Ayıp rezil dilinde şan oldum sanır Kamış ses verince ney oldum sanır Yalan dilden çıkınca söz oldum sanır Aptal ata binince Bey oldum sanır
Ney miş 🤔 duygular dalga boyları gibi haret edermiş ( temel yasa )
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Êşa kû neyê li ser ziman, dil perçe dike...
Kurdî
silah atılmıyor güvercin şakırtısıdır şafakta yaldızlanan şadırvanda su ıhlamurlarda ezan Görkemli bir namaz uğultusu heyhat hamzabey cami-i şerif'inden kim kaldı kim kaldı eski selanik'ten Laternalar sustu sürahiler tenha tek kibrit çakılmıyor kim kaldı ittihat ve terakki'den o jöntürkler ki - `hariçten evrak-ı muzırra celbederlerdi' - o fedailer ki barut öksürürler sakal tıraşları mavi kırmızı bıyıkları biber kim kaldı müdafaa-i hukuk cemiyeti'nden avcı ceketi körüklu çizme astragan kalpak bazen `ittihatçı' hafif `iştirakiyun' öfkeli kaşları salkım saçak kumral bıyıkları mahzun hani felaket tütün içerler ceplerinde idam fermanları bellerinde Söğüt yaprağı bıçak
Radyoda ince saz, ney taksim Büyür çetelerin hıncı Kent ince-ince susar Ve korku bir kahpe yaradır içerden işler Vurur hançerini şah damardan ihanet Satarsın ulan satarsın Açılmamış gonca gülünü...
Kalu bela Semra Çavuşoğlu yazdı..
okuryazarkitaplar.com/kalu-bela Bir gün, adını hiç bilmediğim bir yere getirildim. Gariptir ki nereden getirildiğimi hiç hatırlamıyorum. Ama öyle güzel bir yermiş demek ki geldiğimde çok ağlamışım. Ne gökyüzü tam gökyüzüydü ne de toprak bildiğim toprak. Adı Dünya imiş. Sanki dünya ile düş arasında unutulmuş bir eşikte durmuştum. İlk zamanlar orayı sevdim, çünkü her şey güzeldi; rüzgâr çiçeklerin arasından geçerken ince bir ney sesi çıkarıyor, güneş yaprakların üzerine altın renkli dualar bırakıyordu. Uzaklarda gümüş renkli tepeler uzanıyor, akşamları gökyüzü mor ve turuncunun birbirine karıştığı kutsal bir denize dönüşüyordu. Her sabah uyandığımda yeni bir mucize görüyordum.