1/10
·280 syf.··
2026 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:20
Bugüne kadar okuduğum, odaklanması en zor kitap. Bölge Bir'de zombi salgının ardından hayatta kalanların New york'u eski haline getirme çabalarını anlatıyor. Post apokaliptik türünü seven biri olarak alıp okudum. -Ancak dediğim gibi, yazarın anlatım tarzını hiç sevemedim. %10 diyalog var, kalan anlatıcı kısımları ise şöyle ilerliyor, Karakter bir zombi görür > zombiyi öğretmenine benzetir > geçmişte öğretmeniyle yaşadıklarını anlatır, sonra öğretmenin kocasına girilir > bu karakterlerle ilgili market alışverişi gibi çok sıradan olaylar anlatır > Sonra birden günümüze dönersiniz ve oradan John diye bir karakter çıkar, sonrasında onunla ilgili bir şeyler anlatır. -Tabii ki "kalorifer peteğiydim" gibi zorlama benzetmeleri falan da unutmayalım. -Karakterler, konu, geçmiş ve gelecek o kadar fazla kopuyor ki, oradan oraya atlıyor yazar. Başta ne okuduğunuzu unutuyorsunuz. Cümleler uzadıkça uzuyor ve konudan uzaklaşıyor. -İşin kötü yanı, hikayede de bir amaç yok diyebiliriz. Öyle sıradan, aklına ne gelirse yazmış gibi. -Keza diyaloglar da öyle. Bir karakter bir şey anlatıyor, diğeri ona cevap vermeden başka bir şey hakkında konuşmaya başlıyor falan. -Siz anlamaya çalışırken kendinizi bambaşka bir konunun içinde buluyorsunuz. -Tabii ki birçok kötü kitapta gördüğüm gibi, bu kitap da bölümlere ayrılmamış. Dümdüz, aralıksız bir şekilde yazılmış. Türü çok seven biri olarak, bu kitap zaman kaybıydı.
Bölge BirColson Whitehead · Siren Yayınları · 201430 okunma
6/10
·368 syf.··
2025 41. kitabı
Emily St. John Mandel’i ilk kez okudum. Açıkçası kitabı duymamıştım bile, ta ki “New York Times’ın 21. Yüzyılın 100 Kitabı” isimli listesi sansasyonel yaratıp ortalığı kasıp kavurana dek. Ben de elbette listeyi merak edip neler varmış ve çevirisi olanlar nelerdir deyip baktım. İstasyon On Bir; yakın zamanda evrensel bir Corona salgını geçirdiğimiz için konu dikkatimi çekti. Distopik bir roman sanıp, “post-apokaliptik romanla karşılaşmak hoşuma gitti açıkçası. Türün kıyamet sonrası yaşam olduğumu belirteyim kısaca. İstasyon On Bir, altı kişinin hayatlarının kesişmesini anlatıyor yazar; Tanınan aktör Arthur Leander; son anda grip konusunda uyarılan Jeevan; Arthur’un ilk eşi Miranda; Arthur’un en eski dostu Clark; Seyyar Senfoni’deki bir oyuncu olan Kirsten ve kendi kendini peygamber ilan eden esrarengiz kişi olarak tanımlayabiliriz sanırım. Domuz Gribi’nin bir türü olan Gürcistan Gribi, romanda verilen paye oldukça büyük. Bu grip, griplere göre kuluçka evresi kısa, bulaşıcılığı yüksek ve ölüm oranı korkutucu boyutta olan bir virüs. Çok kısa zamanda okuduğumuz kadarıyla dünya nüfusunun %90’nını öldürmüş. Hal böyle olunca; ulaşım, internet ağları, hava-deniz ve kara yollarının durması ve romanda bu gündelik hayat ritüellerinin hepsinin sadece güzel bir anı olarak anlatıldığı kısımlar, kalbimi kırmadı desem yalan olur. Gripten sonra, “Seyyar Senfoni” diye anılan, gezici müzisyen ve oyunculardan oluşan bir ekip kasabaları geziyor. Daha sonra, kitabın seyrini değiştiren ve gripten önceki dönemdeki Arthur Leander’i geçişini anlatmaya başlıyor. Arthur’un küçük bir kasabada ortalama biriyken ünlü bir Hollywood aktörlük serüvenini okuyoruz. İlginç bir roman olduğunu söyleyeyim; dağınık anlatım biraz yoruyor açıkçası ve her ne kadar sevsem de, bu hikayede benimseyemedim.
