Nazlı YANIK

Nazlı YANIK
Fizyoterapist
1 Temmuz
82 okur puanı
Ekim 2022 tarihinde katıldı
8/10
·184 syf.··
2025 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 22:10
Dorothy Baker’ın 1962 yılında yazdığı Cassandra Düğünde ilk başta bir düğün hikâyesi gibi görünse de, çok daha derin bir psikolojik çözümleme aslıda. İkiz kardeşi Judith’in düğünü için aile evine dönen Cassandra’nın bu kısa ziyareti, onun zihninde çok daha uzun ve karmaşık bir yolculuğa dönüşüyor. Judith’in bir birey olarak kendine farklı bir yol çizmiş olması, Cassandra’nın benliğinde büyük bir sarsıntıya yol açıyor. Ne yapacağını bilemeyen, bu değişime nasıl ayak uyduracağını kestiremeyen Cassandra, içsel ikilemlerle baş etmeye çalışıyor. Birey olma sancılarını çeken yalnızca Cassandra mı? Bu sorunun cevabını, romanın ilerleyen sayfalarında karakterlerle birlikte siz de arıyorsunuz. Kitap boyunca kimlik, bağlılık ve bireysellik gibi kavramları karakterlerle birlikte siz de yeniden sorgulamak durumunda kalıyorsunuz. Bu yönüyle roman, oldukça evrensel bir çatışmayı başarıyla yansıtıyor. 1962’te yazılmış olan eser, özellikle dönemine göre düşünüldüğünde çok cesur sayılabilecek dokunuşlara sahip. Örneğin Cassandra -her ne kadar üstü kapalı bir dille anlatılmış olsa da- eşc*nsel bir karakter. Kendi kimliğini bulma çabalarında, bu konuda da zorlandığını görebiliyoruz. Cassandra’nın cinselliği, aidiyet duygusu ve yalnızlığı iç içe geçmiş durumda; bu da karakterin ruhsal karmaşasını derinleştiriyor. İlginç bir şekilde, Cassandra “biz biriz ve hayatta farklı yollarda gitmemeliyiz” düşüncesine sıkı sıkıya bağlıyken, aynı zamanda çocukluğundan itibaren sırf farklı olmak adına kız kardeşinden farklı giyinmeye ve farklı hobilere yönelmeye çalışıyor. Bu çelişki, onun aslında kendi kimliğini hâlâ aramakta olduğunu ve ne istediğinden pek de emin olmadığını bize hatırlatıyor. Cassandra Düğünde Roman yalnızca Cassandra’nın bakış açısından ilerlemiyor; bir noktada Judith’in zihnine de
Edebiyat Roman
Cassandra DüğündeDorothy Baker · Yapı Kredi Yayınları · 2021129 okunma
Reklam
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2025 00:09
Mezbaha Beş Öncelikle belirtmeliyim ki biz burada saf bir kurgu okumuyoruz. Birebir kendi travmalarını mizahi bir dille ortaya koyan bir yazarın, savaşın aslında ne anlama geldiğine dair bize ulaştırmaya çalıştığı sesini duyuyoruz. Romanı okurken yalnızca bir karakterin değil, yazarın da içsel dünyasına tanıklık ediyoruz. Dresden katliamı sırasında savaş esiri olmuş Billy, yıllar sonra o dönemi ve o dönemde yaşadıklarını kitap haline getirmeye çalışan sıradan bir insan olarak çıkıyor karşımıza. Bu amacında ne derece başarılı olabiliyor bunu okuyarak göreceksiniz. Bir açıdan da, olayların asıl kahramanı Kurt Vonnegut bize bu kitabı ulaştırabildiğine göre, dolaylı yoldan başarılı olunabilinmiş gibi duruyor. Bilim kurgu gibi başlayan eser, bize savaşın insanlıkta bıraktığı kara lekeleri tek tek gösteriyor. Fiziki anlamda yok edilmiş insanlar ve bu yok edilişe tanık olarak ruhsal anlamda yok edilen diğer insanlar… Dresden’in bombalanmasıyla kül olan bedenlerin yanında, Billy’nin zihni de yavaş yavaş parçalanıyor. Billy eski bir asker de olsa, bir kahramanlık hikayesine ait biri değil. En sıradan, hatta komik denebilecek türden bir insan olarak görüyoruz onu çoğu yerde. Bu şekilde, onun hikayesi de evrenselleşiyor belki. O sadece, savaşın içerisinde var olmaya mecbur bırakılmış birçok insandan biri. Kurt Vonnegut
Edebiyat Roman
Mezbaha BeşKurt Vonnegut · Can Yayınları · 20212,145 okunma
Kadmus
8/10
·352 syf.··
2024 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2024 17:14
