Başkalarının beklentilerinden ve dünyadan elini eteğini çekmiş bir zihin yalnız değildir; nihayet bütünüyle kendine ait olmuştur.
İnsan ve Duygular
"O camid cirmleri, o şuursuz büyük kütleleri, nihayet derecede intizam ve mizan-ı hikmet içinde muhtelif şekillerde ve muhtelif mesafelerde ve muhtelif hareketlerde döndürmek, istihdam etmek, ne derece bir kudreti ve bir hikmeti isbat ettiğini kıyas et. Bu büyük ve ağır işe zerre mikdar tesadüf karışsa, öyle bir patlayış verecek ki, kâinatı dağıtacak. Çünki bir dakika, tesadüf birisini tevkif etse, mihverinden çıkmasına sebebiyet verir, başkaları ile müsademe etmesine yol açar. Küre-i Arzdan bin defa büyük cirmlerle müsademenin ne derece dehşetli olduğunu kıyas edebilirsin."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bahîrâ, Kâinatın Efendisini görmeden, harikulâdeliği nasıl keşfetmişti? Şöyle: Rahip Bahîrâ, kervan başlangıçta ibadethanesine doğru yol alırken pencereden bakmaktadır. Malûm kervanlar içinde herhangi bir kervan... Fazla dikkate bile değmez. Fakat hayret! Kervanın tepesinde bir bulut yürümekte... Sanki hızını kervandan alıyormuş gibi kervan hızlandıkça o da hızlanmakta, yavaşladıkça yavaşlamakta, durunca durmakta... Âlim Rahip, nazarını hiç ayırmadan kervanı takip ediyor. Evet, havasında tek bulut gölgesi olmayan dipsiz bir mavilik zemini içinde, kervanın tam üstünde kervana yelpaze tutmaya memur efsanevî bir köle gibi garip bir bulut... Sanki kervanın üzerinde, havada yüzerek giden, iki kolunu iki yana açmış harikulâde bir muhafız... Kervan yürüye yürüye, tepesindeki bulutla beraber, nihayet ibadethânenin karşısındaki ihtiyar ağaca kadar geliyor. Bu sefer müthiş bir tecelli! Ağacın dalları, kervanda birini korumak, perdelemek, kucaklamak istercesine eğilmekte, bükülmekte, toplanmakta... Üstelik yıllardı kurumuş, pörsümüş, iliksiz kalmış olan ağaç, içten birdenbire canlanmış, yeşillenmiş, tomurcuklanmış gibidir. Ve âlim rahip, tüyleri ürpererek kararını verıyor: - Nebîler ve Resûllerin sonuncusu ve tamamlayıcısı,Büyükler Büyüğü zatın geleceğini biliyoruz. İşte bu kervanda herhalde o bulunuyor. Sayısız Peygamberlerin hep birbirine işaret vere vere O'na doğru akan kolu halkalaştırdığı, vasıflarına ait çizgiler resmettiği «Gâye-İnsan ve Ufuk-Peygamber».. Bu, İsâ Peygamberin haber verdiğidir.Mutlaka O'nu görmeliyim...
Sayfa 90 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din
39) Yoksullara Merhamet (Terahhumu'l-uryân) Burada insan gördüğü çıplaklara veya aç insanlara karşı kalbinde bir merhamet duygusu hisseder. İnsanlara "çıplak" (uryân) denilmesi, aşırı derecede fakirliğin üzerinde görülmesinden kaynaklanır. Bu makama yerleşip onu yurt edindiğinde, bu durum insanı güzel ahlaka ulaştırır, on sekiz makamı bir adımda kateder. Bu yükseliş esnasında amaçlanan talep ve keder menzillerinden geçerek hakiki aşk menziline ulaşır ve nihayet güzel ahlak makamını yurt edinir. Bu makamda durmaz da ilerlerse iyi arkadaşlık menziline erişir.
Sayfa 68
Din
30) Kötü Arkadaşlık (Suhbetu'r-redîe) Söz konusu insan iki türlü arkadaşlık bulunduğunu, bir türünün kötü ve değersiz arkadaşlık iken öteki türünün hoş ve güzel arkadaşlık olduğunu bilmez. Kötü arkadaşlığın da çeşitli türleri vardır. Kötü arkadaşlığın bir türü bütün insanların göreceği şekilde açıktan günah işleyen bozuk insanlarla arkadaşlıktır. Böyle insanların bedbahtlığı bütün insanlar tarafından görülür. Bir türü de içi bozuk olan (insanlarla yapılan) arkadaşlıktır. Böyle bir arkadaşlık dışarıdan kötü görünmez. Bu ikinci tür, gizliliği nedeniyle farkına varılmadığı için en tehlikeli türdür. Bu kısımdaki insanlar üç sınıftır: Bilgisiz sûfîler, riyakâr vaizler, gafil zorbalar. Bunların en zararlısı bilgisiz sûfîler, sonra riyakâr vaizler ve nihayet gafil zorbalardır. Bunların ardından açıktan günah işleyen insanlar gelir. Bu hal insana yerleşip de insan onu vatan edindiğinde, bilgisizlik kancaları onu yakalar, kötü arkadaşlıktan bilgisizliğe doğru onu çekerler. Böylece kişi yirmi dört basamak aşağı düşer. Bu esnada hainlik, kötü davranışlar ve kin duygusuna uğrar, bilgisizlik zilletine maruz kalır. Bu menzil yedinci menzildir. İlahi inayet kendisine ulaştığında, arkadaşlığının kötü olduğunu görür ve ondan çöle doğru kaçar.
Sayfa 65
Din
sevdiğim kitapları yeniden okuyorum ve yeniden okuduğum kitapları seviyorum ve ister yirmi sayfa okuyayım, ister üç bölüm ya da bütün kitabı, her seferinde aynı tadı alıyorum: bir suç ortaklığı, bir gizli anlaşma ya da daha fazlası, daha ötesi, nihayet bulunmuş bir akrabalığın tadını. ------ okurken kendimi gördüğüm bir cümleydi benim için. sevdiğim şeylere tekrar tekrar dönme arzumun bendeki yansıması. sanırım yeni şeylerle bağ kurmanın zorlaşmasına sebep olan yegane bir nokta.