Adı:
Yanardağın Altında
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101132
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Under The Volcano
Çeviri:
Sinan Fişek
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
1957 yılında kırk sekiz yaşındayken intihar eden ünlü İngiliz romancı Malcolm Lowry, kısa süren yaşamının tümünü ölüme varacak bir yarış gibi yaşadı. Sıkıntılarından, birbirine eklenen alkol ve delilik nöbetlerinden kaçarcasına dünyanın pek çok köşesine gitti. Yaşamöyküsünü kaleme alan Douglas Day'e göre Lowry alkolik olduğu için delirmedi, deli olduğu için alkole sığındı. 

Lowry'nin 1936-1944 yılları arasında damıta damıta yazdığı Yanardağın Altında, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri. Lowry'nin Melville, Conrad ve Fitzgerald gibi ölümsüz yaratıcılar arasına girmesini sağlayan Yanardağın Altında için Fransız yayıncı Martin Nadeau şunu söylüyor: "Yanardağın Altında, dünyayı peşinden gidenler ve diğerleri diye ikiye ayıran bir 'kült roman'dır."
(Tanıtım Bülteninden)

Yanardağın Altında, İngiliz modernist romancı ve şair Malcolm Lowry'nin 1947 tarihinde yayımladığı yarı otobiyografik romanıdır. Özgün adı Under the Volcano olan romanTürkiye'de ilk kez Hürriyet Yayınları tarafından 1974 tarihinde Aziz Üstel'in çevirisiyle veYanardağ adıyla yayımlanmıştı. Daha sonra 1989'da bu kez Can Yayınları romanı Sinan Fişek'in Türkçe çevirisiyle ve Yanardağın Altında adıyla yeniden yayımladı (ISBN 975-510-113-6). İsim değişikliği, 1984 yılında sinemaya aktarılan filmin (dolayısıyla da romanın) özgün adına uyum sağlamak için yapılmış olabilir.

Roman 1938 yılında Meksika'nın küçük bir şehri olan Cuernavaca'da görevli, gözden düşmüş alkolik İngiliz konsolosun Ölüler Günü Festivali sırasında bir gün içerisinde yaşadıklarını anlatır. Neredeyse kendisini yok etmecesine alkol alan bu adamın anlaşılması güç ve intiharı çağrıştıran dipsomanik yaşantısı belki de yaklaşan 2. Dünya Savaşı'nın tehdit ettiği, yok olmanın eşiğindeki bir uygarlığın metaforudur.

Romanın yazarı Malcolm Lowry de dipsomani derecesinde bir alkolikti ve 1957 yılında daha 48 yaşındayken intihar ederek öldü. Lowry uzun süre romanın konusunun geçtiği Cuernavaca'da yaşamıştı. Roman bir bakıma yazarın kendi hayatından da izler taşır ve bu nedenle "Yanardağın Altında" yarı otobiyografik bir roman sayılmaktadır.
464 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İncelememe kitabı okumanın epey zor olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Okumanın zorluğu cümlelerin karmaşıklığından ya da derinliğinden değil de, kurgunun biçiminden kaynaklı.

Kitapla ilk Barış Bıçakçı’nın Seyrek Yağmur kitabında karşılaşmıştım, o zamandan beri okumak istediğim bir kitaptı. 9 yılda tamamlanan bu kitapta geçen olaylar 1 günde geçmekte. Kitap, yorum ve incelemelerde sık sık Tutunamayanlar ile kıyaslanmış (bilinç akışı tekniğinden dolayı), bence Tutunamayanlar bunun yanında çok kolay okunan ve anlaşılabilen bir kitap.

Kitaba tam bir kargaşa içinde başlıyorsunuz. İsimler arasındaki ilişkiler ne, olay ne, kimden bahsediliyor gibi beyninizi zorlayarak 50 sayfayı devirebilirseniz, tebrikler kitaba bir şekilde tutunabildiniz.

