Dünyanın konuşulmayan tarafında yaşanan acıları muazzam anlatımıyla gözler önüne seren bir yazar Khaled Hosseini . Bu eseri de Uçurtma Avcısı kadar etkileyiciydi. Ana karakterler Meryem ve Leyla gibi görünebilir. Aslında daha geniş bir kitleye hitap ediyor:
Kadın.
Şeriatın etkilerini en çok hissedenler. Afganistan’ın zamanda geriye gidişinin kadın perspektifiyle gösterimidir bu eser.
"Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, mutlaka bir kadını gösterir. Her zaman."
Fazlasıyla duygusal olmasının yanı sıra, bu olayların gerçekten yaşanmış, hala yaşanıyor olması çok daha yürek burkuyor. Başladığımdan beri elimden bırakamadım. Son 200 sayfayı tek oturuşta okudum. Uzun süre etkisinden çıkabileceğimi sanmıyorum. Çok, çok başarılı bir roman. Hosseini’ye olan saygım sonsuz.
Orada, geleceğin hiçbir önemi yoktu. Geçmişse yalnızca tek bir dersi içeriyordu: Sevgi, insana zarar veren bir hatadır; işbirlikçisi, yani umutsa tehlikeli bir yanılsama.
Kabil Üniversitesi’ndeki öğrencilerin neredeyse üçte ikisi artık kızdı; hukuk, tıp, mühendislik okuyan kızlar. Bu ülkede kadınların işi hep çok zor oldu, Leyla, ama artık, komünistler sayesinde daha özgürler, eskisinden çok daha fazla haklara sahipler.