Çoğu zaman bu oturumlarda yaptığı konuşmalara ashâbına soru sorarak başlardı. Bir defasında, “Size büyük günahların en büyüklerini bildireyim mi?” buyurmuş, sahâbeler de "Buyur ey Allah'ın Resûlü" deyince, “Allah'a şirk koşmak, anne babaya isyan etmek, yalan şahitlik yapmak” diye cevap vermişti.
Kimi zaman ise dikkatlerini, akla ilk gelen manadan daha yüce bir manaya çekmek için soru sorardı. Tıpkı "İflas eden kimdir, bilir misiniz?" diye sorduğu gibi. Bu soru karşısında sahâbeler, "Bizce iflas eden kimse ne bir dirhemi ne de bir malı olmayan kimsedir" deyince Allah Resûlü (sav)şöyle buyurdu: "Ümmetimden iflas eden kimse kıyamet günü namaz, oruç ve zekât ile gelen ancak şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını haksızca yemiş, şunun kanını dökmüş, buna vurmuş kimsedir. Yaptığı iyilikler bu (hakkına girmiş olduğu) kimselere verilir, eğer üzerindeki kul hakları bitmeden iyilikleri biterse bu kimselerin günahları alınarak üstüne yüklenir de böylece cehenneme atılır."
① Yalnız Biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.
② Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
③ Biri talep et; başkaları lâyık değiller.
④ Biri gör; başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.
⑤ Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
⑥ Biri söyle; Ona ait olmayan sözler malâyani sayılabilir