Amin Maalouf’un Afrikalı Leo’su, gerçek bir tarihi şahsiyet olan Hasan el-Vezzân’ın (yaklaşık 1494-1554) hayatından yola çıkarak yazılmış etkileyici bir roman. Hasan, 1492’de Granada’nın düşüşünden kısa süre önce veya sonra Granada’da Müslüman bir ailede doğuyor; ailesiyle Fas’a göç ediyor. Fas’da kaliteli bir eğitim alıyor, diplomat ve tüccar olarak geniş seyahatler yapıyor: Timbuktu’ya, Nijer Nehri vadisine, Sudan’a, Kahire’ye, hatta Mekke’ye hacca ve İstanbul’a – tam Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethettiği dönemde (1516-1517).
1518’de Akdeniz’de Sicilyalı korsan Pedro de Bobadilla tarafından yakalanıp köle olarak Papa X. Leo’ya hediye ediliyor. Papa, onun zekâsına ve bilgisine hayran kalıyor; özgürlüğünü veriyor ve 6 Ocak 1520’de Vatikan’da Aziz Petrus Bazilikası’nda vaftiz ederek Joannes Leo de Medici adını veriyor – buradan “Afrikalı Leo” lakabı doğuyor. Roma’da Arapça dersler veriyor, üç dilli (Arapça-İbranice-Latince) bir sözlük hazırlıyor ve en önemli eseri “Afrika’nın Tanımı”nı (Descrittione dell’Africa, 1550’de yayımlanmış) yazıyor; bu kitap, yüzyıllarca Avrupa’nın Afrika hakkındaki ana kaynağı oluyor.
Maalouf, bu bilinen tarihi gerçekleri (Granada’nın düşüşü, Osmanlı’nın Memlükleri yenmesi, Rönesans papaları, 1527 Roma’nın yağmalanması) ustaca kurguyla zenginleştiriyor. Hasan’ın sürekli değişen kimliği – Müslüman doğup Hıristiyan olup arada kalan hali – dönemin kültürler arası çatışmasını ve hoşgörüyü muhteşem yansıtıyor. “Bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben” cümlesi, kitabın kalbine dokunuyor.
Betimlemeler o kadar canlı ki, Endülüs bahçelerinden Sahra kervanlarına, Nil kıyılarından Rönesans saraylarına kadar 16. yüzyılı yaşıyorsunuz. Tarihi olayları eğlenceli ve öğretici şekilde öğrenmek isteyenler için ideal.
Küçük bir not: Son