Hayat böyle işte sana çarpacak ve ardına bile bakmadan yoluna devam edecek. O halde sen de yoluna devam et. Böylelikle gözlerin tamamen kapanacak ve gerçek neymiş göreceksin.
(...) Korporatizm… Büyük Doğu–İBDA dünya görüşünün “mülkiyet hakkına bağlı cemiyet sermayedarlığı” anlayışı, kaba bir benzetmeye konu olmuş. Neymiş? Korporatizm… Hiç piramit görmemiş bir ilkokul mezununun piramitlere bakıp, “üçgen bunlar, bildiğin üçgen işte!” demesi… Evet, dışyüzden andıran yönleri vardır, “üçgen”i… Bir parantez açayım:
Benim faşizmde sevdiğim birkaç yön vardır. Bunlardan biri de ekonomi modelidir. Türkiye’de çok bilinmez bu. Faşizm deyince, genellikle eli sopalı milisler anlaşılır… Bizde faşizm “biz Türk’üz, çizeriz!” seviyesindedir; kapitalizmin hizmetçisi olarak gelmiştir. Hâlbuki gidin bakın, adamlar neler yazmış, neler düşünmüş, her iki dünyaya da -palavradan değil, ideolojik olarak- nasıl meydan okumuşlar.Meramım faşizmi övmek değil. Bana zaten taban tabana zıt bir rejim. Beğendiğim birkaç yönü var. Bunların başında da, “korporatizm” adı verilen ekonomi modeli geliyor. Ama İbdacı iktisat anlayışıyla faşizm iktisat modeli, çölün ortasında yükselen piramitle kâğıda çizilen üçgenin benzerliği kadardır.
İktisat ve Ahlâk -İktisada Giriş -V-, 21 Şubat 2014, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
-"İki dileğim olacak. Birincisi bana öyle bir ilaç verin ki uykum gelmesin ve yaşamımın geri kalanının her anı-nı yaşayabileyim. Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra, hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum."
+"İkinci dilek neymiş?"
-"Buradan çıkmak, dışarıda ölmek istiyorum. Ljubl-jana Kalesi'ni ziyaret etmem gerek. Yüzyıllardır orada durup duruyor, ama ben bir kez olsun yakından bakma-ya zahmet etmemişim. Kışları kestane, yazları da çiçek satan kadıncağızla konuşmam gerek. O kadar sık karşılaşırdık sokakta, ama bir kez olsun hatırını sormak aklıma gelmemiş. Mantosuz sokağa çıkıp karda yürümek istiyorum, çok çok üşümenin nasıl bir duygu olduğunu öğreneyim, değil mi? Hayatım boyunca hep sıkı sıkı giyinmişim, soğuk alma korkusuyla.
Kısacası, Dr. İgor, yüzümde yağmuru hissedeyim, hoşuma giden herhangi bir erkeğe gülümseyeyim, bir kahve ısmarlamak isteyen herkesin önerisini kabul edeyim istiyorum. Sonra annemi öpmek, onu sevdiğimi söylemek, duygularımı açık etmekten utanmaksızın dizinin dibinde ağlamak... Duygular hep vardı, ama hep gizlenmek zorundaydı..
ne var ki bazı yaşlılar böyledir, geriye sayılı günlerinin kalmasını aşırı gururla dengelemek isterler, Neymiş koşulun, diye sordu doktor, Sizin için katlanılmaz bir yük olmaya başladığımda bunu bana söyleyeceksiniz, dostluk duygusuyla ya da bana acıdığınızdan dolayı bunu söylemeyecek olursanız, o gün geldiğinde yapmam gerekeni yapabilecek kadar sağduyumun kalmış olmasını diliyorum, Neymiş o, öğrenebilir miyiz, diye sordu koyu renk gözlüklü genç kız, Çekilmek, uzaklaşmak, ortadan kaybolmak, eskiden fillerin yaptığı gibi
Önce halinden ona hiçbir şey söylemedi
Bıraktı
Konuşsun Şivekâr
Aman Allah'ım!
Şivekâr konuştukça
Yusuf’un her yanına
Oklar saplandı sanki.
Dertli gönül neymiş
Gönüle dert neden düşermiş
Nasıl olurmuş göze almak
Gözlerden ötesini
Yağmadan, çapuldan, hazıra konmaktan uzak
Akları, karaları, bütün renkleri esirgeyip
esirgenmeyi hak etmek
Ve dönenmek evrende arındırıcı
İtimada şayan bir rüzgar gibi.
Hayret ki cinler bu kızı kaçırmamış
Bu fevkalede gönlüyle.