Nihan Özdamar

İkigai' nin beş ayağı
İkigai' nin beş ayağına bakalım: 1. Ufaktan başlamak 2. Benliği bırakmak 3. Ahenk ve sürdürülebilirlik 4. Küçük şeylerdeb sevinç duymak 5. Şimdi ve burada olmak İkigai, sadece zaten var olan sezgilerinizi güçlendirdiği için değişim yavaş yavaş ve gösterişsizce gelecek, hayatın kendisi gibi..
Sayfa 141·Kitabı okudu
Reklam
Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin*
İkigai' nin en büyük sırrı, dünyaya hangi eşsiz özelliklerle gelmiş olursa olsun, kişinin kendini kabulü olmalıdır. İkigai' nin tek veya ideal bir tolu yok. Her birimiz benzersiz bireyselliklerimizin ormanında, kendi ikigaimizi arayıp bulmak durumindayız. Ama ikigainizi ararken şöyle bir güzel gülmwyi unutmayın- bugün ve her gün!
Sayfa 138·Kitabı okudu
İkigai ve mutluluk*
Odaklanma yanılsamanızla mutsuzluk nedeninizi kendiniz yaratırsınız. Mutsuzluk, gerekli şeylerin eksik olduğu bir tür boşluksa, bu boşluk kişinin önyargılı tasavvurundan doğar. Mutluluğun mutlak bir formülü yoktur. Her bir yaşam koşulu mutluluğa kendince temel olabilir. Evli ve çocuklu ya da evli ve çocuksuz iseniz mutlu olabilirsiniz. Özetle, mutlu olmak için kendinizi kabul etmeniz gerekir. Kendimizi kabul etmek hayatta karşılaştığımız en önemli ama en zor işlerden biridir. Aslında kişinin kendini kabul etmesi, kendisi için yapabileceği en kolay, basit ve karşılığını en çok alacağı şeylerden biri, mutluluğun bakım gerektirmeyen, masrafsız bir formülüdür.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Çocuklu Aşklar (Reha Muhtar)
Aslında bir ilişkide çocuk yapmaya karar vermek, çocuk yapmaktan daha zordur. Çünkü çocuk yaptığın kişiyle artık ayrılman söz konusu değildir. Ayrılsanda, ayrılamazsın. Sevgi olarak değil, dostluk olarak ayrılamazsın. O erkekten ya da o kadından çocuk yapmaya karar verdiğinde, bir gün hayatın ayrılık getirebileceğini bilsen de, tamamen ayrılmayacağını bileceksin. Ne kadar dostça ayrıldık denirse densin, ayrılırken dostluğun değil, kızgınlığın hüküm sürdüğünü hatırlayacaksın. Sadece dostluk olsa, zaten ayrılamayacağını tahmin edeceksin. O kızgınlıkta, hatta düşmanlıkta, ortada ikimizin ürünü; 1-2-3 çocuk olacağını unutmayacaksın. Kızgınlığı öfkeye, öfkeni eşine, eşine öfkeni de çocuğa taşımamayı öğreneceksin. Çocuğuna seçeceğin annenin ya da babanın ileride dostun olabilecek kadar iyi olmasına dikkat edeceksin. Aşkın bitsede, insanlığın bitmeyeceği bir insan arayacaksın. Senin ve onun hayatına başkaları girsede, çocuğuna "Senin baban iyidir, senin annen mükemmeldir" diyebileceğin insanı bulman gerekecektir. Aşkın uzun yıllar sürmese de, dostluğun uzun yıllar süreceği bir kişi olması gerekecektir. Sonuçta çocuğunun annesi olsan da, babasını tayin edeceksindir. Babası olsan da, annesini belirleyeceksindir. Her halükarda çocuğunun geleceğini çizeceksindir. Onun için ilişkide çocuk yapmaya karar vermek, çocuk yapmaktan daha zordur. Çocuğun annesini ya da babasını bulmak, çocuğu bulmaktan daha zordur. Her halükarda ayrılsan bile, aile olarak kalmak, aşık kalmaktan daha zordur. Reha Muhtar
İlişkiler
PANÇODAN MEKTUP VAR (Meltem Kahraman)*
Merhaba, Benim adım Panço. Ben 9 yaşındayım yani 9 yıldır Kahraman ailesi ile sıcak bir yuvayı paylaşıyoruz. Dünyaya geldiğimde anne sıcaklığını çok kısa süre yaşadım ama hayat boyunca annemin kanatları altında kalamayacağımı çabuk anladım. Peki ben insan denen canlı olmadan hayatımı nasıl sürdürebilirim ki? Derken bir gün, iki küçük kız anne ve babası ile gelip beni aldı. Yeni evime götürdü. Herşey çok güzeldi. Bana tuvaletimi nereye yapmam gerektiğini, yemeğimi nerede yemem gerektiğini öğrettiler. Hatta beni gezmeye götürüp oyuncaklar bile aldılar. Bizim artık bir aile olduğumuzu düşünüyorum ve onları çok seviyorum. Sokaktaki arkadaşlarımı gördükçe onları bekleyen tehlikelere düşündükç, ne kadar şanslı olduğumu anlıyorum. Ancak şu anda bir problemim var. Yeni taşındığımız apartmandaki bazı komşularımız beni istemiyormuş. Daha önceki apartmanımızda böyle bir sorun yaşamamıştık. Hepsi beni çok severdi. Gerçi yeni komşularımız da haklılar.. Yeni evimize alışıncaya kadar havladım şayet insanlar kadar şanslı doğup konuşabilseydim; "Ben hepinizi seviyorum. Evimize alışma devresi geçiriyorum. Beni ailemden ayırmayın, sokak köpeği olarak doğmadım. Dışarıda soğuk var, açlık var, trafik var. Bunlarla baş edemem" derdim. Gerçekten de ben hiçbir şey yapmadım. Silahları ben icat etmedim, doğayı ben kirletmiyorum, trafik canavarı da değilim. Neden benden nefret ediyorlar? Acaba onlara kendimi sevdirebilmek için ne yapmalıyım? Bütün insanlara verebileceğim tek şey sevgi ve ölümüne sadakat. Lütfen bana yardım edin. Sağduyunuza ihtiyacım var. Ne ben, ne de ailem üzülsün istemiyorum. Unutmayın ki bende canlıyım. Benim için ne düşünüyorsanız düşünün ölene kadar sizin dostunuzum. - PANÇO
İlişkiler
Reklam