Vaktiyle bir sanayici tanımıştım, mükemmel, herkesçe sevilen bir karısı vardı ama adam yine de aldatıyordu karısını. Bu adam haksız olduğu için, bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu. Karısı mükemmel davrandıkça o büsbütün kuduruyordu. Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı. O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vaz mı geçti? Hayır. Öldürdü onu.
İnsan ne zaman yalnız hissederdi kendini? Sessizliğin çığlıklarında boğulurken mi? Yoksa bütün bu kalabalığın içinde kendi ruhunun boşluğunu dolduracak kimseleri bulamadığında mı? Aşktan bahsetmiyorum, yalnızlık diyorum! Kendimi dünyada yalnız ve anlaşılması güç olan hatta anlayabilmek için çaba sarf edilmeyen kişi olarak betimlesem çok mu abartmış ve kendimi yok saymış olurum? Sanmam.
02.03.22'