Nilay Yüksel

Nilay Yüksel
@nilayuksel
“Ulan,” dedim, “bu milletin tarih kitabına ihtiyacı yok. Şarkıları peş peşe diz, koy kasete, ver radyodan...” Kışlanın önünde redif sesi ile başla, Çanakkale içinde vurul, az zamanda çok işler başar, açık alınla on yılda çık, araya bir fokstrot, bir yurttan sesler korosu koy, yârin İstanbul’u mesken tutsun, görsün güzelleri seni unutsun, gurbet elde bir hal gelsin başına, “Yaşa! Var ol!” muhabbetiyle Harbiye önlerinden geç, deniz ve mehtap sorsunlar seni, mani olsun halini takrire hicabın, Kalamış’ta huzur ara, havanı al, ak güvercinler uçur, Gemerekten dön gel, sararsın rengi ruhsarın, kolbaşının kıratını şahlandır, geç arı, kovan, petek muhabbetine, sarı çiğdeme sor, bir de Nataşa patlat... Meraklısı varsa, aralara Elvis, Bitıls atsın, mevzuyu renklendirsin isterse...”
Sayfa 10 - İletişim Yayınları
Reklam
“Oraların göğünde de uçurtma var mıdır?” Sizin gittiğiniz her yerde uçurtmalar olurmuş. Öyle söyledi Zeynep. O uçurtmaları vurmasınlar İnci...
Sayfa 101·Kitabı okudu
“Bak, uçurtma kaçmış!” “Hani bakayım! Nereden kaçmış?” “Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!”
Sayfa 85 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Narkissos’un, kendi güzelliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu Simyacı. Bu delikanlı kendi görüntüsüne öyle vurgunmuş ki, günün birinde göle düşüp boğulmuş. Onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, bu çiçeğe nergis adı verilmiş.”
Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Yalnız, çok daha fazla canımı sıkan şey, hayal gücünden yoksun insanlardır. T.S Eliot’un ifadesiyle ‘içi boş insanlar’. O hayal gücünden yoksul oldukları kısmı, hissiz perdelerle örtmeye kalktıkları halde, kendileri bunun farkında olmadan ortalıkta dolaşıp dururlar. Sonra o hissizliklerini içi boş laflarla başkalarına dayatmaya kalkarlar.”
Sayfa 257 - DK
Edebiyat
Reklam