Bir akşamüstü, yine böyle bir eylül ayında ... Aslında tam
beş yıl önce bir akşamüstü, Umut şimdi Selma'nın tek başına oturduğu bankın iki yanındaki bankta, yanağını Selma'nın yanağına dayamış, "Beş yıl sonra bu gün ve bu saatte tam bu bankta buluşalım," demişti. "Söz verelim birbirimize, ne olursa olsun, nerede, nasıl olursak olalım, birlikte
ya da ayrı, buraya geleceğiz. Beş yıl sonra bu gün, bu saatte." O an öyle güzeldi ki, o anla yetinmek insanoğlunun başarabileceği bir şey değildi. Umut heyecanla, gözleri parlayarak konuşuyordu: "Belediye burayı yıkıp, dümdüz edip
otopark bile yapmış olsa, şu bakkaliye şans oyunları oynanan bir tekel bayiine, şu berber bir erkek kuaförüne, hatta
kuaförü geçtim, bir saç tasarım merkezine, kuru temizlemeci kuru temizleme dünyasına ya da kirli çamaşır hastanesine de dönüşse, beş yıl sonra tam burada buluşalım."
Güzel bir anı gelecekte yeniden yaşamayı güvence altına
alarak elde edilen mütevazı bir sonsuzluk duygusu ...
ÇOCUKLAR
Hırsızlığa karşı alarm, yangın alarmı, hatta deprem alarmı...
Halbuki ben en sık görülen kazalar için bir önlem alındığını zannetmiyorum.
Şu sahneyi hepiniz bilirsiniz: Çocuklu aile
Anne babaların çocuklardan bekledikleri şeyler bazen çok zor.
En yaygın olaydır, çocuk on bir, on iki yaşına gelmiş, üç beş kelime yabancı dil öğrenmişse,
hemen turistlerin yanına gönderilir:
"Hadi çocuum, git konuş, hadi bakiim, o kadar okula yolladık!" diye.
Sıkıysa sen git konuş!
Tanımadığın insanlar!
Hatta, hadi kıyak yapalım, git Türkçe konuş!
Bakalım, durup dururken ne diyeceksin...
Yapamazlar, ama çocuğu yollarlar.
Çocuğu ne gibi bir sürpriz beklemektedir? Bakalım turistler nerelidir ve o yabancı dili biliyorlar
mıdır? Veya, egzotik Türkiye tatillerinin ortasında, bir çocukla sohbet etmek isterler mi? Kimse
düşünmez.
Çocuklardan beklenen bu tür şovların hiçbir sınırı yoktur.
Ben genel olarak spora sinir oluyorum!
Yani bir insanin her yere arabayla gidip, televizyonu uzaktan kumandayla açıp, bütün gün
oturup, sonra özel giysilerle gidip, kapali bir yerde, sahte bir hareketlilik yapmasina, sebepsizce
koşup atlayıp zıplamasina sinir oluyorum.