Ve elbette duygularla açıklanamayan vicdan da benzer biçimde şekillenir. Kimilerine göre olmadığı düşünülse de, aslında bir şekilde vardır, yani “verilmiştir.” Daha çok içimizde bulunan bu ışık kaynağı, örtülmezse bizi nedensiz bir ağlama haline sokar. O yüzden onu aklımızın tülleriyle örteriz. Aşırı örtersek içimizdeki ışıktan mahrum kalırız, buna vicdansız olmak denir. Oysa vardır, aklımızın perdeleriyle saklanmıştır. Hiç örtmezsek bu kez nedensiz “hüngürderiz.” Üstelik bu ağlama durumu da bulaşıcıdır, gözyaşları başka vicdanların mayasıdır. Her ne olursa olsun bu bir içgörü halidir, gözün görme tabakası (pigment epiteli) ışığın geldiği tarafa değil, iç yüzde döşelidir. Belki de bundan görürüz uyuyunca rüyaları, aklımızla bulamadığımızı iç ışığımıza sorarız.