İstasyon On BirEmily St. John Mandel · Pegasus Yayınları · 2017165 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 58. kitabı
Nevil Shute’un 1957’de yayımlanan On the Beach adlı romanı, Soğuk Savaş döneminin nükleer kaygılarını merkezine alan post-apokaliptik bir eserdir. Roman, nükleer savaş sonrası dünyanın son kalıntılarını konu edinerek dönemin politik atmosferini yansıtır. Eser yayımlandığında hem edebi çevrelerde hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır. Özellikle nükleer savaşın insani boyutlarını sade ama sarsıcı bir üslupla işlemesi övgüyle karşılanmış; The New York Times ve The Guardian gibi yayınlarda “sessiz ama yıkıcı bir felaket anlatısı” olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, bazı eleştirmenler Shute’un anlatımını fazla duygusal ve teknik olarak yüzeysel bulmuştur; özellikle bilimsel detayların sınırlı oluşu ve karakterlerin fazlasıyla dingin tepkiler vermesi, romanın gerçekçiliğini tartışmalı hâle getirmiştir. Yine de roman, Soğuk Savaş döneminin toplumsal korkularını insani bir hikâyeyle birleştirme başarısından dolayı modern distopya edebiyatının önemli örneklerinden biri olarak kabul edilmiştir. On the Beach, 1959 ve 2000 yıllarında iki kez sinemaya da uyarlanarak etkisini sürdürmüştür. Bu inceleme ChatCPT aracılığıyla yazılmıştır.
KumsaldaNevil Shute · İthaki Yayınları · 2019418 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 555. kitabı
Cevat Rıfat Atilhan'ın "Gizli Devlet ve Fesat Programı" Kitabına Bir İnceleme Cevat Rıfat Atilhan (1892-1967), Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin tartışmalı figürlerinden biri olarak, askeri kariyerinin ardından yazarlığa yönelmiş bir isimdir. Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşı'nda aktif rol almış, özellikle Filistin-Suriye Cephesi'nde NİLİ casusluk şebekesini deşifre etmesiyle tanınmıştır. Emekliliğinden sonra Yahudilik, Siyonizm, Masonluk ve İslam gibi konulara odaklanan 74 eser ve binlerce makale kaleme almış, bu yazılarıyla Türkiye'de anti-Siyonist düşüncenin öncülerinden biri haline gelmiştir. Nazi Almanyası'na yaptığı ziyaretler ve "Millî İnkılâp" dergisi aracılığıyla Nazi ideolojisinden etkilenmiş, bu yayınlar 1934 Trakya Olayları gibi Siyonist Yahudi karşıtı şiddet olaylarına zemin hazırlamıştır. Atilhan, Siyonist Yahudileri dünya hakimiyeti peşinde koşan bir "gizli devlet" olarak tasvir etmiş, Bolşevik Devrimi'ni Yahudi kökenli liderlere bağlamış ve "kanlı yahudi" gibi klasik anti-Siyonist motifleri kullanmıştır. Bu bağlamda, 1955'te ilk baskısı yapılan "Gizli Devlet ve Fesat Programı" adlı eseri, onun en bilinen anti-Siyonist çalışmalarından biridir ve "Siyon Protokolleri" (Protocols of the Elders of Zion) adlı gerçek belgeye dayalı bir yorumdur. Kitabın İçeriği ve Yapısı Kitap, esas olarak "Siyon Bilgelerinin Protokolleri" olarak bilinen ve Siyonist Yahudilerin dünya hakimiyeti için gizli bir plan içerdiği iddia edilen belgeyi temel alır. Atilhan, bu protokollerin başlangıçta Zionist çevrelerce yalanlandığını ancak tarihsel olaylarla doğrulandığını savunur. Örneğin, Rus Devrimi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları gibi olayları protokollerin öngörüleri olarak yorumlar. Kitabın dördüncü baskısında eklenen bir bölümde, New
