Nisa

Nisa
@ninasreading
Ve elbette duygularla açıklanamayan vicdan da benzer biçimde şekillenir. Kimilerine göre olmadığı düşünülse de, aslında bir şekilde vardır, yani “verilmiştir.” Daha çok içimizde bulunan bu ışık kaynağı, örtülmezse bizi nedensiz bir ağlama haline sokar. O yüzden onu aklımızın tülleriyle örteriz. Aşırı örtersek içimizdeki ışıktan mahrum kalırız, buna vicdansız olmak denir. Oysa vardır, aklımızın perdeleriyle saklanmıştır. Hiç örtmezsek bu kez nedensiz “hüngürderiz.” Üstelik bu ağlama durumu da bulaşıcıdır, gözyaşları başka vicdanların mayasıdır. Her ne olursa olsun bu bir içgörü halidir, gözün görme tabakası (pigment epiteli) ışığın geldiği tarafa değil, iç yüzde döşelidir. Belki de bundan görürüz uyuyunca rüyaları, aklımızla bulamadığımızı iç ışığımıza sorarız.
Sayfa 113
Reklam
Üç bin yıl ya da bunun binlerce katı fazlasını yaşayacak olsan da hiç kimsenin halihazırda sürdürdüğü hayattan başka bir hayatı kaybetmediğini ve kaybetmekte olduğu hayattan başka bir hayat yaşamadığını unutma. Bu yüzden hayatın en kısası da en uzunu da aynı kapıya çıkar. Çünkü şimdiki zaman herkes için aynıdır, bu yüzden geçmiş zaman da aynıdır ve yitip giden sadece bir andır. Herhangi biri ne geçmişi ne de geleceği yitirmemiştir. Birinin sahip olmadığı şeyi, herhangi birisi nasıl söküp alabilir ondan? Bu yüzden şu iki şeyin unutulmaması gerekir: İlki ezelden beri her şey aynıdır, hep aynı döngülerdir tekrarlanan ve hiçbiri farklı değildir; herhangi biri,yüz ya da iki yüz yılda, ya da sonsuzlukta hep aynı şeyleri görür. İkincisi, bir kişi çok uzun yaşasa da çok kısa yaşasa da aynı şeyi yitirir. Bu da şimdiki zamandır ve insan sadece bundan mahrum olabilir; nihayetinde insan yalnızca buna sahiptir ve hiç kimse sahip olmadığı şeyi yitiremez.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Şimdiye kadar, nasıl bir düzenin parçası olduğunu ve düzeni muhafaza eden akışın ne olduğunu temellendirmediysen, bundan böyle bunları idrak etmeye ihtiyacın var; eğer zihnindeki sisleri aydınlatmak için kullanmazsan sana sınır çizen zamanın da belirlenmiş bir sınırı olduğundan o gidecek, sen gideceksin ve bu yaşamın tekrar mümkün olmayacak.
Sayfa 14·Kitabı okudu
İşgüzar, nankör, küstah, hilekar, haset, geçimsiz kişilerle karşılaşacağım. Bu kötü özelliklerin hepsi iyi ve kötü bilgisizliğinden bu kişilerin başına geldi. Fakat ben, iyinin doğasının güzel, kötünün doğasının çirkin olduğunu gördüm. Benimle aynı soydan gelen günahkar doğalı biriyle de sadece aynı kan ya da tohumdan geldiğimizden değil, aynı aklın ve Tanrı’nın kutsallığının bir parçası olduğumuzdan akrabayız; bu yüzden akrabaların hiçbirinden bana zarar gelmez. Çünkü ne soydaşlarımdan biri beni kötü bir şeyle çevreledi, ne ben soydaşı olan birini öfkelendim, ne de birisinden nefret ettim. Zira ayaklar, eller, göz kapakları, altlı üstü sıralı dişler gibi birbirimize yardım için doğduk. Yani akrabaların birbirlerine aykırı davranması doğaya aykırıdır. Dolayısıyla birbirimize sinirlenmeyi ve birbirimize darılmayı engelledik.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Hiç şüphesiz talihsizlik büyük bir öğretmen; ancak dersleri oldukça pahalı ve sıklıkla, sağladığı yarar ederinden daha pahalıya geliyor. Ayrıca oldukça geç derslerle bu beceriyi elde ettiğimizde, kullanacağımız zaman geride kalmış oluyor. Gençlik, bilgeliğin öğrenildiği zaman; ihtiyarlık ise onun uygulanacağı zamandır. Deneyim her zaman iyidir, kabul ediyorum; ancak sadece önündeki zaman bundan istifade eder. Öleceğimiz zaman geldiğinde mi nasıl yaşanacağını öğrenmek gerekir?
Sayfa 39·Kitabı okudu
Reklam