10/10
·358 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Fakir Baykurt , Türk edebiyatının "toplumcu gerçekçi" akımının en önemli isimlerinden biridir. Anadolu'da yaptığı öğretmenlik sayesinde köy yaşamını, köylünün sorunlarını, ağalık sistemini ve ezilen halkın mücadelesini eserlerine aktarmıştır. Tırpan'da da yine köy yerindeki sınıfsal yapıyı, kadın haklarını, çocuk yaşta zorla evlendirilmeleri ve köy halkının bu haksızlıklara karşı gösterdiği pasifliği anlatıyor. Ayrıca Tırpan TDK Roman Ödülü ve TRT Sanat Ödülleri'ni kazanmıştır. Kitap Gökçimen adlı köyde geçmektedir. Komşu köyün zengin, yaşlı ve nüfuzlu kişilerinden biri olan Musdu Ağa, evli olmasına rağmen, henüz on üç-on dört yaşlarında olan Dürü adında dünya güzeli bir kızla evlenmek ister. Musdu Ağa parasına ve gücüne güvenerek Dürü’nün ailesine baskı yapmaya ve dünür göndermeye başlar. Dürü’nün babası Velikul, köyün fakirlerindendir ve Musdu Ağa’nın gücü karşısında boyun eğmek zorunda kalır. Dürü ise evlenmeyi asla kabul etmez, kıyametleri koparır. Hatta kendisini öldürmeyi bile düşünür. Hem annesi hem de köylü Dürü'nün evlenmesine razı olmasalarda korkudan seslerini çıkaramazlar. Bu düzene karşı çıkmaya çalışan tek bir kişi vardır: Uluğuş Nine. Uluguş, Dürü’nün bu evliliğe boyun eğmemesi gerektiğini savunur. Ona direnmeyi ve ne pahasına olursa olsun teslim olmamayı öğütler. Köyün diğer kadınlarını da örgütlemeye çalışır. Gökçimen'in kızlarının kaderi değişsin ister. Ama nasıl? Fakir Baykurt'un kitaplarının en sevdiğim yanı güçlü kadın karakterleri. Haksızlığa karşı duran, direnen ve etrafını bilinçlendiren güçlü kadınlar. Bu kitabın güçlü kadını da: Uluguş. Köyün delisi diyorlar onun için ama en akıllı olan O!
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,803 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 9. kitabı
Çehov’un 44 yıllık ömründe tamamladığı son öykü sayılan Nişanlı, evlilik arifesindeki genç bir kızın hayatı sorgulamasını ve zincirlerini kırarak özgürleşme sürecini anlatıyor. Rus feodal yapısının yarattığı aylak insan profilini yere yere bir hâl oldun be Pavlovic. Ne var yani sistem; kendilerini tembelliğin kucağına atmış insanları yarattıysa ve işe yaramazlıklarıyla mahalle kahvelerinde geceleyen binler yarattıysa, oğulları ve kızları kendilerinin laciverti olmaktan başka bir kapıya çıkamıyorsa 3-4 soy. Yazarken bile yalandan olumlayamıyorum bu tekdüzeliği. O yüzden ben de bu Akçadağlılardan hallice taşlama becerisine sahip Anton abimin düşüncesinden taşacağım. Herif 44 yıllık ömrünü bu cehaletin karşısında geçirmiş, bize biraz daha fazla yıllar vaat eden bu hayatı; sırtı emperyalizmin şatafatına dayayarak geçirmek yakışmaz. Bu az önce bahsettiğim genç kızımız işte ; eve Moskova'dan gelen akraba Saşa ile kendini bulma sürecine girer. İçinde annesinin karbon kopya hayatını yaşayacağının kaygısını, sezgisini duymaya başlar ve şüphe eder evliliğe bu kadar yaklaşmış ve görünürde en önemli kararını verecekken hayatının; ve işte en önemli kararını Saşa ile kaçmakla kendine yeni bir yelken açmakta bulur. Saşa onun için yeni kapılar da açabilen bir çilingir görevi görür yani. Saşa ile kaçmak diyince ona bağrı yanık da sırılsıklam peşinden gidiyor sanılmasın, Nadya kendini bulabileceği bir eşik yaşamaktadır sadece. O yüzden ismini ilk defa şu an , özgürlüğüne adım atarken anmayı tercih ettim, ismini unuttuğumdan değil yani. -Biz de yedik, yeseniz güzel olurdu.- Nadya Moskova'da kendi yolunu çizmeye çalışır, eğitim alıp kendini geliştirir, bir kere girmiştir çünkü o yola; köyüne dönüp nişanlısıyla evleneceği yoktur ya bu saatten sonra, o da ancak ailesine keskin bir ket
