"Öyle anlar vardı ki, içimizde iz bırakarak tüm yaşam bir mercekte odaklanan güneş ışığı gibi o ana, sonsuza dek odaklanırdı. Kim bilir, kaç yıl yaşarsa yaşasın, belki de insan yalnızca böyle anlarda yaşar."
İrdelersem deliririm sandım ama sonra uyandım ve bize ne yaptıklarını görmeye başladım, eylemdeki dehayı gördüm, senden bir şey alıyorlar yerini sessizlikle dolduruyorlar, sen de uyanık olduğun her an o sessizlikte karşı karşıya oluyorsun, yaşayamıyorsun, sen, sen olmaktan çıkıyorsun, bu sessizliğin karşısındaki bir şey oluyorsun, sessizliğin bitmesini bekleyen bir şey, dizlerinin üstüne çöküp yalvaran, sessizliğe gündüz gece fısıldayan, alınan şeyin geri verilmesini bekleyen bir şeysin sen ve anca o zaman devam edebilirsin hayatına.
Bulutlu ve hareketsiz gökyüzü, panjurları çekilmiş pencereler, insanlar yaşamlarını sürerken sessizce tanıklık eden sokak, doğum-ölüm döngüleri insan neslinin bitmek bilmeyen tekrarı, yüzyıl geçip gidiyor.
Çocuklara söylenen her yalanın büyük hakaret olduğunu, geri almanın da mümkün olmadığını biliyor, yalan öğrenildikten sonra söyleyenin dilini öldüren bir çeşit zehirli sarmaşık misali ağzından dışarı sarkar, öyle kalır.