9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 00:00
1967 Nijerya’sı.. Nijer Nehri’nin kuzeyinde İngilizlerin desteklediği Müslüman Nijeryalılar, güneyinde ise İgbu kabilelerinden olan Biafralılar.. Aynı vatanda yıllarca birlikte yaşamış olsalar da artık bir nifak var aralarında.. Ve sonuç mu.. Sonuç saçları pas kızılına dönmüş, küçük başlarında yama gibi hastalıklı derileri ile kolları kürdan karınları ise futbol topu gibi olan çocuklar.. Biafralılar ölürken dünya suskundu..
Yükselen Güneşin ÜlkesindeChimamanda Ngozi Adichie · Doğan Kitap · 2021112 okunma
Afrikalı Leo
Puan vermedi·376 syf.··
Beğendi
·
2025 78. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 12:11
Amin Maalouf’un Afrikalı Leo’su, gerçek bir tarihi şahsiyet olan Hasan el-Vezzân’ın (yaklaşık 1494-1554) hayatından yola çıkarak yazılmış etkileyici bir roman. Hasan, 1492’de Granada’nın düşüşünden kısa süre önce veya sonra Granada’da Müslüman bir ailede doğuyor; ailesiyle Fas’a göç ediyor. Fas’da kaliteli bir eğitim alıyor, diplomat ve tüccar olarak geniş seyahatler yapıyor: Timbuktu’ya, Nijer Nehri vadisine, Sudan’a, Kahire’ye, hatta Mekke’ye hacca ve İstanbul’a – tam Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethettiği dönemde (1516-1517). 1518’de Akdeniz’de Sicilyalı korsan Pedro de Bobadilla tarafından yakalanıp köle olarak Papa X. Leo’ya hediye ediliyor. Papa, onun zekâsına ve bilgisine hayran kalıyor; özgürlüğünü veriyor ve 6 Ocak 1520’de Vatikan’da Aziz Petrus Bazilikası’nda vaftiz ederek Joannes Leo de Medici adını veriyor – buradan “Afrikalı Leo” lakabı doğuyor. Roma’da Arapça dersler veriyor, üç dilli (Arapça-İbranice-Latince) bir sözlük hazırlıyor ve en önemli eseri “Afrika’nın Tanımı”nı (Descrittione dell’Africa, 1550’de yayımlanmış) yazıyor; bu kitap, yüzyıllarca Avrupa’nın Afrika hakkındaki ana kaynağı oluyor. Maalouf, bu bilinen tarihi gerçekleri (Granada’nın düşüşü, Osmanlı’nın Memlükleri yenmesi, Rönesans papaları, 1527 Roma’nın yağmalanması) ustaca kurguyla zenginleştiriyor. Hasan’ın sürekli değişen kimliği – Müslüman doğup Hıristiyan olup arada kalan hali – dönemin kültürler arası çatışmasını ve hoşgörüyü muhteşem yansıtıyor. “Bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben” cümlesi, kitabın kalbine dokunuyor. Betimlemeler o kadar canlı ki, Endülüs bahçelerinden Sahra kervanlarına, Nil kıyılarından Rönesans saraylarına kadar 16. yüzyılı yaşıyorsunuz. Tarihi olayları eğlenceli ve öğretici şekilde öğrenmek isteyenler için ideal. Küçük bir not: Son
1000Kitap
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·314 syf.··
2025 112. kitabı
Abbasilerin hükmü hicri 132 senesinden 656 yılındaki Moğolların Bağdat’ı işgal edip burada hunharca katliam yapmalarına kadar sürdü. Bu uzun asırlar şu dönemlere ayrılır: 1- Abbasilerin Birinci Dönemi: Bu dönem hicri 132 senesiyle başlayıp 232 senesine kadar devam eder. Bu dönem Abbasi halifelerinin gerçekten hükümran oldukları dönemdir. 2- Abbasilerin İkinci Dönemi: Bu dönem ise 232 yılından başlayıp 334 yılına kadar devam eder. Bu dönem Türklerin nüfuz devresi olarak bilinir. 3- Abbasilerin Üçüncü Dönemi: Bu dönemde ise Selçuklu Çağı olarak bilinir. 334 yılından başlar ve 656 yılında Abbasi Devletinin tarihe karışması ile sona erer. Bağdatta Abbasîler zayıflarken Mağribde Murabıtlar Devleti yeni bir güç olarak ortaya çıktı. Bu dönemde İslâm alemi parçalanmış bir vaziyetteydi. Selçuklular, Büveyhoğullarını Iraktan çıkarmış, Mısırda kölemenler idareyi eline almıştı. Kuzey Afrikada kurulan bu devlet, fetih hareketleri neticesi sınırlarını Mağribden Cezayir, Sahra, Senegal ve Nijer nehirlerine kadar olan bölgeye kadar genişletmişlerdir. Daha sonra Endülüse geçen Murabıtlar Devleti böylece hem Kuzey Afrikada ve hem de Endülüste Müslümanları Hristiyanların elinden kurtarmış; onların mal, can, namus ve dinlerini korumuştur. Allah zor zamanda Murabıtlar Devletiyle ümmeti yüceltmiş, onlarla Mağrib ve Endülüste İslam sancağını zirvelere çıkarmıştır.
