir körün başka bir köre kılavuzluk etmesinden farksızdır. Akran grupları çocuklara koşulsuz sevgi sunamaz; aksine, acımasız bir "onaylanma ve dışlanma" döngüsü içinde onları sürekli kaygılı bir bireye dönüştürür. ​2. Disiplin Değil, İlişki Sorunu ​Kitabın en sevdiğim ve altını defalarca çizdiğim yönü, ebeveynlikteki "yöntem" çılgınlığını eleştirmesi oldu. Modern ebeveynlik sürekli taktikler, ceza/ödül mekanizmaları veya mola yöntemleri öneriyor. Oysa yazarlar net bir şekilde haykırıyor: Sorun bir davranış sorunu değil, ilişki sorunudur. Çocuğunuzun kalbine ve bağına sahip değilseniz, ona yön veremezsiniz. ​"Çocuklar kendilerini yönlendirecek olan kişilere bağlanırlar. Eğer bu kişi ebeveyn değilse, ebeveynin söz hakkı ve rehberlik gücü elinden alınmış demektir." ​3. Dijital Çağda "Kültür
Çocuklarınıza TutununGabor Mate · Hep Kitap · 2019401 okunma
Reklam
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:43
Az Şekerli & Tüneldeki Çocuk ~ Sait Faik Abasıyanık . Alıntılar; . — Hiç haksızlık gördün mü? — İnsan olur da haksızlık görmez olur mu? . Bir insan niçin aranır, diye düşündüm. Bir insan niçin aranır? Bir insan ötekini neden arar? Bir okulda öğretmen olsam bu konuyu verirdim öğrencilere. Öylesine sebepler bulunur ki. Kendiminkine en uygunun buldum. Buldum ama üzerinde durmadım. Sebep ne olursa olsun neticeye bakalım. Sebebin güzelliğinin, çirkinliğinin, iyiliğinin kötülüğünün önemi neticenin tadına acıyı her zaman sonradan katacaktır. İçimizde şüphe olmasa kelimelerin yarısını sözlüklerden çıkarmak lazım gelir. İyi sebepler çirkin neticeler, kötü sebepler güzel neticeler doğurmuyor mu? Doğurur. İyi sebeplerle birini ararsanız kötü bir netice verirse aradığınız sizin onu aramanızın sebebinin iyilik olduğuna yüzde kaç inanabilir. Daha müşahhas(somut) konuşalım. . Her taze heyecan, zevkine doğru dürüst varılamayan bir güzellik taşır. . Keder ve sevinç; ah kelimeler! Ne müthiş şeysiniz, ne müthiş! Şu anda her kelimenin manasının o basit gerisinde neler saklı olduğunu anlıyorum. İnsanoğluna her kelime nelere mâl olmamış... Şimdi anlıyorum. . Gelmeyeceğini çok iyi biliyorum. Onu beklemek, bilhassa güzel... . Kitap Yorumu; . Bir çok hikayeden oluşan bir kitap yazarı şairi sevenler okumak isteyenler okuyabilir. Kitabın ismini alan iki hikaye gerçekten önemli yer etse de bir kaç tanesi daha güzel anlamlı diyebilirim. Zaman zaman dil ağır gelebilir lakin notlar halinde sayfa altında ablamları ile yazılmıştır bilginize. Kitapla kalın!
Edebiyat
Az Şekerli & Tüneldeki ÇocukSait Faik Abasıyanık · Kapra Yayıncılık · 202528 okunma
10/10
·144 syf.·
2026 18. kitabı
“Bir çocuğun kalbine düşen her iyi örnek, zamanla bir davranışa, bir değere dönüşür. Çünkü bir çocuk anlaşıldığında cesaretlenir, görüldüğünde kendini kıymetli hisseder, duyulduğunda ise dünyaya ışık olur. Ve o ışık…. Bir gün, bir başka yüreğin karanlığına da kandil tutar.” s.144 Hepimiz bizden önceki aynaların izlerini taşıyoruz ve bizim çocuklarımız da bizden izler taşıyacaklar… Geçmişten geleceğe aktarılan değerler bir günde inşa edilmez elbette. Ama en etkili inşa iyi bir ayna olmak, değeri yaşamak ve yaşatmak.. Hâl diliyle terbiye edebilmek.. Kitap her bir değer için örnek bir öykü, o öyküye dair çocuğun ruhunu inşa edebilecek, sorgulatan sorular sonrasında büyüklere pedagojik öneriler ve yaka çiçeği yapılması gereken ana fikir kısımlarından oluşuyor… Bölümlerde ele alınan konular: yardımseverlik, dürüstlük, sorumluluk-görev bilinci, hâyâ-mahremiyet, akran zorbalığı, adalet-hakkaniyet, şükür- kanaat, misafirperverlik,ekran bağımlılığı, dostluk vefa, sabır-öfke kontrolü, cesaret, kardeşlik, hürmet, güven, inanç-merak. Tüm bu kıymetli değer ve konular yetiştireceğimiz