Örneğin konsolos diye bahsederken birden konsolostan bahsetmeye konsolosun ismiyle devam ediyor, siz sayfalarca bu bağlantıyı anlamaya uğraşıyorsunuz.
Kitap Meksika’da geçiyor bundan eminiz ama zaman -mekan geçişleri o kadar bulanık ki ne kafamızda bir kurgu ne bir mekan oturtabiliyoruz tam manasıyla. Üstelik bu kitabın belirli bir kısmında olan bir durum değil tamamına yayılmış durumda.

Mesela 50’yi aşınca, 200 lü sayfalara kadar olan kısımları okurken oldu diyorsunuz, kurgunun oturmaya başladığını düşünüyorsunuz. :))

Kitabın ana karakteri alkolik. Artık öyle bir hale gelmiş ki “delirium tremens” denilen, alkol yoksunluğunda dikkat dağınıklığı, bilinç bozukluğu, bulunduğu yer ve zamanın farkında olamama ve algı bozuklukları gibi belirtileri olan, hastalıkla boğuşurken görüyoruz karakteri. Alkol almadığında net düşünemiyor, konuşmaların akışını takip etmekte zorlanıyor vs.

Şimdi kitabın tüm keşmekeşine bir de hastalığı ekleyin ve okumaya devam edin. Sürekli karakterin gözünden okuduklarımız gerçek mi sanrı mı çelişkisi içinde, geçmişte miyim şimdide mi kavramaya çalıştığınızı düşünün. Beyniniz yanmaya devam ede ede kitap böyle bitmiş oluveriyor, siz de ne okudum ben şeklinde kalıveriyorsunuz.

Ana karakter alkolik demiştim ya kitap boyunca sürekli içiyor, kabak tadı verene kadar tekrar tekrar içki kadehleri dolup boşalıyor, ağır ağır, bol bol içiyor. Bunda eşiyle olan ayrılığının etkisi var mı yoksa önceden de böyle miymiş de eşiyle bundan mı ayrılmış bilmiyoruz. Geçmiş (tabi geçmişin anlatıldığını kavrayabildiyseniz) hep belirsiz ve belirsiz kalmaya devam ediyor, kenarından köşesinden ipuçları verilse de yaşananlar, olanlar hiç netleşmiyor, şimdinin travmatik etkileriyle geçmişin kırıntılarını birleştirilip, ipuçlarından sonuca varılsın diye öylece bırakılıyor.

Tüm bu zorluklara çevrilmeyen tonla Ispanyolca diyalog ekleyin… (Yazar çevrilmesini istememiş). Vazgeçtiniz mi okumaktan? Eğer vazgeçtiyseniz hata edersiniz. İyi misin sen dediğinizi duyar gibiyim, o kadar yerden yere vurdu şimdi ne diyor demeyin.