Din
Abbasiler Dönemi Murabıtlar DevletiAli Muhammed Sallabi · Ravza Yayınları · 20178 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2025 36. kitabı
21. yüzyılda yerellikten çıkıp tüm dünyayı kapsayacak, tüm insanların genel hali ve sorunları üzerinde duracak hatta gelecekte insanların düşeceği durum, dönüşeceği fiziksel ve zihinsel yapının nelere benzeyeceğini; bilimkurgusal, distopik ve genellikle de felaketler içeren haliyle bize anlatacak, yedi ünlü, ödüllü yazarın kitaplarını inceleyerek sunan incecik ama dolu dolu bir edebiyat eleştirisidir Küresel Roman. Edebiyat İncelemeleri ve eleştirilerine, bir (çoğunlukla) romanı roman olarak okuduktan sonra başvurduğumuzda, bambaşka kitaplar okunduğu hissi veren kitaplar oluyor. Okuyucunun okuduğu kitap ile eleştirmenin incelediği kitap iki ayrı dünyada yazılmış gibidir. Bu incecik kitap da içerisinde barındırdığı yedi ayrı romanın incelemesini yaparak, bu inceliğe bu dünyalar nasıl sığdı hissi veriyor. İncelenen yazar ve romanları arasında başı çeken hepimizin tanıdığı, kimilerimizin sonradan düşman kesilip hain ilan ettiği Orhan Pamuk ve Kar romanı. Yazar Adam Kirsch incelediği Kar kitabında Pamuk'un kurgu bir romanın dışında kendinden parçalar ekleyip eklemediğini, anlatılan şehri görüp eserini oluştururken buna uygun karakterler ve buradan yola çıkarak hasret çeken bir mültecinin yaşamını yaşanmış bir hayattan alıp almadığı üzerinde çözümlemeye çalışır. Ayrıca Pamuk'un kariyeri ile Türkiye'de insanların ona bakış açısının eserlerine yansımasına da bakar. Roberto Bolano ve Haruki Murakami'nin eserlerini incelerken de Bolano'dan 2666 kitabını ele alıp bu kitaptaki; çirkin dünyayı, kötülüğü, cinayetleri, tehlikeli dünyaya alternatif bir dünya olarak 2666'nın uygunluğu üzerinde dururken; Murakami'nin 1Q84 adlı kitabı için, yerel kültürden dünyaya açılan ama kapalı bir toplumun ferdi olan Murakami için kendi ülkesinde nasıl karşılandığı, Uzak Doğu'nun kapalı
Küresel RomanAdam Kirsch · VakıfBank Kültür Yayınları · 201945 okunma
8/10
·216 syf.··
2023 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2023 00:00
İlksöz: Kara Afrika'nın kara yazgısı. 12-14 yaşlarındaki Birahima Fildişi Sahillerinde bir köyde annesi ile yaşamaktadır. Annesinin ölümü ile ortada kalır, kabile geleneklerine göre aileden birinin korumasına girmelidir. Bu yüzden Liberya'daki halasının yanına gönderilir. Hala'ya ulaşma yolculuğu Batı Afrika'nın kara yazgısı ile kesişir. Yazar, Batı Afrika'nın sömürgelikten kurtulup özgürlüğüne kavuştuğu dönemde yaşanan sıkıntıları alıyor merkeze. Aynı coğrafyayı paylaşan birbirine düşman ülkeler, ülke içinde birbirine düşman kabileler, askeri cuntalar, darbeler, darbe yapana yapılan darbeler...Yani tam bir kaos ve perişan olmuş, acımasız şiddetin kucağında yaşama tutunmaya çalışan halk. Ve doğal olarak en büyük sıkıntıyı çeken çocuklar. Üstüne üstlük bu coğrafyanın kendine has bir kavramı da var: çocuk asker. Bu kaos ortamında yaşayabilmek için, kaosu daha da arttıran elleri silahlı 10-15 