kar yağıyordu...
günlerdir.. aylardır... sabah-akşam...
bense sıcak topraklardan geliyordum...
ilk defa kara kışı görüyordum...
ve ilk defa bir sevgilim olmuştu...
o gün hastaydı, iş biter bitmez eve gitmişti...
oysa normalde hep yanıma gelir beni beklerdi..
özlemiştim iki saatte...
ve kar yağıyordu...
bir arkadaş yöresel birşeyler getirmişti bize yemek için...
ama o yoktu... ben de dağıttım hepsini...
ah bir uyansa... meraktan ölecektim...
arasa mıydım... ya uyandırırsam...
saatler de geçmek bilmiyordu ki...
ve kar yağıyordu...
nihayet beklediğim mesaj geldi...
uyanmıştı, biraz daha iyiydi...
yemek yemesi gerekiyordu...
ama yalnız ve hastaydı...
konuştuk, iş bitiminde dışarıdan yemek götürecektim...
kapıdan yemeği verecek, bir yüzünü görüp dönecektim...
hala kar yağıyordu, ben yürüyordum telefonla konuşa konuşa...
gelirken kendine de yemek al beraber yiyelim diyordu...
kim? ben? hayatı daima töreye göre yaşayan ben, sevdiğim bile olsa yalnız bir hanımın evine gireceğim?
asla...
nihayet anlaştık... iki yemek alacağım...
biri ona, biri bana...
ona yemeğini kapıdan verdikten sonra ben kendi yemeğim ile kendi evime gideceğim...
böylece aç kalmayacağım, ve o da rahat edecek...
ne güzel yürekli bir kızdı...