Sahi İnsan ölünce içindeki şarkılara ne oluyor, sen bilirsin. Ölüden avucuna hiç şarkı döküldü mü daha önce? Benim döküldü. Küçük oğlum öldüğünde, avuç avuç nine döküldü avucuma. Bir zamanlar ona söylediğim ninniler, Balkan ninnileri, Rus ninnileri, Afrikalı annelerin ninnileri, Çinli kadınların ninnileri, okyanusta küçücük bir adada bir annenin çocuğuna söylediğini bile vardı dökülenler arasında.
Ji esman hatin em,
-Wek kurd-
An
Ji erdê hêşîn bûn bi awakî?
Kengê... çawa... çilo...
Peyda bûn li vî xakî?...
Kes nîne bersiva vê pirsê bide
O bîra tarixê jî ji heq dernayê.
Tiştê tê zanîn
Ji destpêka zemanekî nebinavkirî
Em li vê deverê ne.
Me gêra vî xakî kire war
Û vî warî kire milk
Me xwe jê re feda kir
Ji silqê safî.
Kadınlar, erkekler gibi boğalarla güreşiyor ve boks yarışmasına katılıyordu. Girit’te bir evlenme törenini gösteren bir resimde, kadın ve erkek aynı boydadır. Likya’da soy saptaması için Girit’e olduğu gibi asıl ana ve nine adı sayılırdı. Anadolu halklarının aksine Romalılar ve Grekler toplu ziyafetlerde kadın bulundurmazlardı olimpik ve başka yarışlara kadınlar girmezdi .
Bağırırlar bana sokak uçlarına kadar, ‘Gâvur nine! Gâvur nine!’ diye. Belli ki bunlar gâvuru sanırlar bir başka fenalık. Cahil olmasın kimse, bilmez o zaman başkaları da insandır.
“…Anneler hiç korkmaz sanıyorlar. Annelik ne kız, ne yaşlılık? Anne oldun diye, yaşlandın diye, nine oldun diye sende bir şey değişmiyor ki, sen gene aynı sensin. “