Puan vermedi·269 syf.··
2026 14. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:31
Kitapta her şey imgelerle anlatılıyor. Tasavvuf ve müzik ilişkisi, imgesel karakterlerle fantastik bir hikaye şeklinde anlatılıyor. Bu hikayede tarih, tasavvuf, felsefe ve musiki var. Öncelikle kitabın adı "Suskunlar" Galata Mevlevihanesi'ndeki küçük mezarlığın adı. Ölünce bu mezara yatacak olan Başkahraman Eflatun da hep susar. Eflatun Mevleviliğe giderken yolda , 7 büyük günahın kendini çağırdığını sanıp sırasıyla hepsinin yanına gider ve hepsinden kötek yer. Yolu en son Galata Mevlevihanesi'ne çıkar. Orada bir derviş olur. Bu 7 büyük gnah karşısına : -İki büryan kebabını arka arkaya mideye indiren şişko adam (oburluk) -genelevden çıkan yeniçeri (şehvet) -bir sandık dolusu altını olduğu halde borcunu ödemeyen tüccar (açgözlülük) -kölesini öldüresiye döven (öfke) -atın üstünde giden zadegan (kibir) -sofu bakkal (kıskançlık ) -senelerdir aynı yerde yatıp duran dilenci (tembellik) Şeklinde çıkar. Kitabın kötü karakteri Tağut (Allahı reddeden her şey) ile Mevleviler savaşır. Tağut'un yardımcısı Azazil (İblisin cennetteki adı ) Tağutun isteklerini yapar. Tağut hastalanmıştır ve Rafael adında bilgisiz bir doktordan yardım etmesini ister. Burada aynı zamanda sağlam gelip Rafael'in elinde hastalanan Lazar (hastalanmış adam ) vardır. Camide vaaz verip herkesin sevdiği cüce devamlı musikinin ne kadar günah olduğunu vazeder. Fakat cüce esasında yetenekli bir müzisyen ve Tağut'un adamıdır. Yani yazar burada Tağut'un musikiyi reddettiğini gösterir. Yani musikiyi tasavvufla da bağdaştırarak iyi bir yere koyar. Bu tağutun cinayet işlettirdiği Kabil adında bir katil vardır. İsmiyle müsemma olarak kendi kardeşini öldürmüştür. Bir de Muhteşem Neyzen Batın ( gizli, görünmeyen şey) vardır. Onun oğlu Zahir yani batının zahir(görünen) olan tarafı kendini peygamber ilan ettiğinden
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Cumhuriyet Sonrası İstanbul ve Hanife Hanım(Sevdim kendisini )
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
HANİFE HANIM'IN İSTANBUL MACERALARI MAHMUT YESARİ ​Kalender-meşrep bir mizaca sahip, kısa ömründe sıkıntılar çekmiş Mahmut Yesari çilesini çektiği Bab-ı Ali başta olmak üzere canım İstanbul'un her köşesini dolaşmıştır. ​Geçen asrın İstanbul'un da (İstanbul'un en sevdiğim zamanlarıdır) farklı sosyal-ekonomik koşullarda yaşayan halkın kullandığı dili, yaşadığı hayatı ve beklentilerini akıcı anlaşılır bir üslupla kaleme almıştır. ​Bu eserde cumhuriyetin ilanı sonrasında İstanbul'daki sosyal hayatın değişimi, dönüşümü, inkılaplardan ve modernlikten halkın anladığı ya da anlayamadığı yönleri, dönemin kültür-sanat adamları ve antika tipleri üzerinden Fatih/Çarşambalı Hanife Hanım'ın gözünden komik unsurlarla destekleyerek anlatmıştır. Çarşambalı Hanife Hanım yazarın o küçükken evlerini ziyaret ettiği tanıdığı simalardan biridir. 1930'lu yılların İstanbul'un da sosyal hayatı tanımak isteyen yaşlı, cahil bir kadın olan Hanife Hanım'ın İstanbul'u semt semt, mekan mekan gezerek karşılaştığı tiplerle olan eğlenceli sohbetleri, yaşadığı olaylar, kimi zaman sinema salonunda, kimi zaman boks maçında, kimi zaman yılbaşı partisinde kimi zaman Güzel Sanatlar Akademi'sinde, kimi zaman stadyumda cereyan eder. Bu modern zamanların insanlarını, olaylarını Hanife Hanım anlayamaz. Ona çok garip ve yabancıdır bu durum. Sinema perdesinde bir kadının elini öptürmesi, boks müsabakasında insanların birbirini yumruklaması, düğüne katılabilmek için kapıda davetiye vermesi gerekmesi, karşılaştığı eski mahallesinden insanların modernleşme adına büründüğü kişilik kendisini tanımamazlıktan gelmesi onu hayrete düşürür. Nevi şahsına münhasır Hanife Hanım maceralarında İbrahim Çallı, Neyzen Tevfik, Şükûfe Nihal, Osman Cemal Kaygılı, Burhan Cahit Morkaya, Bedia Muvahhid gibi isimlerle aaa tabii bir de
Hanife Hanım'ın İstanbul MaceralarıMahmut Yesari · Can Yayınları · 202179 okunma
Reklam
Neyzen
7/10
·298 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 23:17
Neyzen Tevfik'in tüm şiirlerini havi ancak kitapta sansür uygulanmasaydı daha güzel olurdu. Bazı yerlerde geçen küfürleri anlayabiliyoruz ama bazıları kestirilemiyor.
