Fantastik edebiyat tarzında ülkemizde çok fazla yazar çıkmıyor ne yazık ki..Bu tarz, okuma oranı zaten çok düşük olan ülkemizde satılan kitap sayısına oranla yayıncılık anlamında da bir takım riskleri beraberinde getiriyor.Hal böyle olunca ülkemizden bir yerli yazarin bu tarzda bir kitabı yazıp yayinciya begendirmesi ve kitabın basılması bana göre edebiyatımızda önem verilmesi gereken bir konu..Kendi adıma;anadilimde bir fantastik hikaye okumak ve hikayenin gayet iyi yazıldığını deneyimlemek müthiş bir serüven oldu benim için..kaldı ki hikaye ve anlatıcı iyiyse söz konusu kitabın tarzinida çok fazla önemsemiyorum..Bu konuda yazarımız Batuhan Tuncdemire ellerine sağlık diyor başarılarının ve eserlerinin daim olmasını diliyorum..
Hikayeye gelirsek;tanrıların ve toganlarin olduğu, bozkır ve elekios halklarının aynı diyarı paylaştığı çeşitli halkların ve inanışların hüküm sürdüğü bir dünyada hikayenin arka planına ustaca yedirilmis mitolojik bir hikaye okuyoruz..
Hikaye de farklı ırklara sahip bir çok karakter var ve bu karakterlerin birbirinden farklı motivasyonu çok yalın sade ve akıcı bir dille anlatılmış..Okumaya kolaylık sağlayan bu yazım dili akıcılığı ve tempoyu düşürmeden finale kadar götürüyor bizi..
Özellikle bozkır halkının yaşam tarzı ve konuşma dili çok etkiledi beni..Belli ki üzerine çalışma yapılmış..
Yaratılan ırklar ise son derece tatmin edici bir şekilde anlatılıyor..
Tamarru kam,ejderha benzeri bir yaratık olan dehsezar,hikayenin her iki tarafında aktif rol oynayan dev ve yaridevler,annuk kavminden yamyam savaşçılar ve nihayetinde yaratılan özgün büyü sisteminde Hündarlar ve nida etme sanatları son derece iyi yazılıp iyi anlatılmış.
Karakter gelişimlerinin ve finalin biraz daha uzun olması gerektiğini düşünsem de bunu yazının başında anlattığım
Dördüncü ToganBatuhan Tunçdemir · Kırmızı Kalem Edebiyat Yayınları · 20268 okunma
Merhaba sevgili kitap dostlarım,
Bugün sizlere geçmişten günümüze uzanan, tarihi atmosferiyle beni etkileyen ve kadın olmanın gücünü iliklerime kadar hissettiren bir kitaptan bahsedeceğim.
Hikâye, 1877 yılında İstanbul'da başlıyor. Dürüst ve çalışkan bir devlet memuru olan Müştak Bey'in Antakya'ya atanmasıyla ailesinin hayatı tamamen değişiyor. Yeni bir şehir, yeni insanlar ve yeni başlangıçlar derken Müberra'nın yolu Reyhanlı aşiretinden Salih Ağa ile kesişiyor.
Kısa sürede filizlenen bu aşk, evlilikle taçlanıyor ve ikili kendilerine sıcacık bir yuva kuruyor.
Ancak hayat onlar için her zaman mutluluk getirmiyor. İlk çocukları Firkat'ın kaybı, Müberra ve Salih'in hayatında derin yaralar açıyor.
Yaşadıkları acıya rağmen birbirlerine tutunmayı başarıyor ve ikinci çocukları İrtah'ın dünyaya gelişiyle yeniden umut buluyorlar.
Kitabın asıl dikkat çekici kısmı ise İrtah'ın hikâyesiyle başlıyor.
Yaşıtlarından farklı düşünen, cesur, zeki ve güçlü bir karakter olan İrtah; toplumun kalıplarına sığmayan yapısıyla yalnızlığa itilse de pes etmiyor.
