NigRa

NigRa
"Öyle anlar vardı ki, içimizde iz bırakarak tüm yaşam bir mercekte odaklanan güneş ışığı gibi o ana, sonsuza dek odaklanırdı. Kim bilir, kaç yıl yaşarsa yaşasın, belki de insan yalnızca böyle anlarda yaşar."
6/10
·248 syf.··
2019 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2019 21:56
New York Üçlemesi'ni baz alarak yorum yaparsam bu kitabı yazan adam ile Üçleme 'yi yazan adam aynı kişi olamaz. Çok tahmin edilebilir çok yavan bir kurgu olmuş. (İç ses : Tamam tamam çok zekisin tamam.) Ayrıca bu kadar çok beyzbol detayına gerek var mıydı bilmiyorum, New York Üçlemesi'nde de vardı... Skor sayısı, oyuncular, takımlar, maçı hangi takım nasıl kazandı gibi bir sürü detay veriyor yazar. Sanırım kendisi beyzbol tutkunu. =) (İç ses : Sen beyzbol kısmında sıkılıyorsun diye kitap kötü mü oluyor? Beyzbol detayı çoksa kitap kötü mü oluyor?) Amerikan filmlerinin klişeleşen replikleri ile doluydu. (İç ses : Bu negatif bir yorum gibi oldu, bunun kötü bir şey olduğunu kast etmek istemediğini sanıyordum...) Okurken keyifli buldum ama eh yani... Kitapta bir karakterin esprili olması o kitabı okurken eğlendirir bu kadar. Bunun yanında J.Daniels(Jack) gibi zekice espriler de vardı. Bu kitap yazarın ilk kitabı olduğuna göre belki piyasaya plastik bir kurgu ile çıkıp risk almamak istemiş de olabilir. (Gerçi farklı bir isim ile yayınlanmış kitap.-Paul Benjamin-) Paul Auster'in anlatımındaki ince mizahsal dokunuşu seviyorum ama kitabı pek sevemedim başta da dediğim gibi. Sonu çok tahmin edilebilirdi. (Bu yüzden bir kitabı sevmemek..? Bunda yazarın bir kabahati var mı ki?) Katil de cinayete azmettiren de satırlardan bağırıyordu. Tam olarak cinayet kurgusunu tahmin ettim denemez ama çoğunlukla çözdüm. (İç ses : Hmmssppsff... Başta söyledim tamam dedim. Dış ses: Sus artık da incelemeyi bitireyim!! Ben kurguyu tahmin edince kitaptan keyif almıyorum! Sanane!!) Ayrıca Judy karakterinin o kadar mükemmel olmasından da şüphelenmiştim zaten. (Yine kadın karakter gömüyorsun diyecekler
Edebiyat
Köşeye KıstırmakPaul Auster · Can Yayınları · 2012226 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·99 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 13:40
Bu kitaptan sonra ben de artık Barış Bıçakçı için, çok sevdiğim yazarlardan biri, diyebilirim. Gözlerim dolmadan bitiremedim kitabı, oysa yazar özellikle de bunun olmaması için uğraşmış gibi de sanki. Yine de mümkün olmadı, son sayfalarda bıraktım biraz kendimi. Çünkü annem çok yaşlı, ben de genç değilim ve biz de uzak olmadığını biliyoruz artık o günlerin. Dodi öleli 9 sene oldu çoktan ve şimdi yeni bir evde, eskisine kıyasla çok daha yalnız, alışmaya çalışıyoruz yeni hayata. Annemin unutkanlıkları, çok yıpranmış vücudu, ve artık teslim olmuş bütün o halleri bana hayatım boyunca korktuğum şeyi yaşamaya daha yakın olduğumu düşündürüyor. Kitabı okurken keyfi sürülen ve mutluluğu yaşanan her ânın geçmeye, bitmeye yazgılı olduğunu tekrar tekrar düşündüm. "Hiç bir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil! Her şey hatırlandığı gibi" derken yazarın ne anlatmak istediğini çok iyi biliyorum. Çünkü ben de böyle düşünerek yaşıyorum. Zihnim, eğip büktüğüm değiştirdiğim binlerce hatırayla yüklü. Herkesin öyledir. Geri kalan zamanımız az ya da çok bilmiyorum, ama onun yanında olmalıyım, daha çok durmalıyım yanında. Kaprislerine, söylenmelerine bütün bir ömrün vefasıyla sarılmalıyım. Heba etmemeliyim zamanımı. Eve gitmek istiyorum.
Aramızdaki En Kısa MesafeBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20204,320 okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2017 73. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2017 01:29
İncelememe kitabı okumanın epey zor olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Okumanın zorluğu cümlelerin karmaşıklığından ya da derinliğinden değil de, kurgunun biçiminden kaynaklı. Kitapla ilk Barış Bıçakçı’nın Seyrek Yağmur kitabında karşılaşmıştım, o zamandan beri okumak istediğim bir kitaptı. 9 yılda tamamlanan bu kitapta geçen olaylar 1 günde geçmekte. Kitap, yorum ve incelemelerde sık sık Tutunamayanlar ile kıyaslanmış (bilinç akışı tekniğinden dolayı), bence Tutunamayanlar bunun yanında çok kolay okunan ve anlaşılabilen bir kitap. Kitaba tam bir kargaşa içinde başlıyorsunuz. İsimler arasındaki ilişkiler ne, olay ne, kimden bahsediliyor gibi beyninizi zorlayarak 50 sayfayı devirebilirseniz, tebrikler kitaba bir şekilde tutunabildiniz. Örneğin konsolos diye bahsederken birden konsolostan bahsetmeye konsolosun ismiyle devam ediyor, siz sayfalarca bu bağlantıyı anlamaya uğraşıyorsunuz. Kitap Meksika’da geçiyor bundan eminiz ama zaman -mekan geçişleri o kadar bulanık ki ne kafamızda bir kurgu ne bir mekan oturtabiliyoruz tam manasıyla. Üstelik bu kitabın belirli bir kısmında olan bir durum değil tamamına yayılmış durumda. Mesela 50’yi aşınca, 200 lü sayfalara kadar olan kısımları okurken oldu diyorsunuz, kurgunun oturmaya başladığını düşünüyorsunuz. :)) Kitabın ana karakteri alkolik. Artık öyle bir hale gelmiş ki “delirium tremens” denilen, alkol yoksunluğunda dikkat dağınıklığı, bilinç bozukluğu, bulunduğu yer ve zamanın farkında olamama ve algı bozuklukları gibi belirtileri olan, hastalıkla boğuşurken görüyoruz karakteri. Alkol almadığında net düşünemiyor, konuşmaların akışını takip etmekte zorlanıyor vs. Şimdi kitabın tüm keşmekeşine bir de hastalığı ekleyin ve okumaya devam edin. Sürekli karakterin gözünden okuduklarımız gerçek mi sanrı mı çelişkisi içinde,
Edebiyat
Yanardağın AltındaMalcolm Lowry · Can Yayınları · 2017134 okunma