Bütün ŞiirleriNeyzen Tevfik · Kapı Yayınları · 202435 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 51. kitabı
Bu kitabı okuyacaklar için şunu söylüyorum bu yayınevinden okumayın. Yahu arkadaş kitapda Türkçe kelime yok. Zahmet edip iki kelime sadeleştirelim dememişler. Bir şiir var 4 satırdan oluşuyor 15-20 kelime ya var ya yok. Sadece 3 kelimeyi anlayabiliyorsun geriye kalanlar dipnot. Ben şiir mi okuyacağım dipnot mu? Roman olsa bir şekilde akıp gidiyor. Hatta ben bu dönem eserleri kendi yazıldığı şekilde pek dokunulmadan okunması taraftarıyım yalnız bu çok fazla. Hatun bana tuzak kurmuş olmalı. İyi ki kitap seç dedik.
Şiir
Hiç - Azab-ı MukaddesNeyzen Tevfik · Kapra Yayıncılık · 20259 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2024 118. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2024 00:00
Ben Neyzen / Sinan Yağmur / Kapı Yayınları / 216 Sayfa / 1.Basım Aralık 2024 İlginç bir hayat hikayesi sahip, hazırcevap, zeki bir şair olan Neyzen Teyfik'in kendi ağzından anlatılmış bir yaşam hikayesini Sinan Yağmur'un kaleminden okuduk. Kitabı iki bölümde inceleyebiliriz. Birince bölümde Neyzen Teyfik'in hayatını roman tadında okuduk. İkinci bölümde ise Neyzen Teyfik'in hazırcevaplığı gösteren bir kaç anıyı okumuş olduk. Kitap bir çırpıda okunabilecek şekilde akıcı, anlamlı ve doludizgin şekilde ilerliyor. #sinanyağmur #neyzentevfik #benneyzen #kitapyorumu #kapıyayınları @sinanyagmurofficial
Ben NeyzenSinan Yağmur · Kapı Yayınları · 2024448 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 15:52
MİZAH OLMASAYDI ⁠ ⁠•͈⁠ᴗ⁠•͈ Güldürme amacı taşıyan her şey mizahtır.. ... Mizah kelimesi, Arapçada "şaka yapma, eğlenme" anlamına gelen mazh kökünden türemiş ve yine anlamı bozulmadan mizah şeklinde dilimize geçmiştir. Mizahın Türkçe karşılığı gülmece veya güldürüdür.. Olmasaydı Serisi kitaplarını büyük bir keyifle okumaya devam ediyorum. Serinin her kitabından farklı türde bilgiler öğreniyorum, bu da beni fazlasıyla mutlu ediyor. Mizahın sadece güldürmekten ibaret olmadığını, bazen insanın en ağır yüklerini bile hafifleten bir sığınak olduğunu hatırlatan bir kitap bu. Sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki, gülmek aslında bir direnme biçimi; hayata karşı sessiz ama güçlü bir başkaldırı. Bu kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Gülmek gerçekten de en ciddi iştir, özellikle de günümüzde.. Peki, mizah olmasaydı? Kitapta yer alan anlatılar, yalnızca eğlendirmiyor; her biri kendi hikâyesiyle insanın içine dokunan bir gerçeklik taşıyor. Kimi zaman tanıdık bir yüzle gülümsüyor ve o kişilere özlem duyuyor, kimi zaman da bir cümlenin ardında saklı hüzünle durup düşünüyorsunuz. İşte tam da bu yüzden, kitap sadece bir mizah derlemesi olmaktan çıkıp insan ruhuna ayna tutan bir esere dönüşüyor. Hiciv olmasaydı Oğuz Aral, Levent Kırca, George Orwell, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali, Charlie Chaplin, Neyzen Tevfik, Nef'î, Ferhan Şensoy, Turhan Selçuk, Moliére gibi ustaların ismini bugün efsane olarak anmazdık. İyi ki varlar.. Kısacası mizah; bazen acının içinden doğar, bazen aklın beklenmedik bir köşesinden fırlar.. "Kara mizah sadece gülmek için yapılmaz, o bir direniş biçimidir aynı zamanda." “Mizah olmasaydı” diye başlayan bir düşünce, kitabın sonunda yerini şu gerçeğe bırakıyor: Mizah olmasaydı, belki de bu kadar güçlü kalamazdık. Çünkü bazen bir tebessüm, en
Mizah OlmasaydıMete Temel · Masa Kitap · 202621 okunma
Reklam
Reklam