Yani sadece psikolojik müslümanlık, sadece
sosyolojik müslümanlık veya sadece tarih içi müslümanlık yetmez. Her müslüman önce, kendi iç
dünyasında müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde
de musluman olmayı şart olarak idrak etmeli. Ve
nihayet bu psikolojik ve toplumsal muhtevaya
mutlaka tarih şuurunu da eklemeli. Ancak bu
şartla, müslümanlığı temel anlamda eksiksiz bir
bütünlüğe kavuşmuş olur.
Bir başka anlatımla, müslüman, kendini müslüman bilmek veya saymakla müslüman olamaz.
Müslümanlığı bir varoluş haline getirmek borcundadır oluştan varoluşa geçmek, bu geçişi sürekli
olarak geliştirmek ve verimlendirmek, bu varoluşun şuur ve sorumluluğunu dolup taşmak kaygısını taşımalıdır o.