Herkesin isteyebileceği en az bir mutluluk vardır ama kimsenin daha fazlasını istemeye hakkı yoktur: Fazlasını kendinizde arayın; başkaları borçlu değildir bunu size.
Yalnızdı... Yapayalnız!.. Ne büyük mutluluktu yalnız olmak, kendinde olmak! Zincirlerinden kurtulmak, anılarının işkencesinden, sevilen ya da nefret edilen yüzlerin hayaletlerinden kurtulmak! Ne büyük mutluluktu!.. Nihayet, hayatın tutsağı olmadan, kendi başına yaşamak ne büyük mutluluktu!..
İnsanların çoğu yirmisinde ya da otuzunda ölür. Bu sınırı aşınca, artık kendi kendilerinin yansımasından başka bir şey değildirler ve bundan sonraki yaşayışları kendi kendilerini taklitle geçer. Her gün biraz daha mekanikleşerek ve daha da gülünçleşerek eskiden konuştuklarını, sevdiklerini, yaptıklarını yeniden yaşamak isterler.