Daniel Mason Lucius, 1. Dünya Savaşının patlak verdiği dönemde bir tıp öğrencisidir. Gerçek bir hastaya bile doğru düzgün dokunamamaktan şikayetçi olan Lucius, arkadaşının da teşviğiyle savaşı bir fırsat bilerek, savaş doktoru olarak cepheye gitmeye karar veriyor. İlginç “vaka”lara yakından tanık olmayı bekleyen karakterimiz, tam anlamıyla aradığını bulabiliyor mu tartışılır. Bu ilginç “vaka” ların ailesi, çocukları, arkadaşları, hobileri, meslekleri olan sıradan “insan”lar olduğunu, savaşan askerlerden ibaret olmadıklarını farkederek adeta bir uyanış yaşıyor. O bu uyanışı yaşarken Avusturya İmparatorluğunun aynı askerleri için bakış açışı çok farklı. İmparatorluk kendi çocuklarındansa iki askere bir tüfekle, mukavva ayakkabılarla savaşa yolladığı Polonyalı, Çek, Macar, Rumen, Rutenyalı askerleri ne kadar “insan” olarak görüyor acaba? Uzuvlarını kaybeden askerler, salgınlardan ölen, açlıktan kırılan insanlar; masa başında bakılınca durduğu gibi durmasa gerek. Yer yer karakterin içinde bulunduğu ufak tefek ve rastgele olayların, hayatında ne büyük yol ayrımlarına sebep olabileceği ihtimali ensenizde bir ürperti hissetmenize sebep oluyor. Savaş zamanlarında, insanların hayatının ne kadar kolay altüst olacağını size tekrar hatırlatıyor D. Mason. Savaşı bize bir tarih kitabı edasıyla değil, Lucius’un hikayesiyle kesiştirerek yapıyor ki böylece zorlama bir dil ortaya çıkmamış oluyor, ırmağın akacağı yolunu buluşu gibi… Kış Askeri
Edebiyat
Kış AskeriDaniel Mason · Holden Kitap · 2022213 okunma
7/10
·96 syf.··
2023 58. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2023 16:03
Sürücü koltuğu, alışılmışın dışında anlatım şekliyle beni biraz şaşırttı desem ; haksız olmam sanırım. Diğer insanlardan biraz daha farklı düşündüğünü ve hareket ettiğini farkettiğimiz karakterimiz ; bir Güney Amerika tatiline çıkıyor. “İhtiyacı olmayacağı” için tek yönlü bir bilet alan Lise , bizi meraklandırmaya en başından başlıyor bile. Diğer insanlardan yaptığı ,giydiği, konuştuğuyla farklı oluşu; beni bir yerde toplumun bireyi kalıplara sokuşunu, insanlardan beklentilerini, farklı olana karşı hoşnutsuzluğunu, onu kendinden uzaklaştırışını sorgulamaya itti sanırım. Lise hiç görmediği birini arıyor, karşılaştığında O’nun “O” olduğunu anlayacağı birini. Anlıyor da... Okuyucu olarak siz anlayabiliyor musunuz, tartışmalı. Ama “O” hiç beklemediğiniz anda, hiç beklemediğiniz şekilde tekrar karşınıza çıkıyor. Toplumun “farklı”yı kabullenemeyişini de tekrar size hatırlatıyor. Okuduğum en enteresan kitaplardan biri olmakla birlikte, herkese hitap edemeyecek olduğunu da belirtmeliyim. Ters köşelerden ve sizi farklı düşünmeye iten kitaplardan hoşlanıyorsanız , şiddetle bu kısacık kitabı öneririm.
Edebiyat
Sürücü KoltuğuMuriel Spark · Siren Yayınları · 20181,342 okunma
8/10
·222 syf.··
2023 51. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2023 16:12
1902 yılında kılık değiştirerek Londra’nın Doğu yakasına giden Jack London’un, orada karşılaştığı insanlık dışı yaşamı bize anlatışına tanık oluyoruz. Bunu yer yer verilerle, yer yer de kendi düşünceleriyle yapan London, bir ülkenin içindeki iki zıt yaşamı bizim gözümüzün önüne seriyor. Bir yanda bolluk içinde-ki bu dönem, İngiltere’nin en iyi dönemi olarak kabul edilir- yaşayan insanlar; diğer yanda Doğu Yakası’na itilmiş, açlık, sefalet içindeki ‘’Uçurum’’ insanları. London bu insanlara böyle diyor, çünkü bu insanlar toplumun dişli çarkları arasında ezilirken; o toplumda yaşamını sürdürecek, nefes alabilecek kadar bile bir yer bulabilme savaşı veriyor. Erk sahipleri tarafından sürekli yokuş aşağı çekilmeye çalışılan bu insanlar, sanayileşmenin getirdiği yeni düzene bir türlü uyum sağlayamıyor, onun bir parçası olamıyorlar. Biz aslında bu kitapla, o insanların yokuşun en dibine düşmeme çabalarını gözlemliyoruz diyebiliriz.
Uçurum İnsanlarıJack London · İletişim Yayınları · 20254,553 okunma
Reklam