Sürücü koltuğu, alışılmışın dışında anlatım şekliyle beni biraz şaşırttı desem ; haksız olmam sanırım.
Diğer insanlardan biraz daha farklı düşündüğünü ve hareket ettiğini farkettiğimiz karakterimiz ; bir Güney Amerika tatiline çıkıyor. “İhtiyacı olmayacağı” için tek yönlü bir bilet alan Lise , bizi meraklandırmaya en başından başlıyor bile. Diğer insanlardan yaptığı ,giydiği, konuştuğuyla farklı oluşu; beni bir yerde toplumun bireyi kalıplara sokuşunu, insanlardan beklentilerini, farklı olana karşı hoşnutsuzluğunu, onu kendinden uzaklaştırışını sorgulamaya itti sanırım.
Lise hiç görmediği birini arıyor, karşılaştığında O’nun “O” olduğunu anlayacağı birini. Anlıyor da... Okuyucu olarak siz anlayabiliyor musunuz, tartışmalı. Ama “O” hiç beklemediğiniz anda, hiç beklemediğiniz şekilde tekrar karşınıza çıkıyor. Toplumun “farklı”yı kabullenemeyişini de tekrar size hatırlatıyor. Okuduğum en enteresan kitaplardan biri olmakla birlikte, herkese hitap edemeyecek olduğunu da belirtmeliyim. Ters köşelerden ve sizi farklı düşünmeye iten kitaplardan hoşlanıyorsanız , şiddetle bu kısacık kitabı öneririm.