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,912 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·392 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:25
Elime alıp okumayı düşündüğümde kitabın kurgusunun beni bu kadar içine çekeceğini tahmin etmiyordum. Yazarı ve kitabı daha önce hiç duymamıştım. Ama kitabı bitirdiğimde iyi ki okudum dedirten ve hiç bilmediğim yazarlara karşı okuma hevesimi arttıran bir kitap oldu. Kitabın konusu Bünyamin’ in kitap yazmak için karsa yolculuğuyla başlasa da bu sadece bir girizgah… Devamında Bünyamin’ in Besti nine ve zencefil ile tanışması olayı bambaşka diyarlara Hindistan’da doğup büyüyen Gülbademin İstanbul’a gelişine getiriyor. İstanbul’a büyük bir alime çırak olarak verilen Gülbadem’ in icatları ve Galata serüveni Osmanlı devletinde bir isyanı bertaraf etmesine kadar uzanıyor. Kurgusu sizi içine çekiyor. Kitap fantastik bir şekilde kaleme alınan içerisinde tarih barındıran bir roman. Kitapların arkasını okumayı sevmediğim için ve ilk bölümler ilerleyen bölümlerden konu itibariyle çok bağımsız göründüğü için kitabın ilerleyişi kurgusu ve sonu beni bir hayli şaşırttı. Fantastik kurgusu mantığı da elden bırakmayıp yazarın dili de akıcı olunca ortaya okuması keyifli bir roman çıkmış. Okumanızı tavsiye eder iyi okumalar dilerim. Destan
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,781 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 112. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:45
~~Zencefil önce yıkılacakmış gibi yerinde sallandı sonra çıldırmışçasına bağırarak, uçmaya başladı. Zencefil o yere konunca yüksek sesle, "Fülfül!" dedi, "Fülfül!"~~ UZAKLARIN ŞARKISI // Kaan Murat YANIK Karlı bir kış sabahı, Kars'a giden Doğu Ekspresi treni ile başlayıp 18. yüzyıl İstanbul'una uzanan bir roman. Başına gelen felaketleri unutmak ve hayalini kurduğu kitabı yazmak umuduyla Kars'a göçen Bünyamin, bu şehrin ücra bir köşesinde Besti Nine ile tanışacak ve bir müddet sonra bu kadının canı pahasına sakladığı yüzlerce yıllık sırrın peşine düşecek, öğrenmenin merakı ile kavrulurken öğrenirse bir şeylerden vazgeçmek zorunda kalacağından da bir o kadar korkacak. Bu yakıcı sırrın kanatları, Bünyamin'i evvela Hindistan'daki düş sarayına, oradan İstanbul'un efsanevi günlerine; Galata Kulesi'nin altındaki dehlizlere, güzellerin salındığı bahçelere, ruhların alınıp satıldığı evlere, bilinçaltı sularına, isyan planlarına, saray entrikalarına ve aşkın manasının yeniden keşfedildiği sonsuz anlara savuracaktır. Bu süreçte Gülbadem, Zencefil, Fülfül, İpek Böceği, Sunullah Efendi, Ruhsar ve daha niceleri ile tanışıp kendimizi onlarla romanın sayfalarında yürürken bulacağız. Kaan Murat Yanık Uzakların Şarkısı
1000Kitap
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,781 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
