Frankl kitabında Nazi kamplarında yaşadığı tüm acı olayları, çektikleri zorlukları, bu zorluklar içinde kendine hayatta bir anlam aramaya çalışmaktadır. Bu kampta tüm ailesini kaybeden Frankl hayatında anlamını kaybedip kaybetmediğini sorgulamaktadır. Bir anlam kaybetmeden önce kazanılmış mıdır? Ulaşılması zaruri bir şey gibi görülsede çoğu insan bu hakikate ulaşmadan hayatının sonuna gelir. Ya da hayatın sonu onun için bir kurtuluş ve huzura eriş olarak da bilinmektedir. Önemli olan kişinin kendine çizmiş olduğu yoldur.
Birçok Nazi filmleri çekildi, kitapları yazıldı, sanata uyarlandı. Frankl ise bu durumu acı çekmeyi mutlu olmak ile oranladı. İnsanın Anlam Arayışı ise bu kampların ve fiziksel koşulların çok ötesinde; bireyin zorlu şartlar altındaki ruhsal yolculuğunu gözler önüne sermektedir.
Tutukluların kampta sahip oldukları tek şeyin tam anlamıyla çıplak varoluşları olduğunu anlatılmaktadır. Kamp içerisinde insanlar sadece bir numaradan ibaret olarak görülmektedir. İnsanın bir değeri bulunmamaktadır. Hasta olduğunuzda ya da zayıf düştüğünüz her an bir gaz odasına ya da krematoryuma gönderileceğinizi bilmektesinizdir. Bir numaranın yaşamının, deneyimlerinin ve arkasında bıraktıklarının hiçbir önemi yoktur. İşte böyle bir ortamda kişiyi en çok yaralayan şey çektiği fiziksel acılar değil, haksızlığın ve mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstıraptır der Viktor Frankl.
Kitap 3 evrede ele alınmıştır;
1- Ruhsal tepkilerin ilk evresi.
2- Nisbi duyarsızlık evresi: Duyguların körelmesi “duygu yitimi”(apati) kişinin hissetmeyi göze alamadığı coşku ve duyguların hissizleşmesi
3- Tutuklunun özgürlüğe kavuştuktan sonra içinde bulunduğu ruhsal durum.
Böyle bir ortamda yaşanan duygu yitimi gibi tepkiler anormal bir duruma verilen normal tepkilerdir. Tutuklu zamanla duygularını