Kitap bittikten sonra Lowry’nin yayınevine gönderdiği uzun mektubu okuyoruz, eserini ve kendini savunduğu bu mektupta bölüm bölüm gönderme ve imgelerden bahsetmiş. Kitabın ilk okumada anlaşılamayacağını, iyi anlayabilmek için en az 2-3 kez okunması gerektiğinden bahsetmiş. İşte bu uzun açıklama mektubundan sonra bildiğiniz aydınlanma oluyor ve kitabı gerçekten de hiç anlayamadan okuduğunuzu fark ediyorsunuz.
Yazarın mektubun bitiminde belirttiği “Kitap temelde bir daire olarak görülmelidir, yineliyorum; yani bir çark biçimindedir; öyle ki, dikkatle okuduysanız, yeniden başa dönmek isteyeceksiniz.” döngü durumuna düşerek, o anki aydınlanmayla hemen başa dönüp tüm farkındalıklarla tekrar okumak istiyorsunuz. Ben mektupla kitabı sonlandırdığımda bir an gaza gelip baştan başlamayı aklımdan geçirdiysem de cesaret edemedim. Çünkü tek sefer bile epey yorucu oldu. Daraldım, sıkıldım, zorlandım… Yine de garip bir şekilde bitirdiğimde kitaptan çok zevk aldığımı fark ettim. İlerleyen zaman içerisinde ben ikinci okumayı yapar mıyım bilemiyorum ama sizler tüm zorluklarına rağmen bir kez de olsa bu enteresan kitabı okuyunuz ve bu garip yolculuğu deneyimleyiniz.
464 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kitap, Malcolm Lowry’nin yaşamından güçlü alıntılar taşıyan, otobiyografik nitelikte bir roman. Üç ana kişi var: Lowry’yi yansıtan Konsolos (Geoffrey Firmin), karısı Yvonne (Yvonne Constable) ve Konsolosun üvey kardeşi Hugh (Hugh Firmin). Roman Lowry’nin yaşamında Meksika’daki günlerini kapsıyor, onun alkol bağımlılığının karabasanını yansıtıyor. Bir savaş kitabı değil ancak o dönemde ve 9 yılda kaleme alınmış ve arka olanda savaşın seslerini yansıtıyor. Bu bence savaştan da öte bir şey. İnsanlık ölüyor. Konsolos alkol bunalımlarında çırpınırken insanlık da faşizm batağında ölüyor.
Bir çok yazarın favorileri arasında olan kitap, kurmacanın akıcılığına kapılıp bir çırpıda okunacak bir kitap değil, çünkü öyle çarpıcı bir öyküsü yok. Evet göbek çatlatandır. Peki zor bir kitap mı? Hayır. Sadece ilgi istiyor, duyarlılık istiyor, dikkat istiyor. Sökülmesi gereken bir kitap. Zaten Lowry de itiraf ediyor " donanımının nesnelden çok öznel oluşu; yani bir romancınınkinden çok belli bir şair tipine uygun bir donanım oluşu..."

Bir yazarın kitabımı şöyle okursanız şu anlamları çıkarırsınız şeklinde okuyucaya yol yordam göstermesi ne denli doğru tartışılır ama ya anlamsızlık girdabına kapılmışsa, kendisine haksızlık ediliyorsa, dünya yanından hızla akıp gidiyorsa, kısacası "soğuk dünya onu anlamıyor" üstelik yargılıyorsa? Yazar eserini, kendini savunmak durumunda bırakılmış.
Bundan dolayı kitap Lowry'nin yayıncıya yazdığı mektupla birlikte okunmalı. Kitap Ulysses gibi bir günü kapsıyor ve 12 bölümden oluşuyor, burdaki 12 bölüm 12 saate tekabül ettiğini Lowry mektupta açıklıyor. Bu mektup biz aceleci okurlar için yol haritası mahiyetindedir.

Kitap, çeşitli gönderme ve imgeler ormanı... Baudelaire'in dediği gibi, yaşam bir simgeler ormanıdır. Yanardağın Altında, bir simgeler ormanı...

Keyifli okumalar....
464 syf.
Ne yaşam ne de ölüm başka bir yerde bu kitapta anlatıldığı şekliyle anlatılmadı. Kelimelerin gücü karşısında sarsılmamak elde değil. Hayatın her biçimi yazarın kaleminde vücut buluyor. Kitabın sonunda kendinizi bir sarmalın içerisinde buluyorsunuz. 2. okuma siz daha başlamadan içinizde başlıyor. Kitabı daha iyi yorumlayabilmek için yazarın mektupları ile paralel okumanızı tavsiye ederim.
464 syf.
·Beğendi·10/10
Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış en iyi kitaplardan biri. Yazar hayatında yaşadığı sorunları öyle güzel anlatmış ve konuya yedirmiş ki anlatımda hiçbir çiğlik yoktu. Hayat, alışkanlıklar, bağımlılıklar, ilişkiler ve birçok konu lirik denecek bir anlatımla işlenmiş.
464 syf.
·9 günde·7/10
Çetin bir okuma serüveniydi. İkinci, üçüncü hatta belki dördüncü okumadan sonra bir şeyler kalacaktır diye düşünüyorum. Zaten kitabın sonundaki yazar açıklamaları da bu yönde. 7-8 yılda yazılıp anlaşılması için yazarın açıklama yapmak zorunda kaldığı böyle bir eseri daha defalarca okur muyum, bilemiyorum. Tekrar tekrar okumayı zaman kaybı olarak gördüğümden değil daha okunacak çok kitap olduğundan.
Derin, hatta çok derin edebiyat sevenlere önerebileceğim.
464 syf.
YANARDAĞIN ALTINDA
Yazar: MALCOLM LOWRY
Çeviri: SİNAN FİŞEK
Can Yayınları

