İçinde yaşadığımız toplum ve ailelerimiz tarafından malesef çoğumuz başarı odaklı büyütüldük. Başarılarımızla bizi sevenleri gururlandırıp bizi daha çok sevmelerini garantilemeyi öğrendik. Başarıyla kendimizi daha değerli hissetmeyi öğrendik. En kötüsü de nu işte!! Azıcık ezik bir yanımız varsa, bu yanımızı başarıyla ve dolayısıyla başarının getirdiği güçle örtbas etmeye çalıştık. Aslında hepsinin altında ‘’sevilme arzusu’’ yatıyor. İnsanoğlunun en temel ihtiyacı… Malesefbu ihtiyaç, farkında olmadan insanı control ediyor ve başarı odaklı, iş hayatının kölesi olmuş birine dönüştürüyor. Sence böyle birinin mutlu olma ihtimali yüzde ka.ç? Tabii ki çok düşük. İşte kara kutuna kayıtlı yüm bu veriler, farkında olmadan seni de başarı odaklı birine dönüştürmüş olabilir. Bu konuda tek uyarım, mutluluğunu başarına bağlamaman olur ancak.** BEKLENTİN MUTLULUKSA EĞER BİL Kİ: ‘’BAŞARI MUTLULUK GETİRMEZ’’
Önce mutluluk sonra başarı*
Mutluluğunu başarılarına bağladıysan, sonucu kesinlikle hüsrandır.
Öncelikli hedefin mutluluk olursa, başarı zaten arkasından gelir.
Mutluysan, biyolojik olarak beynin daha iyi çalışıyor, daha çbuk öğreniyorsun, geçmişte öğrendiklerini daha çabuk hatırlıyorsun, yaratıcılığın artıyor, pozitif bir ruh halinde olduğun için sorunlara değil, çözümlere odaklanıyorsun, ilişkilerini sağlıklı yönetiyorsun. Saydığım bu yetkinlikler doğal olarak iş hayatında da fark yaratır, performans arttırır.