evlatlarımızın kişiliği-karakteri için üzerine düşmemiz gereken, görmezden gelemeyeceğimiz konular. Kitabın işlevselliği burada devreye giriyor. Sorunu tespit ettirip bırakmaması, sorunu çözebilecek, çocuğumuza yön gösterebilecek örnek cümleler kurması onu yazarın niyeti bağlamında özel bir yere konumlandırıyor. Eğitimci ve ebeveynler kitabın öykü ve sorular kısmını çocukları ve öğrencilerinde uygulayabilirler.. Öyküler bağlam dahilince hem uzun değil hem de ilgi çekici. Karakterlerin isimleri ve yaşantıları tam da toplumumuzun içinden , bizden kişiler. Bu da ilgiyi artıracak bir etmen.. Yazarın naif diline de değinmeden edemeyeceğim. Netice itibariyle didaktik kişiler de kitaplar da nasihat almak
Aynadaki İzlerZeynep Özlem Uluç · Ahir Zaman Yayınları · 202511 okunma
Vahyin İki Kanadı ve Sünnetin Dokunulmazlığı
10/10
·205 syf.··
2026 55. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 15:56
Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince; İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çalışırken, onu vahyeden Rabbimizin muradını en doğru şekilde bize ulaştıran elçinin, yani Muhammed (s.a.v.)’in sünnetini devre dışı bırakmak, binayı temelinden sarsmak demektir. Bu kitap, son dönemde sıkça rastladığımız "sadece Kur’an" söyleminin altındaki metodolojik hataları ve sünneti işlevsizleştirme çabalarını ilmi bir perspektifle ele alıyor. Eseri okurken zihnimde en çok yankılanan husus şu oldu: Tevhid, sadece Allah’ın birliğini kabul etmek değil, aynı zamanda O’nun gönderdiği elçinin rehberliğini, vahyin pratik uygulaması olan sünneti ile kabul etmektir. Kitap, hadisleri salt tarihi veriler olarak değil, ayetlerin hayatımıza yansıması olan "yaşayan Kur’an" formunda savunuyor. Yazarın, hadis inkarcılığı akımının temel iddialarını -özellikle vahiy dışı vahiy kavramı ve rivayetlerin sıhhati konusundaki şüpheleri- nasıl birer birer çürüttüğünü görmek oldukça doyurucu. Özellikle şu noktaya dikkat çekmek gerekir: Peygamberimiz’i (s.a.v.) "sadece bir postacı" konumuna indirgemeye çalışan zihniyet, aslında İslam’ı tarihsel bir metin yığınına dönüştürme riskiyle karşı karşıyadır. Oysa O, sadece tebliğ eden değil, aynı zamanda açıklayan (mübeyyin) ve uygulayan (usve-i hasene) bir rehberdir. Kitap, akli ve nakli delilleri öyle bir dengeyle sunuyor ki, sünnetin dindeki yerini reddedenlerin aslında Kur’an’ın kendi içindeki ayetlerle (itaat ve ittiba vurguları) nasıl çeliştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Eğer bir Müslim, tevhid üzere dosdoğru bir yol tutmak istiyorsa, vahyin tamamlayıcı parçası olan sünnete dört elle sarılmak zorundadır. Hadislerin uydurma olduğu iddiasıyla yola çıkıp, sonunda "**Kur’an’ı
Din
Hadis İnkarcılarına CevaplarYasin Karataş · İlim Ve Hikmet Yayınları · 201715 okunma
Algernon’a benden de çiçekler!
9/10
·325 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 11:12
Spoiler içerir (!) Duygusal gelişimin, duygusal olgunlaşmanın ve deneyimin; mutlu olmak için ve çoğumuzun zaman zaman şikayet ettiği normal bir hayatı sürdürebilmek için, zekadan çok daha gerekli ve değerli olduğunu anlatan bir kitap. Yani şahsen ben bu anlamı çıkardım. Çok severek okudum, kah üzüldüm kah güldüm. Ailesiyle ilgili biraz daha detay ve yaşanmışlık olmasını isterdim. Bir de tekrar düşük zeka seviyesine ulaşması akıllı olmaya başlamasına göre daha kısa sürdü. Ama kitapta yer yer aynı hızda başlayıp sonlanacağına dair anekdotlar vardı. Sanki yazar sonlara doğru sıkılmış da hikayeyi bir an evvel bitirebilmek için kısa tutmuş hissiyatı verdi. Ama her şeye rağmen netice olarak çok beğendiğim bir kitap oldu. Çokça tavsiyedir.
Duygu ve Düşünce
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Reklam
Reklam