Yaşayıp yaşamayacağını, hayatın ıstırabını göğüsleyip göğüsleyemeyeceğini düşündü. Nihayetinde yaşaması gerektiğine karar verdi... Hayatta olduğu sürece bir şeyler başarmaya karşı 'bastırılmayan bir tutkusu' vardı.
Vaktiyle bir sanayici tanımıştım, mükemmel, herkesçe sevilen bir karısı vardı ama adam yine de aldatıyordu karısını. Bu adam haksız olduğu için, bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu. Karısı mükemmel davrandıkça o büsbütün kuduruyordu. Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı. O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vaz mı geçti? Hayır. Öldürdü onu.