Kâğıtlar, bir şiir kitabından çok bir zihnin haritası Nilgün metinlerinde yalnızca duygu anlatmıyor; okuduklarıyla, izledikleriyle, sevdiği şairlerle ve kendi iç sesiyle sürekli konuşuyor. Sayfalar arasında dolaşırken bir günlük, bir şiir defteri, bir okuma notu ve bir düşünce laboratuvarı iç içe geçiyor.
Kitabın en etkileyici yanı, Nilgün'ün dünyayı alışılmış biçimlerde anlatmayı reddetmesi. Bir cümlede René Char'a, başka bir yerde Sylvia Plath'a, ardından bir filme ya da mitolojik bir imgeye uzanabiliyor. Bu yüzden Kâğıtlar anlaşılmaktan çok hissedilmesi gereken bir kitap. Okurdan pasif bir okuma değil, ortaklık istiyor.
Sık sık yalnızlık, ölüm, yabancılık, zaman, kadınlık ve özgürlük temaları bunlar karanlık bir ağıt biçiminde değil; düşüncenin ve şiirin dönüştürücü gücüyle işleniyor. Nilgün'ün sesi kimi zaman kırılgan, kimi zaman öfkeli, kimi zaman da şaşırtıcı derecede oyunbaz.
İnanılmaz yoğun göndermeler var.Marmara'nın okuduğu kitaplar, sevdiği şairler ve kültürel referansları metinlerin içine dağılmış durumda. Bu da Kâğıtları her okuyuşta yeni ayrıntılar keşfedilen bir kitaba dönüştürüyor. Bazı sayfalarda anlam hemen açılırken bazıları uzun süre zihinde kalıyor ve zamanla çözülüyor.
Kâğıtlar, yalnızca Nilgün Marmara'yı anlamak isteyenler için değil, şiirin düşünceyle nasıl iç içe geçebileceğini görmek isteyenler için de çoj önemli. Bir yaşamın izlerini, okuma serüvenini ve şiirsel evrenini dağınık görünen ama kendi içinde güçlü bir bütünlük taşıyan sayfalarda topluyor
Benim Puanım: 10
Kitap kusursuz olduğu için değil, bize tekrar dönme isteği bıraktığı için tam puanı hak ediyor. Bazı metinleri ilk okumada kapalı kalsa da, bitirdikten sonra bile zihinde yaşamaya devam ediyor. Kâğıtlar okunup rafa kaldırılan bir kitap değil; altı çizilen, geri dönülen ve