Hep düşünüyorum aslında; hiç kimseyi annesinden ve babasından başka kimse karşılıksız sevmez veya çıkarsız sevmez. Çıkarsız derken akla negatif düşünceler gelmesin. Çok sevdiğimiz hatta aşık olduğumuz kişiye karşı bile bı çıkar içinde oluruz aslında. Hissettiğimiz sevginin karşılığını almak isteriz.
Kitapta da Filiz karakteri anne ve babasına karşı çıkıp yanlış bir evlilik yapmış ve sonunda mutsuz ve yalnız kalmıştır. Evet ailesi yanındadır ama aslında kendi içinde yalnızdır. Pişmandır. Zaten en başından belliydi bu yolun sonunun boyke olacağı da Filiz genç ve henüz bilinçli düşünmediği için aşkın veya sevginin rüzgarına kapıldı ve bu rüzgar onu sürükledi. Filiz için geçmiş hiçbir zaman değişmeyecek ama ne olursa olsun hayat devam ediyor. Ve yeniden ayağa kalkabilmeli.
Bir insan bir hatayı bir kez yapar. Aynı hata defalarca tekrar ederse bu hata değil tercih olur. Filiz de hatasının farkında olarak bilinçli bir şekilde umut ederek yeniden hayatına devam etmeli. Psikolojik destek tabi ki de almalı... Ancak aynı hatayı bir daha yapmamalı.
Biz genç kızlara düşen bir görev daha var; Filiz'in hikayesinden ders alıp aynı hatayı yapmamak. Zira herkes tüm hataları yapacak kadar uzun yaşayamaz. İnsan, diğerlerinin hikayesinden de ders almalı.
FilizMetin Akkuş
Okuduğumuz kitaplar da insanı etkiliyor aslında. Tıpkı izlediği filmler gibi... Bilinç altımıza kadar giriyor. Oradan bir şeyler bulup çıkarıyor dışarıya... Bizim yapmak isteyipte yapamadığımız. Hatta bazen de yapmaya cesaret edemediğimiz şeyleri biz farkında olsak da ya da bazen farkında olmasak da bilinç altımız dışarı çıkarıyor bunları...
Gerçek hayatta insanlarla olan ilişkileri incelediğimiz de yaşadığımız anlar, olaylar, tartışmalar bunun sebebi oluyor aslında. Aslında herşey insanın çok geçmişte bilinç altında kalmış ve bizim bilinçli olarak çabamızla yaptığımız ya da bazen bilinçsiz bi şekilde gerçekleşen düşünce ve durumlardır.
Bazen yazma tekniğiyle bazen okuma tekniğiyle bazen de izleyerek (hissederek) aslında bilinç altında kalan bizi rahatsız hissettiren ne varsa dışarı çıkarıyoruz. Bu durum bize olumlu etki ederken çevremizdeki insanlara bazen olumlu bazen de olumsiz etki ede ancak şunu unutmayalım ki; Biz iyi olursak herkes iyi olur. Terapi GünlükleriBetül Demirkıran
Bir ihanet yaşarsınız sonra aşka olan inancınızı kaybedersiniz ya ve hatta içinde ask geçen her şeyi bile görmek istemezsiniz, tahammülünüz yoktur çünkü... İçinde aşk geçen dizleri izlemek istemezsin, aşk kitapları çekmez artık seni, günümüzün sevgilileri bile vıcık vıcık gelir, erkeğe karşı fazla ilgili olan kızları ciddiye alamazsın. İşte böyle meşakkatli bir serüvenin içindeyken kütüphaneden ödünç aldığım bu kitap biraz da olsa ışık yaktı hayatıma ve ne yaşarsan yaşa hayatta umudunu kaybetmemek gerektiğini düşündürdü, aşka dair umudunu... Bir çırpıda okunacak, kitabın bazı bölümlerinde heyecanlanacak kitabı bıraksam çok şey kaçırırım diye hisleneceksiniz, kısacası kitabı elinizden düşürmek istemeyeceğiniz akıcı ve okuyucuyu sürükleyen, kitap sonunda dinginleştiren, düşündüren biraz da hayatı sorgulattıran bir kitap olarak yer aldı zihnimde bir yerlerde.
Şizofren rahatsızlığı olan bir kızın öyküsünü anlatan psikolojik bir roman; sosyal hizmet öğrencilerinin okuması gereken kitaplar listesinde yer alıyor. Sosyal çalışmacıların hastalarla olan diyaloglarında hastaların saldırgan tavırlarına karşı şiddete başvurmayıp hoşgörü ile gülümsemenin hastaya daha çok yararı olacağı kanısına vardım. Bilişsel anlamda insanı biraz zorlasa da psikolojiye ilgi duyan kişilerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.