Özellikle babası Salih Ağa ile olan bağı ve kartal eğitimi sahneleri kitabın en etkileyici bölümlerindendi.
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki siyasi karışıklıklar, eşkıya baskınları ve değişen düzen karakterlerin hayatını derinden etkiliyor. Bir yandan tarihi olaylara tanıklık ederken diğer yandan güçlü kadın karakterlerin ayakta kalma mücadelesini okuyoruz.
Bu kitapta en sevdiğim şey; tarihî olayların kuru bir anlatımla değil, karakterlerin yaşamları üzerinden aktarılması oldu. Müberra'nın fedakârlığı, İrtah'ın gücü ve Salih Ağa'nın ailesine olan bağlılığı hikâyeyi unutulmaz kılıyor.
Tarihî kurgu, aile bağları, aşk, kayıp ve güçlü kadın karakterler okumayı seviyorsanız bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz.
Siz bu kitabı
Kartallı Kadın 1Nida Ömeroğlu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20261 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şimdi ben kitabı aslinda. Beğendim ancak baya mantık ve kurgu hatası var. Öncelikle ilk kitaba bayıldım zaten ilk kitaba başlayınca dedim bu kitap güzel dedim çünkü kurgu gayet iyi ilerliyodu tugay mahkumdu falan iste ancak bu kitallik mal mı? Harbi bu krallık gerizekalı galiba. Koskoca krallık ülkenin dört bir yanını arayıp tugayı bulamadılar mi. Eftalya nasıl kolya kolay geziyor. Bide eftalya ve tugayin aşkı baya ama baya abartuliydi. Yani kitabın yarışı zaten tugay ve eftalyanin aşkı ile geçti. İkinci kitap baya açik uçluydu. Htta ikinci kitabı 3 hafta felan ara vemistim başka kitap okumuştum o kadar sıktı yani. Hep aynı olay olup duruyor yani insan bir zammann sonra bunaliyor. Zaten eftalya yüzünden tugay bu hallerde yani eftalya ile tanismaaydi belkide erken olmezdi ve etrafta aşkım da aşkım diye dolasmazdi. Edtalya ölü de tugaya birşey oldu aman yarabbbi delirdi dağ gibi adam. Zaten sobda intahaer ediyor ama umrumda dehil zaten herşey girayin baskına geldi. Tugay yuzunden Giray bu hallerde. Giray hem sevdihi kadını kaybetti hemde jrdesini anack o tugay gibi hemen intihara girişmesi o nida ile kaldı ve yaşamaya devam etti. Zaten ikinci kitap biraz saçma ama ne bilen birşey diyemiyorum d Allah zihin açiklihi versin napak...
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,905 okunma
İçinde benim de bulunduğum kendi yayınevimden çıkan kolektif bir Antoloji çalışması... Muazzam duygularla yazılmış muazzam hikayelerle dolu. Kesinlikle şans vermelisiniz.
Evettt, bugün çok severek okuduğum bu kitap hakındaki düşüncelerimi yazıyorum.
Merak etmeyin Spoi uyarısı yaptım.
Gündüz Günceleri bu arada çevrimiçi kitabını beğendiysen cümlenin başına koyduğum kitaba bir bakk!
SPOİ YOK
Ana karakterimiz Nida kendiyle barışık, lafını esirgemeyen ve sarı rengine aşık bir karakter.
Diğer ana karakterimiz ise Mustafa. Mustafa Nidanın bir üst sınıfında okuyor. Ve ikisinin masum ve güzel aşkını okuyoruz. Mustafa Nidayı çok seviyor. Ve ben Nidanın sadece bir arkadaşı olmasını doğal buldum. Yani insanlar bunu sevmiyor olabilir ama bunun olması çoğu sahnenin çiftimiz arasında geçmesini sağlıyor. Bu arada çiftimiz çoğu kitap gibi son sayfalarda sevgili olmuyor ve olaylar direk ilk sayfadan başlıyor o yüzden okurken asla zorluk çekmeyeceksiniz.