Kitap Alıntısı
Gizli Devlet ve Fesat ProgramıCevat Rıfat Atilhan · Sinan Yayınevi · 199817 okunma
7/10
·104 syf.··
2025 16. kitabı
1884 New Orleans’ında geçen post-apokaliptik bir öyküyle karşı karşıyayız. Fantastik öğelerin de içinde bulunduğu bilimkurguyla harmanlanmış, kaybedilen birçok şeyin olduğu karanlık bir dünya… Irkçılar, mülteciler, pasifistler arasında sıkışmış bir liman kenti. Tüm bunların arasında kendi hayatta kalma yöntemini bulan “Sarmaşık” Jacqueline. Zeplinler, motorlar, karanlık örgütler sarmalında küçük kızın kulak misafiri olduğu bir olay tüm hayatını değiştirir. Kölelik, kaçakçılık, mistisizm içeren bir örgüde dünyanın sonunu getirecek bir silahın adını duyar. Siyah Tanrı’nın Davulları. Şahsi fikrim, akıcı ve bağlamsallığını asla kaybetmeyen bir öykü olmakla birlikte olaylar çok çabuk çözüme kavuşuyor. Bu aslında eleştiri değil, sonuçta epik bir roman yazılmamış, ama potansiyeli daha fazla kullanılabilirdi diye düşünüyorum.
Siyah Tanrı’nın DavullarıP. Djèlí Clark · İthaki Yayınları · 202348 okunma
İşsizler Okulu
6/10
·160 syf.·
2025 16. kitabı
Joachim Zelter, 1962 doğumlu Alman yazardır. Edebiyat dünyasında roman, kısa hikaye ve deneme türlerinde eserler vermiştir. İnsan doğası, toplum ve birey ilişkilerini derinlemesine işler. Çağdaş Alman edebiyatının önemli figürlerinden biri olarak, eserlerinde genellikle toplumsal eleştirilere ve psikolojik derinliklere yer vermektedir. Türkçeye çevrilmiş eserleri arasında "Yalanın Erdemi" ve "İşsizler Okulu" bulunuyor. İşsizler Okulu’nda yakın gelecekteyiz; hatta bu gelecek bizimki bile olabilir. Bir grup işsiz, iş hayatlarına yeniden yön vermekle görevlendirilmiş, Federal İstihdam Dairesi tarafından yönetilen, özel bir kuruluşa yani Sphericon'a emanet ediliyor. Sphericon yeni bir başlangıç, "Tabula rasa"dır. (İnsan beyninin başlangıçta boş bir levha olduğunu, zihnimizde doğuştan gelen bir fikir olmadığını, nedenselliğin zamanla edinilen deneyimsel alışkanlıklarımızla ilgili olduğunu öneren felsefi görüş). Yıl 2016, 1 Eylül Perşembe… Sphericon nedir? Bir yöntem merkezi, meslek eğitiminden fazlası, hayat eğitimi veya hayat okulu. Kısacası işsizlere yönelik bir yatılı okuldur. Katılım tamamen isteğe bağlıdır. Temsilciler bulunuyor, onlar kursiyerlere eşlik ediyor ve veli gibi davranıyorlar. Teklifi kabul edenlere Federal İstihdam Dairesi kayıtlarında çok avantajlı bir statüye sahip olacakları sözü veriliyor; özel statü, tam ücret, sağlık sigortası devam edecek. İmzalayan kişiler artık unvan bakımından işsiz değiller. İşsizlere "kursiyer" deniliyor. Yaşları 25-45 arasında değişiyor. Bir kurs dönemi üç ay sürüyor. Bu okul henüz kapanmamış Düsseldorfer Strabe’de yer alıyor. Okul bayrağının üzerinde piramit var. Okul armasınındaki piramitin altında Latince "Labor improbus" yazıyor. Anlamı ise aralıksız çalışma, her gün sıkı çalışma demek. Okul üniforması beyaz pantolon ve
Edebiyat
İşsizler OkuluJoachim Zelter · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024126 okunma