insanlara yeni hayat şekilleri hazır­lamadan evvel, onlara hayata tahammül etmek kudretini veren es­kilerini bozmak neye yarar. Büyük ihtilaller bunu çok tecrübe etti. Netice olarak insanı çıplak bırakmaktan başka bir şeye yaramadı.
Sayfa 190·Kitabı okuyor
Edebiyat
Bütün müfessirler arasında sadece Seyyid Kutub’un böyle bir yönteme sahip olduğunu söyleyebiliriz, özellikle de Fîzilal’in düzeltilmiş olan ikinci baskısında. Keşfetmiş olduğum bu yöntem, Fîzilal’in birinci baskısının son kısımlarındaki çalışmasındadır. Bu konuda, kardeşimiz Hamdi şöyle demiştir: “Fîzilal'in son üç cüzünde, Seyyid Kutub’un Kur’an’ı devamlı bir şekilde mutâlaâ etmesi ve İslâmî hareket içerisindeki pratik tecrübesinin neticesi olarak ortaya çıkan stratejik hareket yönü belirmeye başlamıştı. Onun için Fîzilal’in tekrar gözden geçirilmesi ve yeni stratejik hareket yöntemi esasına dayanılarak yeniden ele aınması gerekiyordu. Netice olarak Seyyid Kutup Fîzilal’in düzeltilmiş olan baskısını çıkardı. Bu eser Kahire’de “Darü'l İhya El-Kütüb El-Arabiyye” tarafindan yayınla nan üçüncü baskıdır.
Sayfa 13 - Nehir Yayınları
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
... insan hayatını yazmak istiyordu; başından sonuna kadar bir şiir ki bir gülümsemeyle başlasın, bir damla gözyaşıyla netice bulsun ...
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Alıntı
Çocukluğumda aldığım din eğitimi bana işime geldiği için iyilik yapmayı ve korkudan ötürü kötülükten kaçınmayı öğretti. Tanrı bana cezalar ve ödüller sunuyor, cehennemle tehdit ederken, cenneti vaat ediyordu; ben de taahhüt ediyor, korkuyor ve inanıyordum. Aradan yıllar geçti. Artık ne korkuyor ne de inanıyorum. Şimdi her halükarda düşünüyorum da, eğer ızgarada kızartılmayı, sonsuz ağır ateşte kavrulmayı hak ediyorsam, cezamı çekeyim. Böylece orta sınıf turistlerle dolu Araf'tan kurtulaca­ğım, netice itibarıyla adalet yerini bulacak. Doğruyu söylemek gerekirse, cezayı hak etmesine hak ediyorum. Tamam, bugüne dek kimseyi öldürmedim, ama bunun sebebi arzulamamış olmam değil, cesaret ya da zaman eksikli­ği. Ne pazarları ne de kutsal günlerde kiliseye gidiyorum. Çirkinler hariç bütün komşu kadınları arzuladım ve bu yüzden de, Musa'nın tabletlerinde Tanrı'nın bizzat kutsamış olduğu özel mülkiyeti en azından niyet olarak ihlal ettim: "Komşunun ne karısına, ne boğasına, ne de eşeğine göz koyacaksın... " Bu kadarı yetmezmiş gibi, iş gücünü çoğaltma ulvi amacı taşımadan, taammüden ve soğukkanlılıkla, seviştim. Öbür dünyada bedensel günahlara iyi gözle bakılmadığını biliyorum, ama Tanrı'nın bilmediği bir şeyi lanetlediği hissine kapılmaktan da kendimi alamıyorum.
Netice itibarıyla bizler olduğumuz şeyi değiştirmek için yaptığımız şeyleriz. Kimlik bir müze vitrininde hiç değişmeden duran bir şey değil, her bir günümüzün çelişkilerinin daima şaşırtıcı sentezidir.
Sayfa 133·Kitabı okudu
İnsan kadim ve hâdistir (zamanda var olmuş), mevcut ve madümdur (yok olan). Kadimdir, çünkü insan kadim ilâhi ilimde mevcuttur ve orada ezelde (Allah tarafından) tasavvur edilmiştir. Bilgi mertebesi, belirttiğimiz varlık mertebelerinden birisidir. İnsan sonradan olmuştur; çünkü (bilgide var iken) şekli ve dış varlığı yoktu, sonradan meydana geldi. Buradan şöyle bir netice çıkar: Mesela Zeyd (Allah'ın) bilgisinde mevcut, sözde mevcut ve dış varlığında (ayni varlık) yoktur. Böylelikle onun ezelde varlık ve yoklukla nitelenmiş olduğu düşünülür. Buradan varlığın var olanın bir niteliği olmadığı sonucu çıkar.
1000Kitap