Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyen bir geçmişim....
ne hissettiysem onu söyledim , onu yaşadım...
yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım...
asla keşkelerim olmadı...
hiçbir zaman kendimle vicdan mahkemesi yapmak zorunda kalmadım...
karşıma bazen gerçek yüzler , bazen sahteler çıktı ama olsun ben yine sadece hislerimle yaşadım..
asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim , ya da asla birini severken karşılığını beklemedim...
dostluğuma değer biçmedim , sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim...
sevdiysem sonuna kadar gittim,bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim...
bazen çok kırıldım , bazen belki de kırdım...
ama hata insana mahsustur dedim..
affettim , af diledim..
kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim..
onlar belki beni saflıkla yargıladılar.belki de içten içe sinsice güldüler...
ama asıl unuttukları şuydu...
ben aldanmadım...
aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar...
bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için...
kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için......
oysa ben hiç insan kaybetmedim...
sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar
“Kör cehalet çirkefleştirir insanları! Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım var,
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye.
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye…”
İyi düşünün.
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelene kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı? Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şey”e bağlı olduğunu,
Hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yeni yılda düşünün.
Yayılın çimenlerin üzerine
Acele edin
Er yada geç
Çimenler yayılacak üzerinize
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köylerde
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevme
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!
Umut kaçakçısından öğrenilir hayatın ayna olduğu. Peki kaçakçı kime denir? Aynanın arkasında olan sevgiye mi?, acıya mı?, yoksa ümitlere mi sesleniş bu bakış. Maviyi görememek gözlerinde ya da fark edememek gibi kırmızı giydiğini.. Ya bir karabulut mühürler gözlerini, ya da günlerin okyanus derinliklerindeki gerçekleri! Aynalı karanlık sevgi yolunda konaklayanlarla mı dolu? Sorma.. Ağlayan gözlerimde, gülen gözlerimde hatıralar kalır. Hayat bir ayna. Ona nasıl bakarsan öyle yaşarsın.