"Yalnızca kendini kaptırarak kitap okudun diye, görebildiğin dünya da genişleyecek sanma. Ne kadar bilgi depolasan bile, kendi kafanla düşünüp kendi ayaklarınla yürümedikçe her şey sahte, havada ve gelip geçici şeyler olarak kalır.
...
Kitaplar senin yerine yaşayacak değil. Kendi ayaklarıyla yürümeyi unutan kitap kurdu, eski bilgilerle şişmiş bir ansiklopedi, birileri gelip açmadıkça hiçbir işe yaramayacak bir antika olabilir ancak."
uzun bir süredir kitap okumaya ve buraya eskisi kadar vakit ayıramıyorum maalesef, evlilik öncesi ve sonrasındaki meşguliyetler, yeni sorumluluklar vs vs.
ara sıra anasayfaya ve paylaşımlarını merak ettiğim arkadaşların iletilerine şöyle bir göz atıyorum. burada sizi bulmak ve kitap okumaya hala düzenli olarak devam eden insanların olduğunu görmek çok hoş✨
Bir akşamüstü, yine böyle bir eylül ayında ... Aslında tam
beş yıl önce bir akşamüstü, Umut şimdi Selma'nın tek başına oturduğu bankın iki yanındaki bankta, yanağını Selma'nın yanağına dayamış, "Beş yıl sonra bu gün ve bu saatte tam bu bankta buluşalım," demişti. "Söz verelim birbirimize, ne olursa olsun, nerede, nasıl olursak olalım, birlikte
ya da ayrı, buraya geleceğiz. Beş yıl sonra bu gün, bu saatte." O an öyle güzeldi ki, o anla yetinmek insanoğlunun başarabileceği bir şey değildi. Umut heyecanla, gözleri parlayarak konuşuyordu: "Belediye burayı yıkıp, dümdüz edip
otopark bile yapmış olsa, şu bakkaliye şans oyunları oynanan bir tekel bayiine, şu berber bir erkek kuaförüne, hatta
kuaförü geçtim, bir saç tasarım merkezine, kuru temizlemeci kuru temizleme dünyasına ya da kirli çamaşır hastanesine de dönüşse, beş yıl sonra tam burada buluşalım."
Güzel bir anı gelecekte yeniden yaşamayı güvence altına
alarak elde edilen mütevazı bir sonsuzluk duygusu ...