2026 bitene kadar daha nasıl kitaplar okurum bilmiyorum ama 2026 sonunda bu sene okuduğum en iyi kitaplar listesinde olacağını biliyorum. İki ay kadardır elime türlü kitaplar alıp yarım bırakmıştım beklediğim tam olarak böyle bir hikaye imiş. Olayların basta bir yemek tarifi ile başlaması detayı bana masalsı geldi, okumayı daha keyifli hale getirdi. Kitap tavsiyesi isteyenlere okumalarını önereceğim bir kitap olacak kesinlikle.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,282 okunma
Rıza, Kır Abbas, Muhtar Battal; onların eşleri, çocukları, torunları en çok Yeşer... Hepsini çok sevdim. Onların hayallerini, çabalarını okumak o kadar hoşuma gitti ki gece uykum geldiğinde "uyuyacağım ama onlar napacak şimdi" diye düşündüm, sabah ilk işim elime kitabı alıp ne yapacaklarını okumak oldu.
Kitabı çok sevdim çünkü yukarda isimlerini saydığım insanları; kitapta bahsedilen kurak, sususuz, köylünün bir torba buğday için günlerce çile çektiği, bir gözcük odadan ibaret okulu olan köyü tanıyorum. Köylüyü tanıyorum. Onların dertlerine derman olmayan aksine işleri daha da zorlaştıran, çaresiz bırakan hükumeti de tanıyorum.
Ayrıca kitapta kullanılan dili de çok sevdim. Kendi konuşmama eklemek istediğim birçok deyime denk geldim.
Beklediğimi bulamadım. Kitabın ilk başları beni çok sıktı, akıl hastanesi bölümlerinde biraz renkleriyor. O sayfalara gelene kadar buradaki incelemeleri okuyarak kitaba devam edebildim.
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
Kitabın Selçuklu kadınlarının yaşamlarını, hanedan kadınlarının; kişiliklerini, yaşadıklarını, yönetimde ne kadar söz sahibi olduklarını anlatıyordur düşüncesiyle okumaya başlamıştım ama hanedanlarin yaptığı evliliklerden bunların sebeplerinden bahsediyor. son bölümünde ise kabaca selçuklularda evlenme, boşanma vs seyrinden bahsetmiş. Kitabın içeriğine dair farklı beklentilerim olduğu için çok beğenmedim ben.
Kitabın belli bir kısmından sonra yazılanları tamamen yargılayarak okudum. Aleviliğin mücadelesini anlatma gayesinden ziyade kürtleri dert ederek kaleme alınmış yazılanlar. Arapların, Türkler üzerine yaptığı katliamlar sonucunda Aleviliğin türkler arasında yeşerdiğini kabul ediyor, önde gelen Alevi büyüklerin Türk olduğu yazılıyor ancak Alevilik Türk ilişkisine de karşı çıkılıyor. Kürtleri incitmemek(!) için oldukça çabalamış. Oysa alevilik de bir inanç; hangi kültür üzerine temellendiği onu benimseyecek halklari ilgilendirmez misal eski Türk dini ve kültüründen izler tasiyan bi inancı kürtler benimsediginde bu onları Türk yapmayacak ancak bu sav üzerine yazılmış ya da bunu ifade etmeye çalışırken yanlış kavramlar tercih edilmiş. Bir diğer takıldığım konuda Aleviliğin solculuk borcu varmış gibi aksedilmesi. Osmanlı'nın ilk zamanlarında alevilerin devlete yardımcı konumda bulunması yazarı rahatsız etmiş. Alevilik hümanist bir kültüre sahip olduğu için devleti tamamıyle reddetmeleri gerekiyormuş çünkü devlet tektipleştirirmiş. Hiçbir Alevilinin solculuk ya da enternasyonalizm borcu yok. Aynı baskı kürtlerden de geliyor; Alevi isen Atatürk'e, Türk milliyetçiliğine düşman olmasın? Neden diye sorduğunda cevap Alevi inancının hoşgörülü yapısının milliyetciligi yadsıdığı söyleniyor ama aynı inancın Kürtçülük yapmasında hiçbir sorun göremiyorlar. Sonrasında cumhuriyet hakkında düşünülenlerde beni rahatsız etti. Her noktada demokrasiden bahsediliyor ama çoğunluğun talebi doğrultusunda yapilanların azınlıklara zulüm olduğu söyleniyor ki bu bakiş açısıyla bugün demokrasinin, laikliğin olduğu hiçbir yer yok. Kitaba göre demokrasinin olabilmesi için Avrupa'nın içinde Türk ve Müslüman var diye ülke kimliğinde Türk ve Müslüman davranması gerekiyor çoğunluğu oluşturan alman ve