Holokost edebiyatı okumayı, hissettirdiği o ağır ve derin acıya rağmen çok seviyorum. Hele bir de anlatılanlar sadece kurgudan ibaret değilse; arkasında gerçek bir yaşam öyküsü, bir otobiyografi saklıysa... O zaman kitabın bendeki etkisi katbekat daha sarsıcı oluyor. Aharon Appelfeld’in Hüznün Kıyısına romanını bitirdiğimden beri kitabı elimden bırakıp kapağına bakıyorum uzun uzun. 17 yaşındaki anlatıcımız Edmund, aslında yazarın kendi gençliğinin, kendi anılarının ta kendisi... İşte bu yüzden romandaki her bir kelime, her bir nefes o kadar gerçek ki, okurken insanın kalbi acıyor. Ukrayna ormanlarının o dondurucu soğuğunda, ölümün nefesini enselerinde hissederek hayatta kalmaya çalışan bir avuç insan... Ama bu karanlığın içinde beni en çok ne etkiledi biliyor musunuz? Yaşanan tüm vahşete, o dipsiz hüzne rağmen içeriden yükselen o cılız ama inatçı umut... Kitaptaki her bir karakter sanki insanlığın unuttuğu bir duyguyu tek başına sırtlanmış gibiydi. İnancın sembolü olan o unutulmaz komutan Kamil... Konuşamayan küçücük bir çocuk olan ve sığındığı adamı babası belleyen Milio; o bizim umudumuzdu işte. Ve o zorbalığın ortasında onlara yemekler pişiren, kıyafetlerini onaran yaşlı nine... O da şefkatin, şefkatle sarıp sarmalamanın resmiydi adeta. Her biri içimizde ayrı bir duyguyu tutuşturdu. Şimdi dönüp tekrar kapağa bakıyorum... Gri, puslu, o Ukrayna ormanlarının dondurucu havasını yansıtan bir görsel. Arkada beliren asker figürleri... Ama dikkatli bakınca bir detay var ki insanı ağlatacak kadar güzel: Kenarda hafifçe yeşermeye başlamış o dal... Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın insanın içindeki o umudun hep yeşerebileceğini hatırlatıyor bize. Gerçek bir acının içinden süzülüp gelen, ruha dokunacak muazzam bir yolculuk arayanların çok ama çok seveceği bir kitap
Hüznün KıyısınaAharon Appelfeld · Livera Yayınevi · 20238 okunma
8/10
·392 syf.·
2026 13. kitabı
"Bazı hikâyeler okunmaz, yaşanır." Kaan Murat Yanık'ın Uzakların Şarkısı tam da böyle bir roman. Kitabı bitirdiğimde olaylardan çok hisler aklımda kaldı. Çünkü bu eser, klasik anlamda bir macera ya da aşk hikâyesi anlatmaktan ziyade okuyucusunu zamanlar arasında dolaştıran, masalla gerçeği iç içe geçiren bir yolculuğa çıkarıyor. Romanın en sevdiğim yanı atmosferiydi. Kars'ın soğuk ve gizemli havasından Osmanlı İstanbul'unun renkli sokaklarına uzanan anlatım, kendinizi gerçekten o mekânların içinde hissetmenizi sağlıyor. Yazarın dili oldukça şiirsel ve etkileyici. Bazı cümlelerin altını çizme isteği uyandırması da bunun en büyük göstergesi. Kitapta aşk, özlem, aidiyet, kayıp ve insanın kendini bulma çabası güçlü bir şekilde işleniyor. Özellikle karakterlerin iç dünyaları ve geçmişleriyle olan hesaplaşmaları hikâyeye derinlik katıyor. Besti Nine karakteri ise kitabın hafızalarda kalan en etkileyici figürlerinden biri olmuş. Ancak kitabın herkes için kolay bir okuma deneyimi sunacağını söyleyemem. Olay örgüsünün zaman zaman yavaşlaması ve masalsı anlatımın yoğunluğu bazı okuyucuların dikkatini dağıtabilir. Eğer sürekli aksiyon bekliyorsanız sabırlı olmanız gerekebilir. Fakat atmosferi hissetmeyi ve cümlelerin tadını çıkarmayı seviyorsanız kitap size çok şey verecektir. Benim için Uzakların Şarkısı, bitirdikten sonra da etkisi devam eden, insanın zihninde uzun süre yer eden romanlardan biri oldu. Gerçek ile hayalin birbirine karıştığı, uzakların sesini duyuran bu hikâye; farklı bir okuma deneyimi arayanlara gönül rahatlığıyla önerilebilir. "Bazı insanlar bir yere gider, bazıları ise bir yolculuğa çıkar. Bu kitap, ikinci türden bir yolculuğun hikâyesi."
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,781 okunma