Karanfil'in hikâyesi...
Uzaklardan çok uzak bir yer varmış. Kara nine diye biri yaşarmış orada. İki dönüm bahçesi varmış bu Kara ninenin ama ne yağış ne su, hiçbir şey yokmuş. Kara nine artık elde avuçta bir şey kalmayınca açmış ellerini göklere. O gece Kara ninenin rüyasına giren bir ruhani, 'filler gelecek, filler gelecek' deyip durmuş. Dışarda da sel olmuş, fırtına kopmuş, o yağmur o toprağa inmiş. Kara nine sabahleyin dışarı çıktığında ne görsün, iki dönümlük arazisi al al olmuş kadının. Sapından çıkma horuz ibiği gibi saçaklı bir bitki sarmış tüm bahçeyi. Kara ninenin filleri diye duyan gelmiş, duyan gelmiş. Para verip satın alanlar mı dersin, bahçeyi kopmle almak isteyen mi dersin ne dersin bilmem; onlar Kara ninenin filleri deyip Kara nine filleri, en sonunda da karanfil deyip çıkmışlar o yerden bitmeye. Kara nine en sonunda o karanfil bahçesinde hakkın rahmetine kavuşmuş. Karanfil almaya gelenler de bir başına ölen kadını toprağa verip ellerindeki karanfilleri de Kara ninenin mezarına koymuşlar. İşte oradan gelirmiş mezar toprağına karanfil koymak. (Hikâye tamamen bana aittir. Hiçbir gerçeklik içermemektedir.)
ـ di xewnê de tixûb nîne di xeyalê de hidûd Hêvî hespêkî kihêl e di dil de.." ـ
Kurdî
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Jina Kurd ne tenê dayik e, ne tenê xwişk e; ew ruhê netewekî ye. Di dîrokê de bi berxwedan, hêz û serbilindiyê navê xwe nivîsandiye. Wek çiyaên Kurdistanê xurt e, wek ava kaniyan paqij e, û wek rojê ronahiyê belav dike. Jina Kurd sembola azadî, rûmet û jiyanê ye. "Jin, jiyan, azadî" tenê gotinek nîne; ew rastiya jiyana jina Kurd e.
Girişte 73 tane sayfaya mavi mürekkep ile parmak izi basıp imzamı da attıktan sonra bu kutsal mekana, doğumhaneye teşrif edebilmiştim. Demek doğumhane böyle bir yermiş. Kendimi tersine fonksiyon bir gassal gibi hissediyorum. Neyse döndü bir hemşire işlem neydi diye sordu. Dedim hanımefendiciğim kürtaj olacağım. Aldı beni bir tane odaya soktu. Odada iki kadın daha vardı. Oturdum yatağa, hemşire de birazdan gelecem dedi çıktı. Kadınlardan biri orta yaşlıydı. Sere serpe uzanmış tavanı izliyordu. Öteki de elinde bir bebek oturuyordu ama çok stresli gibiydi. Döndü bana sordu, acaba kürtaj olurken canım çok yanar mı diye. Dedim ki, ''Şimdi hanımefendiciğim bu sizin kimden ne şekilde, hangi pozisyonda, saat kaçta, hangi şarkı çalarken veya çalmazken, odanın ışığı açıkken mi kapalıyken mi, ek sıvı kullanarak mı kullanmayarak mı hamile kaldığınıza göre değişir.'' Uzanan orta yaşlı abla bana yandan ters bir bakış atıp kadına kaç aylık olduğunu sordu. Bir aylıkmış. Bir aylık olduğuna göre de kolay geçermiş. Sonra ablalar kendi aralarında bir sohbete girdiler. Biri dedi hamile kalmamım sakıncalı olduğunu söyledi doktor ama spiral mi silindir mi kare mi her neyse işte onu takmak da günah. Öteki de e kürtaj da günah dedi. Derken odaya yaşlı bir kadın girdi. Biraz da onunla sohbet ettiler. Kadın bana seninki kaç aylık diye sordu. Dedim, ''Hanımefendiciğim benimki 228 aylık. Ben doğdum doğalı bunlar benim içimde var oluş gösteriyorlar. Tamam sadece gösterseler yine iyi. Bir de bunlar birbirlerini döllüyorlar, yavruluyorlar. Büyüyorlar da büyüyorlar. Yer kalmadı efendim. Bekledim de bekledim. Doğsunlar de ferahlayayım dedim. Ama yokk! İnat etmiş doğmuyor. Ben de ne yapayım madem sen doğmayı beceremiyorsun şekilsiz bir şey olarak yaşamana izin veremem. Ben de yok etmeye karar
Dagirkirina rojê nêz nîne, em êdî roj dagir kir☀️
Kurdî
Mutabık Me'hazler
Said-i Nursi Eserlerinde Kürt Halk Kültüründen Birkaç Örnek) Aydin ÜNEŞİ, M. Zahir ERTEKİN Çend Nimûne ji Çanda Gelêrî ya Kurdî di Berhemên Seîdê Nûrsî da "{Kela Dimdimê: Destana Kela Dimdimê li ser rûdaneke dîrokî ya rasteqîn hatîye vegotin. Destaneke mêrxasî û welatparêzîyê ye. Kela Dimdimê dikeve başûrê rojavayê Ûrmiyeyê, bi 18 km. yan jê dûr e. Li ser zinarekî bilid ê ku navê wî Dimdim e hatîye avakirin. Ev kele berî Îslamê ava bûye. Emîrxanê Biradostî ew kela kevin ji nû ve ava kirîye. Dorpêça Kela Dimdimê di sala 1608ê de dest pê kiriye û heta dawîya sala 1609ê bi têkçûna bera Xanê Lepzêrîn ê Biradostî qedîyaye. (Kaplan, 2015: 13). Ji vê beşa destana Kela Dimdimê diyar dibe ku Nûrsî jê îstîfade kirîye. Di destanê de bûyera behsa wê tê kirin di navbera Şah, Xan û şivanekî de dibore. Nûrsî heman meseleyê wekî ku di navbera du şivanên ehlêqelb de dibore vedibêje. Varyantên vê destanê ên din jî hene. Di varyantek din a pexşanî de weke ku ev bûyer di navbera Xan û şivanek de dibore hatiye neqilkirin. (Kızıl, 2016). **“Bir zaman ehl-i kalp iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi Uykum geldi, deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır. Der ki: Ey arkadaş! Acib bir rüya gördüm. O da der: Allah hayır etsin, nedir? Der ki: Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acib bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki başları