yaşlarında kızlı erkekli çocuklar... Aslında Birahima da bir çocuk askerdir, çünkü hayatta kalmak zorundadır ve başka da seçeneği yoktur. Birahima'nın halasına ulaşma yolculuğu da, onun çocuk asker olma ve çocuk asker olarak birçok Batı Afrika ülkesinde çatışmak zorunda kalma hikâyesidir. Kitabı okurken aklıma takılan birkaç şeyden bahsedeyim. Öncelikle yine bir hala/teyze/yenge çeviri yanlışlıği var sanırım. Çünkü hikâye kurgusundan hala'nın teyze olduğunu çıkarabiliyorsunuz. . Hikâyeyi Brahima anlatıyor. İlkokul birinci sınıftan sonra okuldan ayrıldığı için yaşadıklarını yazarken sözlükler kullanıyor; Fransızca sözlükler, kullandığı yerel Afrika dilleri ile ilgili sözlükler. Anlatımın birçok yerinde, kullandığı kelimeyi parantez içinde bu sözlüklerden elde ettiği anlamları vererek açıklıyor. Bir süre sonra yazarın bunu bilinçli yaptığını hissettim. Amacı kelimeyi açıklamak
Allah Mecbur Değil kiAhmadu Kuruma · Can Yayınları · 200218 okunma
Anlam ve Kapsam: Müslüman Ülkelerde Hayırseverlik
Puan vermedi·528 syf.··
2022 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2022 20:54
Anlam ve Kapsam: Müslüman Ülkelerde Hayırseverlik ꕥ ꕤ ꕥ ꕤ İslam’ın sosyal hayatın farklı veçheleriyle ilgili yasal hükümleri; insanın dünyevi davranışlarına rehberlik eder ve diğerleriyle nasıl ilişkiler kurması noktasında yol göstericidir. Bu yönüyle insanın aile ilişkisi, ekonomik ve finansal ilişkisi, mülkiyet ilişkisi, idarî ilişkisi gibi mevzularda rehberlik ve yol göstericiliği vardır. Günlük ekonomik ve sosyal aktivitelerde takvâ bilinci sayesinde Müslümanlar, Allah'ın yapılmasından memnuniyet veya hoşnutsuzluk duyduğu eylemler konusunda mesullerdir. Müslümanın Allah’ın iradesine boyun eğerek, insanlar arasında eşitliği sağlayarak ve barışı tahsis edecek adaleti yerleşik kılarak başarabilirler. İnsan sevgisinden ortaya çıkan ve başkalarının iyiliğini, mutluluğunu arttırmak niyet ve eylemleri hayırseverlik kavramını oluşturmuştur. Kişisel ıstıraba sebep olan sosyal bozuklukların ortadan kaldırılması hayırseverlik ile mümkündür. İslâmi hayırseverlik Müslüman kimliğinin özel bir durumudur. Gönüllülük, yönetim, kent araştırmaları, insani gelişmişlik ve İslâm araştırmaları konularında uzman olan Samiul Hasan; Avustralya, Bangladeş, Kanada, Endonezya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde çeşitli üniversitelerde dersler vermiş bir akademisyendir. On yazarın katkısıyla altı kısım, on iki bölümden oluşan ve editörlüğünü Samiul Hasan’ın hazırladığı “Hayırseverlik ve İnsan Güvenliği” kitabının çoğunluğu Müslüman olan 47 ülkedeki mevcut olan durumun “hayırseverlik ve insan güvenliği” kavramı çerçevesinde ele alınmaktadır. Müslüman toplumları içinde hayırseverliğin dinî yönlerini araştıran Samiul Hasan; kavramlar, bağlamlar, kurumsal çerçeve, politik, hukukî gibi yönlerle uzman görüşlere yer vermektedir. Kavramlar, ihtiyaç ve gereksinimlerle gelişim evresini
İktisat & Ekonomi
Hayırseverlik ve İnsan GüvenliğiSamiul Hasan · Albaraka Yayınları · 20201 okunma
Reklam
Reklam