Google’la artık bir şey sormam :)
Guardian Weekly’de okuduğum bir haberin başlığı şöyle: “Google tarihi sömürgeleştiriyor.” Washington Post, New York Times gibi birçok gazetenin arşivine ortak olan Google, 200 yıl geriye giderek 18. yüzyıla kadar olup bitenler hakkında bilgi sunuyor. Bundan böyle birçok araştırmacı, tarihçi, birinci elden kaynakların peşine düşmenin zahmetine katlanmak yerine, aynı ölçüde sağlıklıdır inancıyla bilgilerini, her türlü müdahaleye açık, Google’ın elektronik ortamından alacak. Oysa Google verdiği bilgilerle daha şimdiden tarihi alt üst etmeye, devletleri birbirine düşürmeye aday
Alıntı
Komşularımızın ortaya koydukları sanat eserini kavramaya çalışırken, yüzümde yine New York Times'ın mahkemedeki ifademi tarif ederken kullandığı "kayıtsız maske" nin olduğunu hissediyordum. The Post onlar kadar nazik değildi : İfademi "meydan okurcasına" şeklinde tanımlamıştı; yerel gazetemiz Journal News ise daha ileri gitmişti: "Eva Khatchadourian'ın heykel gibi duran acımasız ifadesine bakacak olsanız, oğlunun bir kızın saç örgüsünü mürekkep hokkasına batırmaktan daha kötü bir şey yapmadığını sanırsınız." (Tamam, kabul ediyorum, mahkemede biraz gergindim, gözlerimi kısıp yanaklarımı azı dişlerime çekmiştim, kaskatı duruyordum, şu sert tiplerin" yıkıldığını anlamalarına izin verme" dedikleri şeye tutunduğumu hatırlıyorum. Ama "meydan okurcasına" mı, Franklin? Ağlamamaya çalışıyordum ben.)
Sayfa 23·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gel de çık işin içinden. Doğrunun göreliliğine ilişkin post-modern inancın, dikkat süresinin, New York dakikasıyla ölçüldüğü kitle iletişim araçlarına özgü tıkırtı kültürüyle birleşmesi, bizi haber-eğlence birimlerinde paketlenmiş şaşırtıcı çeşitlilikte doğruluk savlarıyla karşı karşıya bırakıyor. Herhalde doğru olmalı -öyle ya, televizyonda, internette gördüm. Esrarengiz ve doğaüstü şeyler. Komplolar ve dalavereler. Değişen bilinç durumları ve hipnozla bağlanma. Astroloji ve el falı. Akupunktur ve masajla tedavi. Her yerde kafa karıştırıcı bir teori ve varsayım, gerçek ve hayal, belgesel ve bilimkurgu amalgamı var. Gerçeğin orada bir yerde olduğuna inanmasına inanıyorum; ama gerçek seyrek olarak apaçıktır ve hiç de basit değildir. Duygular temelinde inanmak istediğim şey ile bulgular temelinde inanmam gereken şey, her zaman çakışmaz. Bir kuşkucu olmamın sebebi inanmak istememem değil, bilmek istememdir. Doğru olmasını istediğimiz şey ile gerçekten doğru olan şey arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz? Bunun cevabı bilimdir. İnançların sağlam bulgulara ve ampirik verilere dayandırılmasının beklendiği bilim çağında yaşıyoruz. ... Meleklere ve şeytanlara inanların sayısı, evrim teorisine inananlardan daha yüksek. Duyu ötesi algıya inancın lise mezunları arasında yüzde 65 iken yüksekokul mezunları arasında yüzde 60'a ve manyetik terapiye inancın lise mezunları arasında yüzde 71 iken yüksekokul mezunları arasında yüzde 55'e düşmesine karşın, eğitimli insanların yarıdan fazlasının böyle savları onaylaması gibi bir durumla karşı karşıyayız! Üstelik bir tür uydurma bilim olan alternatif tıbbı benimsemede aslında bir artış söz konusudur: Lise mezunlarında yüzde 89 olan oran yüksek okul mezunlarında yüzde 92'ye çıkmaktadır. Sorun daha da derindir ve özellikle çelişkili bulguları
Sayfa 16·Kitabı okudu
Gel de çık işin içinden. Doğrunun göreliliğine ilişkin post-modern inancın, dikkat süresinin, New York dakikasıyla ölçüldüğü kitle iletişim araçlarına özgü tıkırtı kültürüyle birleşmesi, bizi haber-eğlence birimlerinde paketlenmiş şaşırtıcı çeşitlilikte doğruluk savlarıyla karşı karşıya bırakıyor.
His observation that a diet low in saturated fat was consistent with minimal heart disease was possibly accurate in 1960 but was no longer true in 1990. And this original mistake seems to have been compounded a thousand times over during the next decades by scientists who inherited Keys's dietary biases. No doubt a Cretan or Calabrian peasant might find it ironic that New York socialites and Hollywood movie stars -indeed, nearly all the wealthy peoples on the planet- are now trying to replicate the diet of an impoverished post-war population desperate to improve its lot.
Trump'ın Amerikan basınına hakareti
Başkan Trump’ın basın kaynaklarına ve hatta bizzat muhabirlere halk içinde yaptığı saldırıların modern ABD tarihinde bir örneği yoktur. Basını "Dünyadaki en yalancı insanlar" olarak tanımlamış ve New York Times, Washington Post ve CNN gibi önemli haber kaynaklarını yalan söylemekle ve "yanlış haber" yaymakla suçlamıştır. Trump kişisel saldırılardan da kaçınmamıştır. Haziran 2017 tarihinde bir tweet fırtınası ile televizyon sunucusu Mika Brzezinski ve onun yardımcı sunucusu Joe Scarborough'a saldırmıştır: Kötü izlenme oranlarına sahip olan @Morningjoe’nun benim hakkımda kötü konuştuğunu duydum (artık izlemiyorum). Öyleyse düşük zekalı Deli Mika ve yanındaki Psikopat Joe nasıl oldu da Yılbaşı Arifesinde üç gece üst üste Mar-a-Lago’ya gelip bana katılmakta ısrar ettiler. Kadın yüz kaldırma ameliyatı yüzünden kötü bir şekilde kanamaktaydı. Hayır dedim!