Malcolm Lowry Yanardağın altında 12 bölüm ve yaklaşık 12 saat devam eden roman anlatımının başladığı zaman ile geçmiş bir yıl önceki yıl arasına geçiş yapan bilinç akışı yöntemi ile yazılmıştır. Roman Meksika’nın Quauhnahuac kentinde ölüler günü olan 1 Kasım 1939 yılında bir sonla başlar ama yazarında belirttiği gibi aslında bu son sizi olaydan uzaklaştırmayacak kadar aksine içine çeken esrarengiz bir başlangıç olmakla birlikle aslında yıl 1938‘dir aynı zamanda. Olay kurgusu Meksika’da ölüler günü olarak kutlanan 1 Kasım 1939 yılında Mr. Jacques Laruelle’nin( Fransız sinema yönetmeni) anlatımıyla başlar. Mr. Jacques roman kahramanı olan Mr. Geoffrey Firmin’in(İngiliz Konsolusu) arkadaşıdır. 1 Kasım 1939 yılında Mr. Jacques arkadaşı Mr. Geoffrey’in kendisine verdiği (‘’ Biliyorum Jacques ‘’ diyordu, bu kitabı hiçbir zaman geri veremeyebilirsin; ama farz etki bende onu sırf bu amaçla veriyorum sana; bir gün, geri vermediğin için pişmanlık duyasın diye sf:40 ) Elizabeth cağı oyunları kitabını rastgele açtığında içinde gönderilmemiş bir mektubun okunmasıyla Geoffrey Firmin kendisini boşanmış olan eşi Yvonne ile olan evliliğini kurtarma çabası (Mektup sf:49-56) ile karşımızdadır. Mr. Jacques anlatımıyla devam eden 1.bölüm içinde Roman kahramanımızın aslında Hindistan doğumlu olan ve kardeşi ile birlikte terk edilen (Kardeşi Mr.Hugh) bir İngiliz yetim olduğunu öğreniriz. 1911 yazında İngiliz ozan Abraham Taskerson ailesinin Caurselluese gelmesiyle birlikte başlamıştır Mr. Jacques ve Mr. Geoffrey arkadaşlığı. Mr. Geoffrey İngiliz Hükümeti tarafından savaş sırasında madalya ile ödüllendirilmiş Eski bir Konsolos olmakla birlikte Çok ciddi bir ( sarhoş olduğu zamanın içmediği zamanlar olacağını düşünecek kadar. Aynı zamanda bir Delirium Tremens sf:160) Alkoliktir. Roman geri dönüşünde Meksika’da ölüler günü olarak kutlanılan 1 Kasım 1938 yılı sabahında geceden kalma Alkolik Mr. Geoffrey barda Simokinli, siyah gözlüklü ama corapsız oturup içmeye devam ederken Yvonne’nin Hornos’dan bir yıllık ayrılık sonrası geri dönüşüyle roman kurgusu devam eder.
Geoffrey ve Yvonne saat saat 08:30 çivarı birlikte yaşadıkları eve giderler bu sırada bu bir ziyaretmidir yoksa geri dönüşmüdür sorgulaması Geoffrey’in kurgusudur. Mr Geoffrey içmeye roman boyunca devam eder her daim. Roman ilerledikce Geoffrey ve Yvonne’n İspanya’da 1932 yılında tanıştıklarını menenjitten ölen bir cocuklarının olduğunu Geoffrey Firmanın 1896 Hindistan doğumlu bir İngiliz yetim, kardeşi Hugh 1909 doğumlu bir besteci ve gemici, Yvonne 1905 Hawaii doğumlu ve sinema artisti olmaya çalışan bir kadın olduğunu öğreniriz. Mr. Geoffrey Yvonne tarafından hem kardeşi Hugh Hemde Arkadaşı Jacques ile aldatmıştır. Sabahın gün doğumundan akşamın gün batımına kadar devam eden roman sürecinde (yaklaşık 07:30 – 19:30 ) Hugh ve Yvonne’nin La Selva Kumarhanesi atları ile olan gezintisi, sonrasında Geoffrey ile birlikte Tomalin arenaya olan yolculukları Salon ofelia ve Mr. Jacques ile karşılaşmaları sonrasında Jacquesin evine olan gidiş ve akşam saatlerinde Farolite barda ve yakın ormanında bulan bir sonla sonuçlanmaktadır.unc
Kimi zaman kuşkuya düşüyor, kahraman olmadığına eriniyor. Lowry 2. Dünya savaşı boyunca huzurlu Kanada’nın batı ucunda, Vancouver yakınlarındaki Dollarton kumsalında bir eve kapanıyor: O evin çevresinde dünya alevler içinde yanarken Diogenes yanardağı yazıyor.Lowry Yanardağı yazıyor, ama asıl kahramanlık Yanardağ’ı yazmak , yaşamını Yanardağ’a yazmaya adamak, daha sonra bedelini akıl sağlığıyla ödeyeçeği, ama Yanardağ’ı yazmasını sağlayacak Faustos anlaşmasını imzalamaktır.
7 Haziran 1944, Normandiya kumsallarında dünyanın geleceği belirlenmekte, Çatışmaların sonu belli değil, derken ev Dallarton kumsalında yanıyor. Lowry Yanardağ’ın elyazmasını alevlerden kurtarıyor, ama Balast’ın ikibin sayfalık elyazması kararmış kirişlerin, kavrulmuş kitapların, erimiş caz plakların, patlamış şişelerin ortasında kül oluyor. Yaraların iyileştirildiği Vancouver Hastanesinden çıkar çıkmaz, yanardağı yeniden ele alacak, evle iskeleyi elleriyle baştan yapacak.
Lowry yaşamının on yılı boyunca o evde yazıp aşağıdaki soğuk suda yüzüyor. İskelenin ucundan sığ, duru sulara bakıp kızıl ve mor denizyıldızlarını taşların arasından kayan küçük kahverengi kadifeden çağanozlar göreceklerdi. Yanardağın önce birinci bölümünde, sonra da sonuncu, On ikinci bölümde, tek bir günü anlatan bu beş yüz sayfada saatin akrebi dönüşünü tamamladıktan sonra, bir dua çanı gibi iki kez cınlatıyor.(Patrick Deviller)

