Japon edebiyatının en çok hoşuma giden yönü son yazmasına rağmen bunun "tatmin edici" bir son olmayışı, hayat gibi. Ölümle bitmediği sürece konu edilen kişilerin hayatlarının bir şekilde devam ediyor. Hikayeler belli bir trajediyle, mutlulukla bitmiyor. Eğer bu belirsizlikten hoşlanmıyorsanız bu kitabı okumanızı önermem. Çünkü bu kitapta olaylar belli bir amaçla gerçekleşmiyor. Durumun gidişatından bir şeyler tahmin etmeye çalışıyorsunuz ama elinizde kalan oldukça sıradan bambaşka bir olay oluyor.
Yazara gelirsek üslubu oldukça sade, 140 sayfalık bir kitaba göre biraz fazla tekrara düştüğü oluyor. 30 sayfa önce gerçekleşmiş bir olayı tekrar bir paragrafta özetlemiş olması biraz can sıkıcı.
Bunun dışında İthaki oldukça büyük bir boşluğu dolduracak Japon Klasikleri dizisiyle gönlümde taht kurdu. Bundan sonra yayınlanacak kitaplarını da merakla bekliyorum.
Gerçek deniz soğuk ve karadır, içinde hayvanlar kaynar, insanları aldatmak için yapılmış şu incecik yeşil zarın altında sürünerek gezinirler. Çevremde uçuşan periler, kendilerini bu aldanışa bırakmışlar: Yalnızca ince zarı görüyorlar; Tanrı'nın varlığını bu ince zar kanıtlıyor. Ben altındakileri görüyorum! Yaldız cilalar eriyor, parlak, kadifemsi pullar; Tanrı'nın tuttuğu balıkların pulları, bakışımın altında dört bir yandan fırtlıyor, yarılıp açılıyor.