Seni seviyorum demenin en nahif hali
Kimdir bana gülümseyen yeşillik balkonundan Demek gecelerden sonra nihayet gün doğuyor. Bir gülüşündü gençliği döndürdü yolundan; Yanan şu alnım elinin gölgesiyle soğuyor. Cahit Sıtkı Tarancı
Alıntı
Tanıştığımız gün,acaba evren de bize bakıp "nihayet" demiş midir?
Reklam
Kendi İçindeki Cennet ve Cehennem
Ak sakalı göğsüne dökülen, yüzündeki her çizgi seccade başında geçen gecelerin uykusuzluğunu fısıldayan altmış yaşındaki Korkut Ali, mahallenin sessiz bir köşesinde kendi içine dönük yaşardı. Onun dünyası, ahşap rahlesinin üzerinde açık duran Kur’an-ı Kerim’in sayfaları arasındaydı. Ne zaman cehennem ateşini, o harlı ve azap dolu ayetleri okusa, yüreği bir yaprak gibi titrer, gözlerinden süzülen yaşlar sakalını ıslatırdı. Allah korkusu ve sevgisi, onun damarlarında dolaşan kan gibiydi. Bir gece, yüreğindeki o bitmek bilmeyen Mekke özlemiyle istihareye yattı. Gönlü sükunetle dolmuştu. Çok geçmedi; onun cami çıkışındaki o içli, vakur sohbetinden etkilenen mahallenin hayırseveri Lütfü Bey, bir gün elini öpüp ona umre müjdesini verdi. Korkut Ali, o an altmış yıllık gövdesini unuttu, adeta çocuk gibi sevindi. İçini kavuran özlem, kutsal topraklara yaklaştıkça daha da büyüdü. “Ah,” diyordu kendi kendine, “Kabe’nin gölgesinde yaşayan insanlar ne şanslı, ne güzel nasipli kullardır kim bilir...” Gel zaman git zaman, dualarla uğurlandı, uçak biletleri kesildi ve Korkut Ali o çok hayal ettiği kutsal topraklara ayak bastı. Oteline yerleştiğinde kalbi göğsüne sığmıyordu. Odasının kapısını kilitleyip resepsiyona inmek üzere koridora adım attı. Tam yan odanın önünden geçerken, kulaklarına anlam veremediği birtakım sesler çalındı. Adımlarını yavaşlattı, kulak kabarttı. İçinden, “Herhalde benim gibi yaşlı biridir, beytullahı görmenin heyecanıyla hıçkıra hıçkıra ağlıyordur” diye geçirirken, sesler aniden yükseldi. Bu sesler, bir çiftin mahrem anlarında çıkardığı, o kutsal iklime hiç yakışmayan seslerdi. Korkut Ali’nin yanakları utançtan alev alev yandı. Başını önüne eğip, adımlarını hızlandırarak oradan kaçtı. Ertesi gün, nihayet Kabe’nin o büyüleyici meydanındaydı. Gözleri yaşlı, tavaf
Duygu ve Düşünce
"Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşlar kurtlar eksik olmasın; Memleket isterim Ne başta dert ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun." ✍️🏻| Cahit Sıtkı Tarancı
Alıntı
Günaydın. Nihayet kendime geldim
Hayata dair nihai perspektif. ✨ Terapi Olarak Sanat Son olarak da, Hubble teleskopundan görülen uzak bir galaksinin ölümüne tanıklık etmeye geçiyoruz. Acemi göz nereye bakacağını bilmez ama orada bir yerlerde, bir yıldız sarsıntılı bir patlama içinde ölümle cebelleşmektedir. Sonsuz derecede yavaş bir süreç içinde bir araya gelen ve göz kamaştırıcı bir enerji kazanında çok uzun süredir yanan yıldız kütlesinin inanılmaz derecede çok kalıntıları nihayet evrenin içine geri savrulmaktadır. Bilim burada sanata katılarak, ölümlü olmanın bizi dehşete düşüren gerçeğini yüceltir ve ona trajik bir ihtişam kazandırır. S. 148
Müzik
Reklam
Reklam