Kendiside bir Alkolik olan yazarımız Malcolm Lowry Yanardağın Altında Kitabında bir çok yazar ve kitapların kahramanlarında da ince ince işlediği atıfları vardır.
*** Carvantes; Don Kişot (sf:84)
***Goethe; Ünlü Klise Çanı (sf:90)
*** Tolstoy; Savaş ve Barış (sf:99)
***La Fontaine’nin Ördeği (sf:105)
*** Oscar Wilde; Hapishane sahnesi (sf:105)
*** Jack London(181)
*** Joseph Conrad(183)
*** Herman Merville (190)
*** Ve tabii ki ve Dante
Ah, bir at sahibi olup türkü söyleyerek dörtnala gitmek: seni seven birine doğru belki, dünyanın tüm yalınlığının, barışının yüreğine doğru; yaşamın insana sunduğu fırsatların ta kendisi değil miydi bu?
Bir insan kitlesinin huzursuz sessizliği, bir başkasının somurtkan sessizliğini doğuruyor, bu da bir üçüncüsünün daha genel, anlamsız sessizliğine neden oluyor, her yere yayılıyor böylece. Dünyada hiçbir şey bu ani, tuhaf sessizlikler kadar güçlü değil...
Malcolm Lowry
Sayfa 318 - Can Yayınları Çev: Sinan Fişek 1. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yanardağın Altında
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101132
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Under The Volcano
Çeviri:
Sinan Fişek
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
1957 yılında kırk sekiz yaşındayken intihar eden ünlü İngiliz romancı Malcolm Lowry, kısa süren yaşamının tümünü ölüme varacak bir yarış gibi yaşadı. Sıkıntılarından, birbirine eklenen alkol ve delilik nöbetlerinden kaçarcasına dünyanın pek çok köşesine gitti. Yaşamöyküsünü kaleme alan Douglas Day'e göre Lowry alkolik olduğu için delirmedi, deli olduğu için alkole sığındı. 