BİLGİ: bu kitapda bol bol mesaj bulunuyor ama merak etmeyin sizi asla sıkıntıya itmiyor. Bir günde bile bitirebilirsiniz.
Kitapta smut yok hatta yanlış hatırlamıyorsam kiss bile yok ama bu sizin durmadan Of ne zaman olacak ya diyerek okumanıza sebeb olmuyor gerçekten… ve son olarak bu kitabı OKUYUN mükemmel!
Sümeyye Demirkan evet yana yazarımızı da bıraktım gerçekten bendeki yeri çok farklı.
SPOİİ DİKKAT
Öncelikle burdan yazara sesleniyorum gerçekten ellerine sağlık. Bütün sahnelerde bu iyi düşünülmüş dedim gerçekten…
En sevdiğim sahneler;
•Mercimek kardeş,
•İlk tanışma,
•Alp ile Mustafa’nın aynı kişi olduğunu öğrenme,
•En sondaki özel bölümler,
•Babaannesinin Nidanın odasında yattığı zaman Mustafanin nidanın penceresine gelmesi ve babaannesine yakalanmalari,
•Nidanın annesine yakalandıktan sonra Mustafanin “ben kızınızı seviyorum” demesi,
•Mustafanin Nida için sınıfta kalması,
•Mustafanin Nidaya verdiği kopyalar,
•BÜTÜN SAHNELER…
Daha çok var ama yaz yaz bitmiyor o yüzden bu kadar yeter ama şimdi gelelim
Sonunda hüngür hüngür ağladığım kitabın sadece kendi düşüncelerimi anlattığım ve elle tutulur hiçbir yanı olmayan incelemesi.
Öncelikle kitabın sonu zaten başından belli ve ben şuana kadar zaten bunun spoilerını yemiştim ama kesinlikle tadından hiçbir şey kaybetmiyor ve benim gerçekten anlamadığım Aslı Arslan nasıl kitap karakterlerine bu kadar insanı bağlıyor ve acı çektiriyor? Be kadın hiç mi insafın yok? Kitapta herkes yaralı kuş gibi, travmalar havada uçuşuyor ve herkes her şeyi o kadar uçta yaşıyor ki.
Aslı Arslan'ın kitaplarındaki bu çocukluk ve anne travmaları o kadar insanın içine işliyor ki hani okurken kendi çocukluğuma gidip gidip geldim, Eftalya'nın sürekli dış görünüşü yüzünden eleştirilmesi, kabul görmeyen ve sevilmeyen -en azından annesi tarafından- çocuk olması çok insanın içine işliyor. Ama insanın asıl içine işleyen kimin hikayesi biliyor musunuz? TABİİ Kİ DE TUGAY'IN. Bak Sokak Nöbetçileri'nde de böyleydi, bence kitabı okuyan çoğu kişiyle asıl ana karakterin Yankı olması gerektiği konusunda hemfikirizdir. Evet Eftalya'nın babası kitapta Krallık'ın bile korktuğu Ölüm Timi'nin kurucusu, gizli belgelere sahip olan burada yazamayacağım en kibar şekilde "ağırlığı" olan bir adamdı ama Hakim Ali hakkında, Tugay ve Giray'ın çocukluğu ve annesi hakkında bazı noktalar yarım kaldı. Eftalya öldüğünde ağlamadım ama birkaç sayfa sonra Tugay ona doğru koşup kurtardığını sandığında Giray'a dönüp "Bu kez geç kalmadım, annemde geç kaldım ama bunda geç kalmadım." dediğinde dayanamayıp hüngür hüngür ağlamaya başladım. Evet şuan kitabı okumayanlar abarttığımı düşünüyordur ama okuyanlar beni kesinlikle anlıyordur.
Ayrıca karakterlerin inadına inadına diktatörlüğün karşısındaki dik duruşuna baktığımda düşünüyorum ve bazen diyorum ki ben asla bu kadar cesur olamazdım. Yani
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,905 okunma