Nasıl olur! Bundan böyle insanın sakin sakin yaşaması, kendi köşesinde durması imkânsız -sakin olmasına imkân yok- suya sabuna dokunmadan, hiç kaygılanmadan deyiminde olduğu gibi, Tanrı korkusu taşıyıp kendini bilerek, kimse rahatsız etmeden, kulübene girmesinler ve etrafı yoklamasınlar diye umut ederek yaşamaya imkân yok; yani kendi evinde olduğun gibi yaşayamayacaksın, hep bilecekler, sözgelimi üzerindeki yelek iyi mi, üzerine oturuyor mu, iç çamaşırın var mı; çizmelerin var mı, tabanları neyle kaplı; ne yersin, ne içersin, ne yazıp duruyorsun? Peki ama bu ne demek canım; istersem kaldırımın ıslak olduğu yerden, belki de çıplak ayakla, çizmelerimi elime alıp geçiyorumdur! Kötü olan şeyleri ne diye yazmalı, her seferinde birinin neye ihtiyacı olduğunu, çay içip içmediğini neden yazıyor? Sanki herkesin de durmadan çay içmesi lazım gibi!
Halka değişiklikten, yeni bir iktidardan bahsedersiniz ama halk ekmeğine bakar. Onu garanti edebiliyorsanız mesele yoktur, edemezseniz sızlanmalar başlar.