Lowry'nin 1936-1944 yılları arasında damıta damıta yazdığı Yanardağın Altında, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri. Lowry'nin Melville, Conrad ve Fitzgerald gibi ölümsüz yaratıcılar arasına girmesini sağlayan Yanardağın Altında için Fransız yayıncı Martin Nadeau şunu söylüyor: "Yanardağın Altında, dünyayı peşinden gidenler ve diğerleri diye ikiye ayıran bir 'kült roman'dır."
(Tanıtım Bülteninden)

Yanardağın Altında, İngiliz modernist romancı ve şair Malcolm Lowry'nin 1947 tarihinde yayımladığı yarı otobiyografik romanıdır. Özgün adı Under the Volcano olan romanTürkiye'de ilk kez Hürriyet Yayınları tarafından 1974 tarihinde Aziz Üstel'in çevirisiyle veYanardağ adıyla yayımlanmıştı. Daha sonra 1989'da bu kez Can Yayınları romanı Sinan Fişek'in Türkçe çevirisiyle ve Yanardağın Altında adıyla yeniden yayımladı (ISBN 975-510-113-6). İsim değişikliği, 1984 yılında sinemaya aktarılan filmin (dolayısıyla da romanın) özgün adına uyum sağlamak için yapılmış olabilir.

Roman 1938 yılında Meksika'nın küçük bir şehri olan Cuernavaca'da görevli, gözden düşmüş alkolik İngiliz konsolosun Ölüler Günü Festivali sırasında bir gün içerisinde yaşadıklarını anlatır. Neredeyse kendisini yok etmecesine alkol alan bu adamın anlaşılması güç ve intiharı çağrıştıran dipsomanik yaşantısı belki de yaklaşan 2. Dünya Savaşı'nın tehdit ettiği, yok olmanın eşiğindeki bir uygarlığın metaforudur.

Romanın yazarı Malcolm Lowry de dipsomani derecesinde bir alkolikti ve 1957 yılında daha 48 yaşındayken intihar ederek öldü. Lowry uzun süre romanın konusunun geçtiği Cuernavaca'da yaşamıştı. Roman bir bakıma yazarın kendi hayatından da izler taşır ve bu nedenle "Yanardağın Altında" yarı otobiyografik bir roman sayılmaktadır.

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Hasan Fuat Bayrak
  • ahmed rauf
  • Gönül Mevsimi
  • Rabia Ülkü
  • Serkan Şenbahar
  • Richard Wagner
  • Cevat Bayhan
  • Gltnmrb
  • Toprak
  • Adsız Alkolik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.5 (5)
9
%18.2 (2)
8
%0
7
%18.2 (2)
6
%18.2 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0